19 Ekim 2017 Perşembe

  • 3,677 TL
  • 4,345 TL
  • 151,51 TL
  • 106.926
BURSA 25°

Erkan Aydın: 9 Temmuz ‘Dünya Adalet Günü’ olsun

Erkan Aydın: 9 Temmuz ‘Dünya Adalet Günü’ olsun
  • 516

CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın,  Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Manuel de Oliveira Guterres’e gönderdiği mektupla adalet yürüyüşünün sona erdiği gün olan 9 Temmuz’un ‘Dünya Adalet Günü’ olmasını tavsiye etti.

30 Temmuz 2017 Pazar 17:35 GÜNCEL

CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Manuel de Oliveira Guterres’e gönderdiği mektupla 9 Temmuz’un ‘Dünya Adalet Günü’ ilan edilmesini önerdi. Aydın mektubunda, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun destansı çabasına sizin de katkı koymanız en büyük dileğimdir. 9 Temmuz gününü ‘Dünya Adalet Günü’ ilan edilmesi için çağrısında bulunabilirsiniz. Bu sayede her 9 Temmuz’da dünyanın her yerinde adalet kavramı yeniden ele alınarak, güçlü bir şekilde gelecek kuşaklara da aktarabilir” dedi.

CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın, BM Genel Sekreterine gönderdiği mektupla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 451 kilometrelik 25 gün süren adalet yürüyüşünün sona erdiği gün olan 9 Temmuz’un gününün ‘Dünya Adalet Günü’ olmasını tavsiye etti. Aydın, şunları söyledi:

 “CHP Lideri’nin yürüyüş nedeni sadece Türkiye’deki siyasi güdümlü yargı kararlarını protesto etmek değildir.  Dünyadaki tüm adaletsizliklere de karşı bir tepkidir. Yürüyüşün esas amacı adaletli ve yaşanabilir bir dünyadır! Daha önce de bazı liderler yürüyüş yoluyla seslerini dünyaya duyurmuşlardır. Mahatma Gandi’nin “Tuz Yürüyüşü” mesela. İngilizlerin tuz tekelini derinden sarsmakla kalmamış aynı zamanda bağımsızlık mücadelesinin fitilini ateşlemiştir. Bu tepkilerin ortak noktası insanlığın adalet arayışıdır. Bu gezegen her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Misyonunuz gereği bu gidişe “dur” diyebilir, tüm yeryüzünde adalet kavramının öneminin daha iyi anlaşılması için 9 Temmuz gününü “Dünya Adalet Günü” ilan edilmesi çağrısında bulunabilirsiniz. Bu sayede her 9 Temmuz’da dünyanın her yerinde adalet kavramı yeniden ele alınarak, güçlü bir şekilde gelecek kuşaklara da aktarabilir.”

 

Bursa Milletvekili Aydın, BM Genel Sekreteri’ne yazdığı mektupta şunları söyledi;

 Sayın Genel Sekreter,

            Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Görevine geldiğinizden beri çabalarınızı izliyorum. İklim değişikliği, şiddet içeren aşırı akımlar, yükselen ırkçılık ve milyonlarca mülteci gibi büyük meseleler çağındaki adanmışlığınız ve yoğun gündeminizden derinden etkilendim.

            Kriz veya refah dönemi olsa her zaman insan adalete ihtiyaç duyar. Gerçekten de, tarih boyunca insanın en büyük güvencelerinden biri olmuştur. Sosyal bir varlık olan insanoğlu, toplum inşa ederek güç kazanmış, böylece toplumsal evrim süreci başlamıştır. Mağarada yaşayan ilk insanlar, avcılık döneminde paylaşım sayesinde doğada ayakta kalabilmiştir. Adil paylaşım olmasaydı insanoğlu toplumsal evrim sürecini ilerletemeyecek, şüphesiz uygarlık kurması mümkün olmayacaktı. Adalet, zengin bir kavram olmanın yanında aynı zamanda uygarlığın temel taşı olmuştur.

Uygarlık tarihi adalet arayışıyla süregelmiştir. Savaşlar, katliamlar, toplumlararası çekişmeler adaletin bozulması sonucunda ortayı çıkmış, her çağda insanoğlunun felaketine yol açmıştır. Dinler, kuramsal olsun olmasın her dönemdeki ideolojiler de yeryüzünde kalıcı bir adaletin sağlanmasına yetmemiştir. Böylece uygarlık tarihi boyunca en büyük ülkü adalettir. Bu ülkü aynı zamanda felsefenin de temel konusudur.

Platon, “Devlet” adlı eserinde adaleti, kişi ve devlet kapsamında düşünür. Adalet devletin ve bireyin farklı kısımlarının uyumlu ve düzgün ilişkisidir. Kişinin hayatından en etkin biçimde yararlanması adalete bağlıdır. İnsan adil olarak hayattan aldığını verir. İnsan ruhunu üçe ayıran Platon bunların akıl, ruh ve iştah olduğunu söyler. Adalet insanın farklı kısımlarının eşgüdümüdür. Kısacası, Platon’a göre adalet uyumdur. Bir de ilahi adalet anlayışı vardır. Platon’un Euthyphro ikilemiyle anılan diyalogunda anılır. Ahlaki olan ahlaka uygunluğundan dolayı mı iyidir yoksa bu tanrının iradesi midir? sorusuna yanıt aranır.

Doğal adalet kavramı John Locke ile anılır. Doğanın adaletini savunanlar, adaletin fizik kuralları gibi işlediğini söyler. Onlara göre her etkinin bir tepkisi vardır. Adalet bireysel ya da kısmi değildir, evrenseldir. Hiçbir olay alakasız olamaz, her şeyin bir nedeni vardır demektedirler.

Adalet kavramından sonra modern toplum sözleşmesi düşüncesini üreten Thomas Hobbes, John Locke, Jean-Jacques Rousseau ve Immanuel Kant’ın eserlerini görmekteyiz. Düşünürlere göre toplum sözleşmesi, herkesin ortak olduğu bir anlaşmadır. Devletin otoritesini ve hukukun üstünlüğünü geçerli kılar. Yazısız bir antlaşmadır ancak toplum üzerinde eskiden beri etkili ve geçerlidir. Toplum sözleşmesi doğadaki katı ve afaki durumun toplumsal uzlaşıyla bertaraf edilmesidir. İnsanlar, iletişim kurmanın, birlik olmanın faydalarını deneme yanılmayla tarih boyunca anlamışlardır.

Tüm bunların özeti şudur; adalet dünyada insan yaşamının düzenini sağlar. Ancak 21’inci yüzyılın ilk on yılları adaletin en büyük yara aldığı dönem olarak uygarlık tarihine geçmektedir. Gezegenimiz büyük bir felakete sürüklenmektedir. Halen dünyanın üçte biri savaş halinde. Uzun süren savaşlarla gündeme gelen Orta Doğu belki de savaş denilince akla gelen ilk yerlerden biri. Üçüncü dünya savaşına kapı aralamasından endişe edilen Suriye’de altı ülke fiilen 98 farklı silahlı gruba karşı rejimin yanında çarpışıyor. Orta Doğu’da Suriye dışında yedi ülke daha sıcak bölgeler arasında. Çarpışan grup sayısı ise 228. Afrika kıtasındaki 28 ülkede milis, gerilla, ayrılıkçı gruplar ve anarşist gruplardan oluşan 201 farklı yapı yıllardır birbiriyle savaş hâlinde. 16 Asya ülkesinde 155 farklı grup arasında savaşlar yaşanıyor. Bu savaşların yoğun olarak yaşandığı yerlerden en dikkat çekeni ise Afganistan.

Avrupa her ne kadar modern medeniyetin beşiği ve barışın merkezi kabul edilse de 9 ülkede 75 farklı grup arasında iç savaş ve çatışmalar yaşanıyor. Çeçenistan ve Dağıstan yıllarca Rusya’ya yönelik bağımsızlık mücadelesinin ardından iç karışıklık ve çatışmalarla çalkalanıyor. Ukrayna’da bağımsızlığını ilan eden Donetsk ve Lugansk bölgeleriyle hükümetin gerilimi devam ediyor.

Bununla birlikte 2016 Dünya Açlık Endeksi'ne göre, ilerlemelere karşın dünya genelinde hala 800 milyon insanın açlık çekiyor.  Yemen, Güney Sudan ya da Suriye’deki gibi silahlı çatışmalar, açlık ve yetersiz beslenmenin ana nedenlerini oluşturuyor. Böylesine acıklı bir tablo günümüzde adalete ne kadar gereksinim duyduğumuzun da bir göstergesi.

Sayın Genel Sekreter;

Mensubu olmaktan gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu  Türkiye’nin başkenti Ankara’dan 15.06.2017 günü yola çıkarak,   Türkiye’nin en büyük kenti İstanbul’a  yürüyerek yola çıkmış, yürüyüşünü  09.07.2017 günü tamamlamıştır.  451  kilometrelik yolu 25 günde tamamlayan Kılaçdaroğlu’na yolda yüzbinlerce kişi  “Adalet” çığlıklarıyla destek vermiştir. Nitekim yürüyüşün son durağı olan İstanbul Maltepe Meydanı’nda Kemal Kılıçdaroğlu’nu milyonlarca kişi karşılaşmıştır.

CHP Lideri’nin yürüyüş nedeni sadece Türkiye’deki siyasi güdümlü yargı kararlarını protesto etmek değildir.  Dünyadaki tüm adaletsizliklere de karşı bir tepkidir. Yürüyüşün esas amacı adaletli ve yaşanabilir bir dünyadır!

Daha önce de bazı liderler yürüyüş yoluyla seslerini dünyaya duyurmuşlardır. Mahatma Gandi’nin “Tuz Yürüyüşü” mesela. İngilizlerin tuz tekelini derinden sarsmakla kalmamış aynı zamanda bağımsızlık mücadelesinin fitilini ateşlemiştir. Bu tepkilerin ortak noktası insanlığın adalet arayışıdır.

Sayın Genel Sekreter;

Bu gezegen her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Misyonunuz gereği bu gidişe “dur” diyebilir, tüm yeryüzünde adalet kavramının öneminin daha iyi anlaşılması için 9 Temmuz gününü “Dünya Adalet Günü” ilan edilmesi çağrısında bulunabilirsiniz. Bu sayede her 9 Temmuz’da dünyanın her yerinde adalet kavramı yeniden ele alınarak, güçlü bir şekilde gelecek kuşaklara da aktarabilir.

Bir Türk Yazarı Haldun Taner “İnsan ölür, destanlar kalır” der. Sayın KILIÇDAROĞLU’nun destansı çabasına sizin de katkı koyması en büyük dileğimdir. Böylece, 9 Temmuz gününün Genel Sekreterliği görevini yürüttüğünüz Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Adalet Günü” olarak ilan edilmesini teklif eder, en derin saygılarımı sunarım.

Her 9 Temmuz’da Sophokles’in “ben bu dünyaya kin değil, sevgi paylaşmaya geldim” sözünün anımsanmasını dilerim. Bu vesileyle, çalışmalarınızda ve yoğun gündeminde başarılar dileyerek size en derin saygılarımı sunarım.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SONRAKİ HABER

Ölüleri akbabalara yediriyorlar

Ölüleri akbabalara yediriyorlar