Nuri Bilge Ceylan'a yeni filminde telif şoku!

Nuri Bilge Ceylan'ın yeni filmi Ahlat Ağacı'ndaki "Su katılmamış taşralı" başlıklı mektup tartışmalara yol açtı. Metnin yazarı Polat Onat, sosyal medya hesabından, kendisinden izin alınmadığını belirtip bu konuda yasal yollara başvuracağını belirtti.

KÜLTÜR-SANAT, 11 Haziran 2018 Pazartesi, 14:24
Nuri Bilge Ceylan'a yeni filminde telif şoku!

Nuri Bilge Ceylan'ın "Ahlat Ağacı" filminde baş karakter Doğu Demirkol ile kitapçıda oturan yazar Serkan Keskin "taşra ve edebiyat" üzerine sohbet edip ardından tartışmaya başladı. "Taşra ve Edebiyat Sempozyumu"na katılmak istemeyen bir yazarın mektubu hakkında konuştu.

Sinan, "Su katılmamış taşralı" başlıklı mektupta yazılanları hararetle savunurken, yazar Süleyman ona karşı çıktı. Polat Onat'ın 2013 yılında yazdığı bu mektup Varlık Dergisi'nde ve "Edebiyatın Taşradan Manifestosu" kitabında yayınlanmıştı. Polat Onat, Twitter hesabı üzerinden bu mektubun izinsiz kullanılıp sadece jenerikte kendi adına yer verilmesine tepki gösterdi.

Polat Onat "Taşra ve Edebiyat Sempozyumu" Davetine Cevap Mektubu metninin tamamı şöyle:

Değerli Mesut Varlık Bey,

Benim için hoş bir sürpriz oluşturan, büyük onur ve mutluluk duyduğum bu sempozyum daveti için öncelikle çok teşekkür ederim. İstanbul Bilgi Üniversitesi gibi saygın bir kurumun organizasyonu vasıtasıyla, değerli üstatlar Hasan Ali Toptaş ve Şükrü Erbaş ile beraber aynı platformda yer alarak, böylesi önemli bir etkinlikte bulunabilme ihtimali, pek öyle herkese nasip olabilecek bir lütuf değil doğrusu.

Bu nazik jestiniz karşısında, müsaade ederseniz, sempozyumunuza neden katılamayacağım hususunu biraz ayrıntılandırarak anlatmak ve taşra kavramı hakkında bazı fikirlerimi kısaca paylaşmak istiyorum.

Yazma serüvenime ciddi anlamda başlamadan önce kendime bir yol haritası çizdim, belirlediğim bazı hususları prensip edinme gereği duydum. Temel mantık olarak, çoğunluğun yaptığı şeylerin tam aksini yapma motivasyonuna dayanan bu maddelerin hepsini burada tek tek anlatarak başınızı ağrıtmak istemiyorum. İzniniz olursa konumuzla ilgili olanlara kısaca değineyim:

Birincisi: "Hayatım boyunca hiçbir edebiyat dergisinde şiir ya da öykü yayımlamayacak, ürünlerimi sadece kitap halinde paylaşacağım." Müstakil bir yazıyla, bu kararımın farklı nedenlerini uzun uzun anlatmam elbette mümkün. Tek bir cümleyle açıklamam gerekirse; en görünür olma yolunun farklı yöntemler denemek olduğunu, herkesin gittiği garanti yolu tercih etmektense az kişinin tercih ettiği riskli yolu tercih etmenin edebiyat açısından farklı bir ufka yaklaşmaya vesile olabileceği gibi tuhaf bir düşünceyi (yoksa kuruntu mu demeliyim?) kabullenmem olduğunu varsayabiliriz. Tabii ki ayırdındayım, bu yolu uygulayıp da başarıya ulaşan yazarlar yok denecek kadar az. Ama işin merak uyandırıcı dolayısıyla ilgi çekici yönü de bu. Hayatta değil ama edebiyatta riski seviyorum. Normal bir başarı yerine görkemli bir hezimeti daha tercih edilebilir mahiyette bulmuşumdur hep.

İkincisi: "Hiç kimse ile sanatsal birlikteliğe, kolektif akıma, ortak projelere, takım çalışmasına girmeyeceğim ve benzeri bir grup oluşumuna asla katılmayacağım." Sanatın en temel motivasyonunun bireysellik, hadi daha iddialı söyleyeyim mutlak yalnızlık olduğu kanısındayım. Mantıklı açıdan bakan birisi, Türk ve dünya edebiyatından yığınla örnekler vererek benim bu savımda ne kadar haksız olduğumu rahatlıkla kanıtlayabilir kendince. Ancak zamanın ötesine kalabilmek için büyük bir avantaj oluşturan bu faktörleri, şayet karşılaşırsam bilinçli olarak reddetmeyi tercih ederek, kendi dikenli yolumda sevinçle sürünmeyi devam ettirmek kararında sonuna dek ısrarlı olduğumu bu vesile ile vurgulamak istiyorum.

Üçüncüsü: "Ölene dek hiçbir imza gününde, şiir dinletisinde, kitap fuarı etkinliğinde, panelde, sempozyumda katılımcı olarak yer almayacağım." Kabul ediyorum, tamamıyla mantıksız, hiçbir tutarlı dayanağı olmayan bir prensip bu. Edebiyat netice itibariyle; okurlara ulaşmak, mümkünse kavuşmak, onlarla düşünsel açıdan bütünleşebilmek için yapılan bir sanatsal çalışma. Bu bahsi geçen sosyal etkinlikler de doğası itibariyle yeni okurlarla etkileşime geçebilmek için önemli bir fırsat barındırıyor. Ama samimi olmak gerekirse; ben kendi egomu ve kişiliğimi geri planda silikleştirerek, salt ortaya koyduğum yapıtlar vasıtasıyla bir etki oluşturabilmeyi çok daha kutsal ve değerli addediyorum. Bu söylediklerimi saçmalık olarak nitelemesi muhtemel kimi sanatçılara ise büyük saygı duyduğumu, ama en ufak bir sevgi emaresi hissetmediğimi müsaadeniz olursa burada ayrıca ifade etmek isterim.

Şöyle bir durup baktığımızda, yukarıdaki satırlarımda dillendirdiğim olguların hemen hepsinin yoğun bir taşralılık kompleksinin dışavurumu olduğunu iddia etmek de elbette mümkün. Hayatım boyunca ben taşramı her zaman yanımda taşıdım. Benim taşram içinde yaşadığım odamdır. Sabah kahvaltısını Batman'ın Tilmiz köyünde yapıp, akşam yemeğini İstanbul Beyoğlu'ndaki bir lokantada yemenin hiçbir zorluk içermeyen, gayet sıradan bir olay mahiyeti taşıdığı zamanlarda yaşıyoruz. Taşra olgusunu 19. yüzyılın başlarında ortaya konmuş yerel kısıtlanmışlık mahiyetiyle ele alan yaklaşım, günümüzde bence tuhaf duruyor, dahası komik kaçıyor. Kanımca taşra kavramı, mekânla sınırlanamayacak bir zihinsel algı biçiminin farklı varyasyonlarını tanımlayıp sınıflandırmadan somut olarak teşhis edilemez. Olayı sadece mekan algısı boyutuyla ele alma yanlışına düşülürse en temel paradigma konusunda vahim bir yanılgı içine girilmiş olur diyeceğim. Örneklemem gerekirse şöyle bir soru sorardım: İstanbul'un Sultanbeyli Mahallesi'nin Kengirli çıkmazı mı, Ankara'nın Kızılay Semti'nin Konur Sokağı mı? Sizce acaba bu iki mekan seçeneğinden hangisi taşra vasfıyla kategorize edilerek tanımlanmaya daha müsait?

Teknolojinin önemi tartışmasız tahakkümünü kimi zaman gönüllü, kimi zaman zorunlu olarak hayatımızda başat öge haline getirdiğimiz bu çağda, taşra kavramını sözlük manasındaki dar anlamıyla tartışmak bence abesle iştigal olur. Taşra olgusu, zihinsel olarak güçlü bir kısıtlanmışlığın tezahürünü, sınırları belirsiz muğlak yalıtılmışlıkları bünyesinde yoğun olarak barındırıyorsa gerçek manasına kavuşur. Böylesi bir sürecin, ortaya konan sanatsal verimin kalitesine ve niteliğine yansımaları olumlu mu olur, olumsuz mu olur? Her konuda olduğu gibi bu konuda da genellemeye gitmek yanlış olacak. Ama ben taşradan nadiren iyi edebiyat çıkacağına inananlardanım. Ancak bu nadir çıkan iyi edebiyatın da taşra haricinde üretilen diğer üst düzey yapıtlardan çok daha kalıcı nitelik taşıyacağını savını dillendireceğim.

İstanbul doğumlu ve ömrünün bir kısmını İstanbul'da geçirmiş, ama hayatının sanatsal bilince erişme çabası taşıyan kısmının tamamını Güneydoğu Anadolu'da yaşamış, bundan sonraki ömrünü de herhangi bir aksilik olmazsa aynı mekânda geçirmeyi planlayan biri olarak, taşralı olmamı yaşadığım mekana veya ortama değil, içimde gittikçe büyüyen devasa yalıtılmışlık hissine bağlıyorum. Aslına bakarsanız taşra olgusu kendi mahiyeti hakkında derinlikli konuşmalar yapacak, orijinal analizlerde bulunacak bir zihni zenginlik sürecini bünyesinde taşıyamaz. Kendisi hakkında net teşhislerde bulunacak global bir perspektife oturmuş bir taşralılık, kavuşulması en uzak bir hedef olarak hep önümüzde duracak gibi.

Kusura bakmayın laf lafı açtı, vaktinizi aldım Mesut Bey. Ama bunca lütufkâr bir şekilde davet ederek beni onurlandırdığınız bu nazik teklifinizi kısa bir cevapla reddetmek büyük kabalık olurdu muhakkak. Neden kabul edemeyeceğimi size ana hatlarıyla böyle açıklayarak gerekçelendirmek istedim.

Ben su katılmamış, has bir taşralıyım! Yoksa böyle değerli bir davete nasıl icabet edilmez ki? Bunu ancak bir taşralı yapabilir! Oraya gelip taşra hakkında görüşlerimi sunsaydım, kimliğimin önemli ve zavallı bir parçası olan taşralılığımı kaybedecektim. Bunu asla göze alamam!

Satırlarıma burada son verirken çalışmalarınızda kolaylıklar diliyor, yürekten selamlarımı iletiyorum. Hoşça kalınız.

POLAT ONAT

20.03.2013 / Batman

TÜRKİYE
Türkiye'ye küstah tehdit!
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye karşıtı tutumuyla bilinen Alman Hristiyan Demokrat Birliği (CDU)...
TÜRKİYE
Türkiye için tarihi gün! İlk inişi Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı taşıyan "TC-ANK" adlı uçak, dünyanın sıfırdan yapılan en büy...
SAĞLIK
2 haftada 10 kilo verdiriyor!
Fazla kilolar hemen hemen herkesin sorunu. Peki vücudunuzu kısa sürede nasıl forma sokacağınızı b...
EKONOMİ
Bakan uyardı: 'Patates ve soğanda fırsatçılık yapanlara...'
Patates ve soğan fiyatlarındaki artışlar üzerine açıklama yapan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent T...
SİYASET
Erdoğan'dan Suriyelilerle ilgili flaş açıklamalar! Tarih verdi...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep mitinginde "Seçimin ardından tüm Suriye topraklarını güvenli hal...
ASAYİŞ
Bursa'da barışma çabası kanlı bitti! Biri toprağa biri cezaevine...
Bursa'nın Karacabey ilçesinde, eşiyle barışmak isterken kayınbiraderi tarafından öldürülen adam g...
Bursa'da evi yanan ailenin yüzü Başkan Dündar sayesinde güldü
Bursa'da Osmangazi Belediyesi yıktı, vatandaşlar teşekkür etti
Bursa'da oy için engel yok! Evden alınıp sandığa götürülecek
MHP Bursa Milletvekili adayı Zırhlıoğlu: 'Siyaset kurumu önceliklerini gözden geçirmeli'

En Çok Okunan Haberler

Türkiye bu patronu konuşuyor! 20 çalışanına ...

Sivas'taki bir iş adamı çalışanlarına bayramda çifte...

Bursa'da kan donduran olay! Genç kadın bebeğ...

Bursa'da Suriye uyruklu genç kadın, evinde bebeğinin...

Bursa'da ölümlü kaza! Yakınları fenalık geçi...

Bursa'nın Kestel ilçesinde yolun karşısına geçmeye ç...

Bursa'da oğlunu öldüren baba herkesi ağlattı!

Bursa'da oğlunu öldürmekten yargılanan Gürbüz Alnıak...

Bursa'da yürek yakan kaza! 4 yaşındaki çocuk...

Bursa'nın İznik ilçesinde, ailesiyle otobüsten inen ...

Bursa'da otobüs devrildi! Ölü ve yaralılar v...

Bursa'nın Harmancık ilçesi yakınlarında, cenazeye gi...

'İmar Barışı' bekleyen Bursalılar dikkat! Do...

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, ...

Bursa'da genç kız sırra kadem bastı! Ailesi ...

Bursa'nın İnegöl ilçesinde kaybolan 18 yaşındaki Sel...

Bursa'da filmlere konu olacak olay!

Bursa'nın Kestel ilçesinde düzenlenen uyuşturucu ope...

Bursa'da kayıp alarmı! 10 gündür haber alına...

Bursa'da 10 gün önce kaybolan 17 yaşındaki genç kızd...

Bursa'da can pazarı! İki araç kafa kafaya ça...

Bursa'da İznik'ten Yenişehir istikametine giden kamy...

Bursalılar bayramda oraya akın etti

Ramazan Bayramı tatili otel işletmecilerinin yüzünü ...

Vicdansızlığın böylesi... Bursa'da aynı soka...

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde aşırı hızla giden sürücü...

Bursa'da barışma çabaları kanlı bitti! Enişt...

Bursa'nın Karacabey ilçesinde 2 çocuk babası Bülent ...

Bursa'da korkunç cinayet! 'Beni yakarsan içe...

Bursa'da gece birlikte gezmeye gittikleri kahveci Mu...