17 Ocak 2018 Çarşamba

  • 3,816 TL
  • 4,670 TL
  • 162,61 TL
  • 114.319
BURSA 10°
Cafer GENÇ

Cafer GENÇ

yenidonemgazetesi@gmail.com
13 Ocak 2018 Cumartesi 06:08

EĞİTİMDEKİ SIRRIN DÜĞÜMÜ

Eğitim, fertlerin ve milletlerin hayatında önemli yer teşkil eder. Eğitimin, yaşayışımıza yön vermesindeki sırrın düğümü öğretmenler tarafından çözülmektedir. Öğretmenler, bu sırrı çözme konusunda sanatını, maharetini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, söz konusu “insan” olunca, eserlerine paha biçmek mümkün olmayacaktır. Bilgisi (aklı) ve becerisiyle para kazanılan bir mesleğin mensubu olan öğretmenler, dünyanın en ağır işini yapan emek işçileridir. Bu emeğin içinde çalışmak, fedakârlık, sahiplenmek, sorgulamak, ilgi, sevgi, duygu, cefa, vefa, vicdan, ahlâk, anlayış, yaklaşım, görev ve sorumluluk... vs ne ararsanız vardır. Eğitim, bugün, bu düşünceler içerisinde olan idealist öğretmenler sayesinde ayakta durmaktadır. Durum böyle olunca, “öğretmen” konusunda pek çok sorun ve sıkıntı karşımıza çıkmaktadır. Bunlara kısaca değinmek istiyorum.

   Basında ve kamuoyunda, öğretmenlerle ilgili olan ve eğitimle bağdaştıramadığımız dövülme, öldürme, taciz, şiddet, hakaret... vs gibi olumsuz, kötü örneklere üzülmekteyiz. Şahsi ve münferit olaylar demiş olsak bile, eğitim camiasında olunca işin boyutu farklı algılanmaktadır. İnandırıcı olmakta zorlanılmasına sebep olmaktadır. Üzüldüğümüz bir diğer konu da öğretmenin itibarı ve öğretmenlik mesleğinin saygınlığıdır.

   Eğitim sorunlarını çözmüş olan gelişmiş ülkelerde öğretmenlerin çok yüksek maaş aldıklarını, ekonomik sorunlarının olmadığını, itibar (saygınlık) konusunda sıkıntı yaşamadıklarını, öğretmenliğin en önde gelen gözde mesleklerden biri olduğunu söylemek zorundayım. Ancak, bu ülkelerin öğretmenleri, bizim öğretmenlerimiz kadar mesleklerinden zevk almadıklarını, mutlu olmadıklarını, gayretli çalışmadıklarını, fedakârlık yapmadıklarını, unutulmayan anılar yaşamadıklarını, anlayış ve yaklaşım konularında samimi olmadıklarını belirtmek istiyorum. Çünkü eğitim sistemleri ve eğitim hayatları bilinen bir düzen ve şeklini almış (oturmuş) uygulama biçimi içerisinde resmi ve ciddi bir şekilde yerine getirilmektedir. Öğrenci, öğretmenine adıyla veya soyadıyla hitap etmektedir dersem, sizlerin tuhaf bulacağınızı tahmin ediyorum. Elbette, bunun sosyal yapıyla, kültürle ve ekonomiyle yakından ilgisinin olduğunu da göz ardı etmemek gerekir.

   Eğitim konusunda otorite olan, bu işin duayeni sevgili dostum Sakin Öner Bey’in, öğretmen yetiştirilmesi konusunda bir paylaşımını okumuştum ve yorum yapmıştım. Şöyle diyordu: “Eğitimin temeli, öğretmendir. Öğretmenlik özel bir ihtisas mesleğidir. Hiçbir eğitim aracı, gereci, teknolojisi, donanımı, materyali ve yöntemi, öğretmenin yerini tutamaz. PISA Direktörü Andreas Schleicher, Türkiye’nin PISA’daki durumunu değerlendirirken “Öğretmenleriniz ne kadar iyiyse, eğitim sisteminiz de o kadar iyidir” demiştir. Türkiye’de öğretmen eğitimi, 16 Mart 1848’de Dârülmuallimîn adlı öğretmen yetiştiren okulun açılışıyla başlamıştır” dedikten sonra, “Son olarak 2014 yılında Öğretmen Liseleri de kapatılmış ve böylece öğretmen eğitimi veren eğitim kurumu kalmamıştır.” diyerek durumu güzel bir tarihi kronoloji ile belirtmiştir. Ben de, “YÖNETİCİ VE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME: Öğretmen yetiştiren müstakil yüksek eğitim-öğretim kurumları, akademiler olmalıdır. Maaş ve özlük hakları itibarıyla cazip hale getirilerek öğretmenin itibarı, öğretmenliğin gözde meslek olması düşünülmelidir ve öncelikle tercih edilir hale getirilmelidir. 5 yıllık müstakil bir eğitim fakültesinin son senesi, yöneticilik ile ilgili olmalıdır. Bunun, bilimsellik ve kalite açısından anlamlı olacağına ve ihtiyaca cevap vereceğine inanıyorum. Öğretmen ve yönetici yetiştirmede bilimsellik ve profesyonellik esas alınmalıdır.” diye yorum yapmıştım. Öğretmenin, öğretmen yetiştirmenin, öğretmenliğin (eğitim mesleğinin) önemini vurgulamış olduk.

   “EĞİTİM DÜNYASI” köşemde, öğretmenlerimizle ve öğretmenlik mesleğiyle ilgili pek çok yazı yazdım. “Adını Sevgi Koydum”, “Özel ve Güzel İnsanlar, Selam Sizlere”, “Siz Hiç Öğretmen Tanıdınız mı?”, “Eğitimin Fedaileri: Öğretmenler” bunlardan bazıları diyeyim de okumanızı istediğimi hatırlatmış olayım. “Eğitim sırrının düğümünü öğretmen çözer” demiştim ya, şu örneğimin bunu çok iyi anlatacağını düşünüyorum. Bir öğretmen derse girdiğinde ayağa kalkmayan, uyuyormuş gibi duran bir öğrencisini görüp, “Benim geldiğimi görmedin mi? Terbiyesiz, saygısız, bunun hesabını sana sorarım” demesi ile “buyurun, oturun” dedikten sonra, gördüğü o öğrencinin yanına gidip “Derse girdiğimi görmedin herhalde. Hasta mısın? Gece uyumadın mı? Bir sıkıntın mı var? Söylemek, paylaşmak ister misin? Senden böyle bir tavır ve tepki beklemediğim için merak ettim, ne oldu?” demesi arasındaki fark, öğretmenin ve öğretmenlik mesleğinin inceliğini ifade etmektedir. Öğrenciyi kazanma ve kaybetme noktasında eğitim için “dünyanın en zor işi” diyorum. Bu işi, mesleklerinin özelliklerini ve güzelliklerini yaşayanlar çok iyi bilirler. Pek çoğumuz, her sabah, “Ben işe gidiyorum” diye evden çıkarken öğretmenler, “Ben işe gidiyorum” dememiştir. Sevimli ve sıcak yuvası bildiği “Okuluma gidiyorum” demiştir.

SÖZÜN ÖZÜ:  İnsan olarak yaradılışımızdaki sırrın düğümünde gizli olan erdemleri öğretmenlerimize sormanızı isterim. Öğrencilerini, öğreterek meslek sahibi yapmanın yanında, eğiterek de hayata hazırlayan, ideal insan olmalarını sağlayan, olağanüstü gayret gösteren ve bu uğurda her türlü fedakârlığı yapan, mesleğini sanatkârane anlayışla yerine getirerek şaheserler yaratan sevgili öğretmenlerimizin kıymetini bilelim...

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

YAYINLARIMIZ