Bursa'da Yönder farkı: 'Yabancı' değil 'yeni' dil

Eğitim sisteminin en çok eleştirilen başlıklarından biri olan yabancı dil, özel okulların hassasiyet noktalarının başında geliyor. Dil eğitimini 'yabancı' değil 'yeni' dil olarak tanımladıklarını belirten Yönder Okulları Eğitim Lider Dilek Gül Güleryüz, "Öğrencilerimize anadilinden sonra sırası ile İngilizce ve İspanyolca dillerini kazandırmak için çabalıyoruz" dedi.

GÜNCEL, 03 Nisan 2018 Salı, 14:07
Bursa'da Yönder farkı: 'Yabancı' değil 'yeni' dil

1-Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Çukurova Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalından mezun olduktan sonra Yeditepe Üniversitesinde Eğitim Yönetimi ve Denetimi Bölümünde yüksek lisans yaptım. Çeşitli kurumlarda uzun yıllar Eğitim Koordinatörlüğü yapmanın yanında, Öğretmen adaylarına Program Geliştirme, Öğretim Yöntemleri ve Ölçme Değerlendirme dersleri verdim. 2014 yılından beri Bursa Yönder Okulları'nda Eğitim Lideri olarak görev yapmaktayım. Aslında bir özel okul olarak değil, Türkiye'nin geleceğine yapılmış bir eğitim yatırımı olarak gördüğüm Yönder Okullarında çalışıyor olmak benim için gurur verici.

2-Türkiye'nin en sevilen eğitimcilerinden biri olan Üstün Dökmen'in kurduğu bir okuldasınız. Üstün Dökmen'in eğitime farklı bakış açısı okula nasıl yansıyor?

Yönder Okulları, Profesör Doktor Üstün Dökmen ve Uzman Psikolog Süleyman Hecebil'in 'suflör kullanmadan yaşamayı öğrenen çocuklar' yetiştirmek şiarı ile çıktıkları yolda, öğrencinin ilgi, merak ve motivasyonunun yüksek tutulacağı eğitim ortamlarında öğrenme sorumluluğunu öğrencinin alacağı, deneme, araştırma ve projeye dayalı bir anlayıştır. Yönder Okulları, öğrencilerin araştırma ve öğrenme sorumluluklarını yerine getirmelerini teşvik eden, onların motivasyonlarını gözeten ve farklılığını önemseyen bir eğitim modeli sunar. Öğretmenlerimiz öğreten olmaktan sıyrılıp yönderlik eden, yol gösteren sorumluluklarını yerine getirmeye teşvik eden kişiler olurlar. Çağımızda sonsuz bilgi, sınırsız belge mevcut; hiçbir öğretmenin gücü ise bir öğrenciye bunların hepsini öğretmeye yetmez. Oysaki ışık tutabilir; nasıl, ne şekilde, ne zaman öğrenebileceğini fark etmesini sağlayabilir. Böylelikle öğrencilerimiz, çocuklarımız bizlerin önüne geçebilir, sınırları aşabilir, keşifler yapabilir, çığırlar açabilir. Öğrencilerimiz ezberleyen olmaktan çıkıp, öğrenme sorumluluğunu alan, araştıran, yaratıcı fikir ve projeler üreten, yönderi ve arkadaşları ile işbirliği yapan, sınıfta ve laboratuvarda faaliyetlere aktif bir biçimde katılan, eğitim faaliyetlerinin en önemli aktörü olur. Tüm bunları gerçekleştirdiğimizde Kurucumuz ve Yönetim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Üstün Dökmen'in şiarına uygun hareket etmiş oluyoruz.

3-Hangi eğitim modelini uyguluyorsunuz?

Yönder Okullarında Uluslararası Diploma Programları, Uluslararası Dil Programları uygulanır. Ancak en önemlisi biz 'Üstün Dökmen Akademi'nin, Yönder Okullarının Yönderlerinin uzun ve meşakkatli çalışmalarından oluşan, programı uyguluyoruz. Küçük Şeyler Anaokulları ve devamı niteliğinde olan Yönder Okulları aynı ilkeler ile ilerleyen ve başarıyı da bu devamlılık ile besleyen kurumlardır. Okullarda başarının şartlarından biri de devamlılıktır. Üç yaşında Küçük Şeyler Anaokullarına başlayan öğrenciler ilkokul ve ortaokulda Yönder Okullarına devam ederek bir kültürün iliklerine işlemesine izin vermiş olurlar. Yıllar boyu öğretmen, öğrenci, yönetici devamlılığını sağlayan kurumlar başarıyı doğal olarak yakalayacaklardır. Üstün Dökmen Akademi'nin Bursa ayağı olan okullarımızda bu durum sağlanmaktadır. Bundan sonra da gözetilmesi gereken bu devamlılığın aynı şekilde sürmesidir. Okullarımızda verimliliği artırmak adına Akademinin de desteği ile birçok çalışma yapmaktayız. Önümüzdeki yılın kayıtlarını tamamladığımız şu günlerde aramıza yeni katılacak Yönder ve Yönderlileri heyecanla bekliyoruz.

4-Özel okul da olsanız uymanız gereken bir müfredat var. Peki, bunun dışında okulun sportif, sanatsal, kültürel imkanları ve yabancı dil eğitimi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Yönder Okulları akademik anlamda eksiksiz, sportif, sanatsal, kültürel anlamda birikimli bireyler yetiştirmek üzere yola çıkmıştır. Öğrencilerimizden bazıları sporcu, sanatçı, dansçı, müzisyen, ressam, oyuncu, basketbolcu olacaklardır. Ancak mühendis, doktor, aşçı, öğretmen, yönetici olan öğrencilerimiz de sanat kültürüne sahip, örneğin dinlediği müzikten haz alabilen, karşılaştığı tablonun hangi akımla yapıldığını tahmin edebilen, basketbol maçı izlemekten ya da hafta sonları oynamaktan keyif alan, bunlar için zaman, para, emek harcayan kısaca hayattan keyif alan çocuklar olsun istiyoruz. Kısaca karanlık yarınlara aydın yetiştirmek amacını gerçekleştirmek için çalışıyoruz.

Öğrencilerimiz basketboldan yüzmeye, bocceden okçuluğa, buz pateninden baleye kadar birçok etkinliği gerçekleştirebilecekleri spor alanlarına ve antrenörlerine, piyanodan seramiğe, tiyatrodan modern dansa, baleden moda tasarıma kadar pek çok etkinliği gerçekleştirebilecekleri sanat alanlarına ve eğitmenlerine sahipler. Kısaca okul içerisinde anaokulundan liseye kadar yüze yakın etkinliğe dokunmuş, tatmış, deneyimlemiş olacaklar. Bu sayede içlerinde olan sanat, spor kıvılcımları seneler içerisinde ateşe dönüşebilecek.

Dilde ise 'konuşabilen' çocuklar yetiştirme amacı ile ilerliyoruz. Önce anadilinde iyi konuşabilen, tartışabilen, münazara edebilen, dinlemeyi bilen çocuklar. Bunun hemen arkasından gelen amaç ise iyi derecede İngilizce, orta düzeyde ise İspanyolca konuşabilen çocuklar yetiştirebilmek. Daha anaokulundan itibaren öğrenciler 'yabancı' değil 'yeni' dil ile tanışırlar. Yabancı bizim kültürümüzde korkulması gereken bir olgu iken 'yeni' her zaman iyidir. Biz öğrencilerimize anadilinden sonra sırası ile İngilizce ve İspanyolca yeni dillerini kazandırmak için çabalıyoruz.

5-Neden İspanyolca öğretiyorsunuz?

Günümüzde İngilizceden sonra büyük önem kazanan bir dil İspanyolca.  Dünyada 500 milyon insanın konuştuğu, 60 ülkede konuşulan bir dil. Yalnızca dili öğretmiyoruz üstelik o dili öğretirken kültüründen, dokusundan, ikliminden dem vuruyoruz. Dolayısı ile öğrencilerimiz iki yeni dil ile beraber yepyeni kültürler de öğrenmiş oluyorlar. Haftada dört saat verdiğimiz ikinci yeni dil çalışmaları ile öğrencilerimiz her yılın sonunda girdikleri DELE sınavlarından başarıyla geçerek uluslararası dil sertifikalarını almaktadırlar.

6-Yönder Koleji'nin öne çıkan özellikleri nedir?

Yönder Okullarında okuyup mezun olan öğrencilerin diğer öğrencilerden en önemli farkı kendi benliğine liderlik etmeyi öğrenmiş olması olacaktır. Çocukların eğitim süreçleri ile ilgili şikayet etmeyen ebeveyn yok denecek kadar az. Öğrencilerin en çok duyduğu söz 'ÇALIŞ'. Oysaki eğitim formasyonu olan herkes bilir ki sözlü uyarıların öğrencilerde etkisi çok azdır. Pek tabii her ebeveynin eğitim formasyonu olmasını bekleyemeyiz ancak, onlar da yaşayarak öğrenir ki hiçbir çocuk siz çalış dediğiniz için çalışmaz, çalışsa dahi verimli olmaz. Bu noktada okulların, öğretmenlerin yapması, yerine getirmesi gereken asıl görev öğrencilerin öğrenmeyi öğrenmesini ve öğrenmeyi sevmesini sağlamaktır. Yönder Okullarında öğrenciler nasıl öğreneceklerinin farkına varır, bilişsel stratejiler geliştirmeyi öğrenirler. Dünya üzerinde ne çok, ne çeşitli, doğruluğu kanıtlanmış, kanıtlanmamış bilgi olduğunu düşündüğümüzde, bizim çocukların karşılarına geçerek öğretmeye çalıştığımız bir iki konunun tüm bunların içinde nasıl küçük bir zerre olduğunu görürüz. O vakit çocukların öğrenebilmeleri, öğretmen eşliğinde olmadan da araştırma yapabilmeleri, bilgiyi ölçeklendirebilmeleri gerekmekte. Bu da ancak okul eğitimi içerisinde kazanımlar verilirken öğrencilerin metabilişlerini güçlendirerek olabilir. Yönder Okullarında öğretmenler sınıf içi ve sınıf dışı faaliyetlerle öğrenme zevkini ve keyfini, araştırma heyecanlarını, merak duygularını, yaratıcılıklarını, biricikliklerini (kendisi gibi olma ve farklı düşünme haklarını), Özgüvenlerini kaybetmeden eğitimlerini sürdürebilmelerini sağlarlar. Böylece öğrencilerimiz hem ulusal hem de uluslararası düzeyde aldıkları yüksek standarttaki eğitimle bilimde, sanatta, sporda, teknolojide ve dünya siyasetinde, kısacası yaşadıkları dünyada söz sahibi olacaklardır.

7-Geçmişte bu kadar çok özel okul yoktu ama son zamanlarda özel okullarda sayı ciddi anlamda arttı. Bunun sebebini bir eğitimci olarak siz neye bağlıyorsunuz?

Türkiye'de içinde bulunduğumuz yıl itibarı ile özel okulda okuyan öğrenci sayısının toplam öğrenci sayısına oranının yüzde 7,11 olduğu görülmektedir. Üç yıl önce bu rakamın yüzde 3 olmasına bakarak çok ciddi bir artış olduğunu; devlet politikalarının da oldukça fazla katkısı olduğu söylenebilir. AB ülkelerinde ise özel okulda okuyan öğrenci sayısının genel öğrenci sayısına oranı yüzde 17 iken Türkiye için hedeflenen oran yüzde 12 olarak ifade edilmektedir. Bursa'da özel okulculuk ise bu oranın mikro bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Özel okulculuk ile ilgili devletin teşvik edici politikaları hem velileri hem yatırımcıları özel okulculuğa teşvik etmekte ve dolayısı ile devlet yükünü özel sektör ile paylaşır hale gelmektedir. Özel okullaşma oranının son üç yılda yüzde 3'ten yüzde 7'lere çıkması özel okul oranının son üç yılda yüzde 100 arttığını göstermektedir. Bu oranın dünya ve ülke konjonktürünün etkisi, devletin ekonomik ve eğitimsel politikalarının katkısı ile yükseldiği bariz olarak göze çarpmaktadır. Bununla birlikte devletin ifade edildiği üzere yüzde 12'lere çıkmasını istediği bu oran için teşviklerin çeşitlendirilerek arttırılması elzem olarak görülmektedir.

8-Eğitim alanında Türkiye'de neler yapılması gerekiyor? Sizce en büyük eksiklik nedir?

2400 yıldır okulların hayat sürdüğünü düşünürsek zamanla her şey gibi eğitimin de mutasyona uğradığı aşikârdır. Okulların değişime ayak uydurması, ancak bunu yaparken kültüre yabancılaşmaması; evrensel bir sistemi benimsemesi ama yerellikten faydalanması, öğrencilerin özeli öğrenmelerine önem verirken büyük resmi kaçırmalarına sebep olmaması gerekir. Özel okulların İnovasyon, teknoloji kullanımı, hızlı öğrenmeler, üstün otelcilik hizmeti derken öğrencilerin özgünlüklerini, varoluşlarını yitirmelerine sebep olacak, en önemlisi (bir daha geri dönüşü olmayan) içinde bulundukları anın kaçırılmasına sebep olacak her şeyden kaçınması gerekir. Çağın gerekliliği olan tüm değişimlerin ve yeniliklerin takip edilmesi ancak insanı insan yapan özelliklerin de her adımda durup düşünülerek hamle yapılması gerekir.

9-Öğrencilerin sürekli bir rekabet ortamına sokulduğu ve sınav stresiyle geçen bir hayatını siz doğru buluyor musunuz?

Rekabet hayatımızın her anında var olan/olacak olan bir olgu. Yarışma, rekabet günümüzün vazgeçilmezleri. Öğrenciler yarışmayı, ama doğru yarışmayı, dürüst yarışmayı, kazanmayı, kaybetmeyi; kaybetmeyi ama yılmamayı öğrenmeli. Ancak bu, öğrencileri agresif bir şekilde birbirleri ile yalnızca kazanma odaklı yapılırsa öğrenciler zamanla bencilleşir ve stresi artar. Bizler okulumuzda yıl boyunca Dubbing Contest (film seslendirme), Spelling Bee (İngilizce heceleme), Quiz Show, Ayak Paleti Yüzme, Kostüm Tasarım, Model Uçak, Model Gemi, Uçan Yumurta gibi onlarca yarışma yaparken, birçok spor dalında yıla yayılmış olarak turnuvalar düzenliyoruz. Tüm öğrencilerimiz bu yarışmaların bir ya da birkaçına katılıyorlar. Bu vesile ile az önce bahsettiğim yarışma becerisini kazanmış oluyorlar. İşte bu beceriler onlara sınav dönemlerinde stres yerine çok büyük kazançlar olarak geri dönüyor. Günümüzde çocuğunu günlük çözdüğü çoktan seçmeli test sorularının sayısı ile ölçen ebeveynler, öğretmenler, yöneticiler olduğu sürece bizim farkımız her daim bariz olacaktır. Yıllardır ulusal sınavlara giren öğrencilerimiz sistemli, düzenli, en önemlisi motive ve yüksek moralle çalışarak stres altında olmadan da her türlü sınavın altından kalkılabileceğini göstermişlerdir.

10-Bir öğrenciyi sınav başarısıyla değerlendirmek doğru mu?

Öğrencileri sadece sınav başarısı ile değerlendirmek pek tabii doğru olmaz. Sınav başarısı hayat başarısı demek değildir. Sınavlar hiçbir zaman amaç olmamalı, amaca giden yolda küçük araçlar olmalıdır. Öğrencilerin sınavlarda gösterdiği başarı tabii ki değerlendirilmeli ve eksikleri var ise giderilmelidir. Ancak öğrencileri yalnızca sınav başarısı üzerinden olumlamak ya da yermek yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir. Çocuğu bir bütün olarak görmek ve değerlendirmek, ona gelişim sürecinde destek vermek isteyen her velinin, her eğitimcinin yapması gereken şeydir.

11-Bir eğitimci olarak daha mutlu çocuklar yetiştirmek için ailelere neler öneriyorsunuz?

Üzülerek söylemeliyim ki saf mutluluk ebeveynlerin tek amacı olursa hiçbir zaman bu amaca ulaşamayabilirler. Amacımız çocuklarımızı hayattan keyif alan, hayata artı katan ve bu hayatı sorgulayan bireyler yetiştirmek olmalı. Hayat içinde mutluluğu, mutsuzluğu, çabayı, doğayı ve daha nicelerini barındıran bir şey. Kısaca kendini gerçekleştirebilecek bireyler yetiştirebiliyorsak doğru yoldayız demektir. Bizler Yönder Okulları olarak bir takım değerlere inançla bağlı çalışırız. Bunların başında pozitif bilim, Atatürkçülük, çağdaşlık, çocuğa ve çocuğun "çocuk olma hakkı"na saygı, herkesin biricik olma özelliğine saygı, çok yönlü ve tüm yönlü gelişimi hedefleyen eğitim, keyifli ve kaliteli öğrenme ortamları, olumluyu vurgulamak, çaba, yaratıcılık, orijinallik, güncel okul, araştırma, işbirliği, katılım gelir. Bu değerlere sahip öğretmenlerle çalışır, öğretmenlerimizin her yılın başında yine bu değerler ile ilgili eğitimler almasını sağlarız. Öğretmenlerimizin gelişimi, huzuru ve mutluluğu okulumuzun başarısında büyük katkı sağlar. Mutlu öğretmenler mutlu çocuk yetiştirir.

Kaynak: Yenidonem

TÜRKİYE
Gri listede yer alan terörist öldürüldü!
Bingöl'de dün düzenlenen operasyonda ölü ele geçirilen 2 kadın teröristten birinin, gri listede a...
SİYASET
Başbakan Yıldırım helallik istedi!
Son başbakan olarak Meclis'te kürsüye çıkıp, helallik isteyen Başbakan Yıldırım, "Son başbakan ol...
SİYASET
Türkiye'den ABD'ye sert yanıt! 'Kabul edilemez'
ABD sözcüsünün 'OHAL seçim' açıklamalarına yanıt veren Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, "T...
SİYASET
Cumhurbaşkanı Erdoğan: En zayıf halka İstanbul
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü 150. Yıl Programı'nda ko...
ASAYİŞ
Bursa Adliyesi'nde korkunç ölüm! Çığlık çığlığa kaldılar
Bursa Adliyesi'ne ifade vermek için gelen 50 yaşındaki Dilek O. adliye çıkışında bir anda merdive...
DÜNYA
Netanyahu'dan İran'a gözdağı: 'Bedel öderler'
İranlı yetkililerin "Saldırgan eylemleri nedeniyle Tel Aviv cezalandırılacak" şeklindeki açıklama...
İstanbullu Gelin'de faş gelişme! 3 ana karakter diziden ayrılıyor
Ozan Güven ve Ece Önen ayrıldı mı?
Yönder Okulları'nda Yeşilçam rüzgârı...
Buse Terim ikinci kez anne oldu! İşte bebeğinin resmi

En Çok Okunan Haberler

Afrin'de şehit olan Bursalı Uzman Çavuş oper...

Afrin'deki Zeytin Dalı Harekatı'nın ardından bölgede...

Bursa yasta... Şehidin ablasından ders gibi ...

Afrin'de şehit düşen Piyade Uzman Çavuş Taner Çobano...

Bursa Adliyesi'nde korkunç ölüm! Çığlık çığl...

Bursa Adliyesi'ne ifade vermek için gelen 50 yaşında...

Herkesin kabusuydu! 2. el otomobilde devrim ...

İkinci el otomobili satışında oldukça sık karşılaşıl...

Bursalı şehit baba ocağına getirildi! Yürek ...

Afrin'deki patlamada şehit olan Piyade Uzman Çavuş T...

Bursa Terminali ablukaya alındı! Kuş uçurtul...

Bursa polisi, terminaldeki tüm giriş ve çıkışları tu...

Şehit Çobanoğlu'nun cenazesi Bursa'ya gönder...

Afrin'de şehit olan Piyade Uzman Çavuş Taner Çobanoğ...

Dev üniversiteler bölünüyor, 15 yeni ünivers...

Hükümet, 15 tane yeni üniversite kurulmasını öngören...

CHP'de hareketlilik! 'Kimseden korkum yok' d...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, cumhurbaş...

Siirt'teki PKK operasyonunda ele geçirildi! ...

Siirt'te devam eden terör örgütü PKK'ya yönelik oper...

Karamollaoğlu'ndan Albayrak'a olay sözler: T...

Enerji Bakanı Albayrak'ın "Mehmetçiğimiz cephede, Af...

Bursalılara illallah dedirten 'köstebek' yak...

Bursa'da su borularına tırmanarak girdiği 11 evden a...

Bursa'da yağmur ne zamana kadar sürecek? Haf...

Bursa bugün yağmura teslim oldu. Sabah saatlerinde e...

Erdoğan: 'Burada bir kumpas var, birileri or...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, derbide yaşanan olaylarla ilg...

Başkan Bozbey'den Gölyazı çıkışı! 'İzin verm...

Gölyazı'da ruhsatsız yapıların yıkılmasına başlandı....