10 Aralık 2016 Cumartesi

  • 3,487 TL
  • 3,683 TL
  • 130,87 TL
  • 75.727
BURSA 11°

Şadi Özdemir: Baro’da demokrasi kazandı

Şadi Özdemir: Baro’da demokrasi kazandı
  • 130

Bursa Baro Başkanı Gürkan Altun ve yönetimini ekibiyle birlikte ziyaret eden CHP Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir, “Baro’da demokrasi kazandı” dedi.

08 Kasım 2016 Salı 21:01 BURSA

Chp Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir ve İl Yönetim Kurulu Üyeleri, Bursa Baro Başkanı Gürkan Altun ve yönetimine ziyarette bulundu. Bursa Baro Başkanı Gürkan Altun ve yönetimini tebrik ederek, başarı dileklerini sunan CHP Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir; “Çok güzel bir Baro kongresi yaşandı. Baro tabii çok ayrı bir önemi olan bir kurum. Bu yeni dönemde baroyu daha da başarılı bir şekilde yönetip daha da yukarılara taşıyacağınıza eminiz. Hem adaletin daha iyi uygulanması açısından, hem de meslektaşlarınızın haklarının daha fazla korunabilmesi ve daha nitelikli hale gelmesi açısından başarılı olacağınıza inanıyorum. Baro'da demokrasinin kazanmasını, demokrasinin yanında olan grubun kazanması bizim de büyük bir memnuniyet duymamızı sağladı. O yüzden sizi tebrik etmek, hayırlı olsun demek için ziyaretinize geldik” açıklamasında bulundu.

“Türkiye'deki şu andaki ortam gerçekten çok kötü” diyen Özdemir, özellikle 15 Temmuz'u fırsata çevirerek, kendi diktatörlüğünü kuran bir yapı oluştuğunu ifade ederek; “ Bütün güç odaklarının üstüne büyük bir baskı uygulanmaya başlanmıştır. Bunun en son örneği Cumhuriyet Gazetesi'ne yapılan baskınlardır. Oradaki yazarları, çizerleri PKK ya da cemaatle bir şekilde ilişkilendirerek onların tutuklanmasını, içeri atılmasını sağlamışlardır. Cumhuriyet Gazetesi kurulduğu günden bu yana özellikle cemaatlerle, özellikle de Fettullah Gülen cemaatiyle mücadeleyi en güçlü şekilde veren gazetedir. Çok partiler geldi geçti, geçmişte kendilerini çok güçlü gören partiler vardı. O partilerin adı sanı kalmadı ortada. Biz biliyoruz ki; Türkiye Cumhuriyeti ilelebet var olacaktır ama şu anda ülkeyi yöneten insanların partileri yine diğer partiler gibi hatırlanmayacaktır bile” dedi.

SORUMLULUK SAHİBİ SİYASET YAPIYORUZ

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugüne kadar mücadeleyi sürdüren bir parti olduğunu ifade eden Özdemir, mahalle temsilciliğine yapılan saldırılara da değinerek; “ Cumhuriyet Halk Partisi'nin de, Cumhuriyet Gazetesi'nin de Cumhuriyetle sonsuza kadar yaşayacağına içtenlikle inanıyoruz. Bursa'da yapılan saldırılar aslında ilk saldırı değil. Biz toplumların gerilmesini istemiyoruz. Hükümetin uyguladığı dışlama, ötekileştirme, yok sayma politikaları zaten toplumu yeterince germiş durumda. Böyle durumda bu gerilen hattın daha da fazla gerilmemesi gerekiyor.

Biz sorumluluk sahibi siyaset yapan insanlar olarak o temsilciliği açmadan bir gece önce tabelaları kırmalarını, birçok yazılar yazmalarını basına taşımadık. Çünkü derdimiz germek değil, buradan haklı çıkıp mağduriyet edebiyatı yapmak değil. Emniyetle de konuştuk, bunu hiç duyurmayalım dedik, yeniden tabela yaptırdık, yeniden boyadık ve bunu burada kapattık. Bir kez daha yapıldı, yine konuyu kapattık. Yapanlar hep aynı grup. Yapanları bir siyasi partinin uzantısı olarak görmek çok yanlış. Orada aklı başında olmayan bir takım kirli davranışları olan insan grupları. Emniyete bu kişilerin kim olduğunu söyledik. Gözaltına alındı, sonra aileler araya girdi. O arkadaşlar bir daha yapmayacaklarına söz verdiler, biz bir şans daha tanıdık. Çünkü bizim amacımız ötekileştirmek değil. Biz ilişkilerin gerilmemesini istiyoruz. Hem emniyet müdürlüğü hem de İçişleri Bakanlığı konunun takipçisiydi. Sonuç olarak bugün gelinen noktada arkadaşlarımız umarım aynı şeyleri tekrarlamazlar. Ancak şu bilinmeli ki; Cumhuriyet Halk Partisi öyle üç beş insanın saldırısıyla ya da hükümetin baskısıyla pes edecek bir parti değildir. CHP Kurtuluş Savaşı'nı veren bir partidir. Biz mücadelemizi yine devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.

CHP Bursa Örgütü olarak görevlerinin kentin kaderini değiştirmek olduğunu belirten Özdemir sözlerini şöyle tamamladı: “Biz bu kentte en az 9 belediyeyi yönetecek bir yapı oluşturulacağına inanıyoruz. 9'dan az belediye olursa başarısızız diyeceğiz. Kentin tekrar yaşanabilir bir noktaya gelmesi için bütün çalışmalarımızı yapıyoruz. Mücadelenizde size başarılar diliyorum. Umarım bir an önce demokratik bir Türkiye olur.”

TEMEL SORUMLULUKLARIMIZ VAR

CHP Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir’in ardından söz alan Bursa Barosu Başkanı Gürkan Altun konuşmasına ziyaretleri için CHP Bursa yönetimine teşekkür ederek başladı. Gerilen her toplumda, her cisimde kopma ve çatışma hali yaşandığını ifade eden Altun; “Bu anlamda göstermiş olduğunuz özverili duruş için size teşekkür ediyorum” dedi. Bursa Barosu olarak günlük siyasetin içerisinde hiçbir zaman olmadıklarını söyleyen Altun, demokrasinin, özgürlüklerin yanında, kentlinin ve yurttaşın yanında olduklarını belirterek; “Bu anlamda biraz önce kentliye ve yurttaşa söylemiş olduğunuz sözleri taahhüt olarak algılıyoruz. Bir gün yönetim kadrolarında partinize ait yurttaşlarımızı gördüğümüzde, çevre hukuku, sanayileşme, ovanın korunması konusunda bu hassasiyetlerinizi size hatırlatacağımıza da emin olun. Biz genelde iktidarı ele geçirenlerin, bir güç sarhoşluğu içerisine girdiğine geçmişte şahit olduk. Bir süre sonra her şeyi ben yaparım, ben bilirim şeklinde, hukuk tanımaz, bilime değer vermez, projelemeye değer vermeyecek şekilde günlük siyasetlerle kenti ve ülkeyi yönettiklerine şahit olduk. Umarım tarihsel bir geçmişi olan, Cumhuriyetle yaşıt olan Cumhuriyet Halk Partisi kadroları bu verdiği taahhütleri tutar” dedi.

Baro olarak kentle ilgili kendilerinin de sorumluluklarının bulunduğunu ifade eden Altun; “Bugün itibariyle bizim de haksız gördüğümüz sanayi tesisleri, BESOB, KOTİYAK, Tekno Kent, onun dışında Uludağ'da yapılan golf sahası, Gököz projesi, Atatürk Stadı'nın yıkılması, İpekiş Fabrikası'nın yıkılması, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi'nde yapılan termik santral gibi gerek imar planlarına çevre hukukuna, kent hukukuna aykırı gördüğümüz ve Bursalıların da aleyhine olan projelerde Bursa Barosu ve çevre komisyonu olarak gereken müracaatları yaptık ve gereken davaları da açıyoruz. Bu anlamda kimden gelirse gelsin talana, yalana dur diyen bir meslek örgütüyüz. Biz sadece bir meslek örgütü değiliz, kanundan kaynaklanan bir mecburiyetle kamunun avukatlığını yapmak durumundayız. Meslektaşlarımız müvekkillerin avukatlığını yapar ama Barolar kentin, kentlinin de avukatlığını yapar. Bu anlamda temel sorumluluklarımız var” diye konuştu.

 

 İPTALE GİDECEKTİR

“Yasadan kaynaklanan mecburiyetlerimiz ve görevlerimiz var” diyen Altun konuşmasını şöyle sürdürdü:  “Biz Bursa Barosu’nda bu düşüncelerle yola çıktık. Meslektaşlarımız da böyle düşünüyor ki; buna cevap verdiler ve bizi seçtiler. Buradan hareketle biz Bursa Barosu mensuplarının da bizimle benzer düşündüğünü, demokrasiye insan haklarına, evrensel hukuka, mevcut iç hukuk yollarına yönelik bakış açılarından bizimle beraber, bizimle benzer gördüklerini düşünüyoruz. Bu anlamda biz avukat olmazsa, savunma olmazsa adaletin topal kalacağını düşünüyoruz. Topal bir adaletle ne demokrasiyi inşa edersiniz, ne demokratik bir ülkede yaşarsınız Şu anda Kanun üstünde kararnamelerle yönetiliyoruz. Evet dilim sürçmedi, kanun hükmünde kararname olduğunu tabii ki biliyoruz ama özellikle söyledim.

Çünkü yargısal denetimi olmayan değişikliklerle yönetiliyoruz.  Anayasa mahkemesi usülden bu başvuruları reddediyor. Zaten bugüne kadar çıkan 10 KHK'nın sadece ilki meclise götürüldü. CHP bunu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Fakat o da usülden görüşülmeksizin, denetime tabii olmadığı gerekçesiyle reddedildi. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, gerekçesi açıklanmazdan evvel, bazı yurttaşlarımız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne KHK'lerdeki uygulamaları götürmüşlerdi. İç hukuk yılları tüketilmediği için AİHM bunu reddetmişti. Tabii beşeri hukuklarda, beşeri devletlerde AİHM hakimlerinde bir ülkenin iç hukukları tanımadığı gibi bir olgu olmamıştır, düşünmemişlerdir. Bu yüzden de başvuruya baktıklarında herhangi bir mahkeme kararı görmedikleri için reddetmişlerdir. Ancak şimdi Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararını gördüklerinde hiçbir iç hukuk yolunun tanınmadığını bu sebeple iç hukuk yoluna gidilemeyeceğini gördüklerinde muhtemelen bütün bu KHK'lerde iptale gidecektir.”

ADİL OLAN ADALETTEN YANAYIZ

Son günlerde yaşanan gözaltılara da değinen Gürkan Altun, Cumhuriyet Gazetesi’nin son olay olmadığını belirterek; “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yoğun gözaltılar başlamış. Türkiye genelinde HDP'ye yönelik 13 milletvekili tutuklandı. Bursa'da 33 parti üyesi gözaltına alındı. Bunlardan ikisi de bizim meslektaşımız. Ve tamamı hakkında 5 gün avukatla görüşme yasağı verildi. Tüm bunlar bizi demokrasiden uzaklaştıran uygulamalar olarak görüyoruz. Tabii ki herkesin yargılanma hakkı var, herkes yargılanır bu ülkede. Ancak gereken tedbirler mevcut iç hukuk normlarıyla alınabilir. Tutuklama en son başvurulması gereken tedbirdir.

 Gözaltı sürelerinin uzun tutulması da bir başka durumdur. Hele biz avukatla görüştürme yasağının ve bunun KHK içeriğinde yer almasını bir hukukçu olarak, Baro olarak anlamadık ve bize de bunun anlatılmasını, izah edilmesini beklemiyoruz. Çünkü hiçbir izahı da yok. Örneği de yok. Fransa'daki OHAL'den örneklemeler yapılıyor ama bakan düzeyinde izlediğimiz bir tartışmada da şu cümle beni bir hukukçu olarak rahatsız etti: Bizim Avrupa Birliği'nden sorumlu Bakanımız, 'ama sizde de var' diye OHAL örneklemesi yaptığında 'evet bizde de OHAL var ama bizde bağımsız yargı da var' dedi. Bu açıkçası bizi yaraladı. Biz de yargımızın etkilenmeden, talimat almadan, iç hukuk yollarına ve evrensel hukuk ilkelerine bağlı etkin ve hızlı bir yargılama yapmasını istiyoruz. Biz zalim olan değil, adil olan adaletten yanayız. Eşitlikçi herkese eşit bakan, kanun çerçevesinde önünde, arkasında olmayan yan yana duran bir yargı özlemliyoruz ve bunun için çabalıyoruz” diyerek konuşmasını tamamladı.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

SONRAKİ HABER

500’e yakın firma İnegöl'de...

500’e yakın firma İnegöl'de...