17 Ocak 2018 Çarşamba

  • 3,816 TL
  • 4,670 TL
  • 162,61 TL
  • 114.319
BURSA 10°
Cafer GENÇ

Cafer GENÇ

yenidonemgazetesi@gmail.com
14 Ocak 2018 Pazar 06:01

OKUL ÇEŞİTLERİ MESELEMİZ

Dünkü köşe yazımda öğretmenlerimizin itibarının korunmasından, öğretmenlik mesleğinin öneminden söz etmiştim. Öğretmen yetiştirme konusundaki ihmalimizi ve eksikliğimizi dile getirmiştim. Bu konulardaki sorunlarımızın ve sıkıntılarımızın halledilmesiyle, hayatımıza yön veren eğitimin sırrındaki düğümün çözüleceğini belirtmiştim.

Bugün, öğretmen yetiştiren MÜSTAKİL yüksekokullarımız, akademilerimiz, üniversitelerimiz bulunmamaktadır. Eğitim Fakültelerimiz de, istenilen sonuçları elde etmemiz bakımından yeterli olmamaktadır. Öğretmen yetiştiren okullarımız ile ilgili mevcut durum böyleyken, öğrenci yetiştiren okullarımız için de benzeri durumun olduğunu söylememiz mümkündür. Mevcut okullarımızı biliyorsunuz. Bu okullarımızı, “OKULLARIMIZIN ÇİLESİ ...” başlığı ile tek tek ele alarak anlatmıştım. Bugün de, "Hangi okullarımız olmalı?" diyerek bu okullarımızın nasıl olması gerektiğini belirtmek istiyorum.

   OKUL ÇEŞİTLERİ OLARAK:

   a) OKUL ÖNCESİ EĞİTİM VE İLKOKUL

   b) ORTAOKUL

   c) LİSELER: (1- "BİLİM-TEKNOLOJİ LİSELERİ, SPOR LİSELERİ VE SANAT LİSELERİ, 2- ANADOLU-FEN LİSELERİ, 3- GENEL LİSELER, 4- MESLEK LİSELERİ

Daha önce, altyapı eksikliği sebebiyle, okul çeşitlerimizi de belirten 4+4+4 eğitim sisteminin yanlışlıklarını belirtmiştim. Bunun yerine, okul öncesi (Anaokulu, ana sınıfı) ile ilkokulun 2+5 (7 yıl), ortaokulların, 1+2 şeklinde (3 yıl), liselerin ise  3+1 (4 yıl) olarak, düzenlenmesi düşünülseydi çok faydalı ve isabetli olacağını ifade etmek istiyorum.

Bu düzenlemeyi şu şekilde açıklarsam konu daha iyi anlaşılacaktır: İlkokulların, okul öncesi eğitiminin bölünmüş 2 yıllığı müstakil anaokulu şeklinde olabileceği gibi, 5 yıllık ilkokul bünyesinde anasınıfı şeklinde düzenlenmesi de mümkün olacaktır. Bu düzenlemede, yaş gruplarının sosyal, psikolojik ve fiziki durumları dikkate alınmış olunmaktadır. Okul öncesi eğitimin önemine binaen, zorunlu hale getirmekten ziyade, teşvik edilerek cazip hale getirilmesi ön planda olmalıdır. 10-11 yaş, ergenliğe geçiş dönemidir. 7-11 yaş grubu ilkokulun, ortaokuldan ayrı olması uygun olur. İlkokulların 1. sınıfları, öğrencilerin okula niçin geldikleri anlayışının oluşması için tamamen eğitim ağırlıklı olmalıdır. Sadece, “Hayat Bilgisi” dersi verilmelidir… Henüz ana kucağının sıcaklığından ve evin sıcak ortamından, buz gibi büyük bir beton yığını olan binaya (okula) ve kalabalık bir topluluk içerisine gelmiş olan bir öğrenci, ısrarla, “okuma-yazma” öğrenecek diye zorlanmamalıdır. Daha ilk yılda bıktırılmamalıdır. Ödevini yapmakta zorlandığı zaman ağlatılmamalıdır. Daha ilk günlerde nefret duygusu ve düşüncesi içerisinde olmamalıdır. Oyun, müzik... vs. gibi sosyal etkinliklerle eğiterek, öğreterek eğitime hazırlanmalı, okula severek, koşarak gelmesi sağlanmalıdır. Okumaya ve yazmaya hazır hale getirilince (2. dönemde veya 2. sınıfta) geçilmelidir.

İlkokulda alınan eğitimle ve öğretimle öğrencinin yeteneği, becerisi ve ilgi alanı kendini göstermiş, belirlenmiş olmaktadır.  5. sınıfta, sınıf öğretmeninin raporu doğrultusunda, bir komisyonun kararı ile öğrencinin bu durumu 6. sınıfta bilimsel olarak tespit edilmelidir. Ortaokullar, tamamen bilgi, beceri, yetenek gibi ilgi alanlarının tespitini yapmayı, “ilgi”ve “bilgi” alanına göre yönlendirmeyi amaçlamalıdır. Öğrencinin ilgi alanına ve yeteneğine göre düzenlenmelidir. Resim, Müzik, Spor, Matematik, Fen vs. sınıfları olmalıdır. Yönlendirme ve branş sınıflarına yerleştirmeyle bu öğrencilere, yetenek ve ilgi alanlarının derslerini ağırlıklı olarak alacakları bir program uygulanmalıdır. Mesela, 7 ve 8. sınıfta resime, müziğe, spora, edebiyata, fene ve matematiğe ilgi duyan öğrenciler, bu alanla ilgili dersleri haftada en az 10 saat almalıdırlar. Ortaokul öğrencisi, branş sınıflarında eğitim-öğretim almasıyla, ilgi alanını ve yeteneğini olgunlaştırmış, şekillendirmiş olacaktır.

Liselerde ise tamamen alan-bölüm ağırlıklı dersler uygulanmalıdır. Bu dersleri, ilgi alanına ve yeteneğine göre alacak olan öğrenci; okulu, okumayı, çalışmayı sevecek ve başarılı olacaktır.

Liseler, 4 bölüm olarak şu şekilde düzenlenmelidir.

Bilim - Teknoloji, Spor ve Sanat Liseleri: Her ilden, çok üstün zekalı, yetenekli seçilmiş öğrenciler için eğitim verecek okullar olmalıdır. Bu öğrenciler, teknoloji üretecek ve geleceğin bilim adamı, sporcusu ve sanatçısı olacak şekilde eğitim-öğretim almalıdırlar. En iyi imkânlarla devlet tarafından yetiştirilmelidir. Bu okulların, pilot bölge uygulamasıyla belirli merkezlerde olmaları, toplanmaları düşünülmelidir.

Anadolu-Fen Liseleri: Bu okulların fen bölümüne sayısal ağırlıklı (mühendis, doktor, sayısal branş öğretmeni... vs.),  Anadolu bölümüne sözel ağırlıklı (hakim, kamu yönetimi, sözel branş öğretmeni... vs.) öğrenciler alınmalıdır.

Genel Liseler: Kamu kurumlarının ve kuruluşların memur, ara elaman ihtiyacı amacıyla, akademik eğitim yapamayacak olan öğrenciler için zorunlu lise eğitimi olarak düzenlenmelidir.

Meslek Liseleri: İllerin ve bölgelerin özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre, öğrenci ve velilerin istek ve talepleri doğrultusunda açılacak bölümlerin olacağı kurumlar şeklinde planlanmalıdır. Bu okullarda, meslek ve iş eğitimiyle, sanayi ve iş sektörünün eleman ihtiyacı karşılanmalıdır. Her ilde, hangi meslek liselerinin ve bölümlerinin olması gerektiği, Milli Eğitim Müdürlüğü’nde bir komisyonu tarafından kararlaştırılmalıdır. Meslek lisesi adı altında bu okullarda, alan-bölüm isteğine göre sınıflar oluşturulmalıdır.

En kısa haliyle özet olarak açıkladığım yukarıdaki bilgiler için, "istatistiklerin" ve "planlamanın" çok önemli olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Ayrıca, bu konularda uzman olanların incelemesine ve yeni düzenlemeler yapmasına ihtiyaç vardır.

Günümüzde bilim, teknoloji, spor, sanat alanındaki gelişmeler, yenilikler, başarılar; bilgiyi kullanmakla, beceriyi ortaya çıkarmakla, yeteneklerin kullanılmasını sağlamakla mümkün olur. Bu da eğitimde medeni ve modern anlayışlarla, ciddi ve bilimsel yaklaşımlarla gerçekleştirilir. Her öğrencinin kavuşmak ve yaşamak istediği hayalleri, başarılı olacağı ilgi alanları vardır. Bütün mesele, öğrenciye bu imkânı, fırsatı, ortamı sağlayacak yapılanmayı mümkün hale getirmektir.  Öğrenciler, çok çeşitli seçeneklerle yönlendirilmelidir. Bu bağlamda, “kime göre, nerede, nasıl?” sorularının, “bana göre, benim için, her yerde, her zaman, ideal, çağdaş, bilimsel eğitim olması” şeklinde cevap bulacağı bir eğitim sisteminin uygulanmasıyla mümkün olacağını bilmemiz gerekmektedir.

Öğrenciye çeşitli öğretim metotlarıyla “öğrenmeyi öğretmiş olmak” gerekir. Öncelikle hayata hazırlanmalıdır ki, bilginin hamalı değil, günlük hayatında uygulayıcısı olmalıdır

SÖZÜN ÖZÜ: İstiklalimiz ve istikbalimiz olan evlatlarımızın, ideal bir anlayışla en iyi imkân, ortam ve eğitim sistemi içerisinde yetiştirilmesi hepimizin ortak temennisidir. Bu, bir millet ve memleket meselesidir. Dolayısıyla, ilgili olan herkes, konunun ciddiyetini ve önemini anlamış olmalıdır. Eğitim bilimsel bir konudur. Çok iyi incelenmesi, değerlendirilmesi, planlanması ve uygulanması gerekmektedir. Eğitimde, “sözde” değil “özde” yapılacak yeniliklere ihtiyacımız vardır. “Eğitim Reformu” ile köklü ve kalıcı değişiklikler düşünülerek geleceğe yatırım yapılmalıdır. Eğitimciler, “günü kurtarmak” anlayışı içerisinde olmamalıdır. Aksi takdirde bu durum, günleri (zamanı) ve geleceği kaybetmemize sebep olacaktır.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

YAYINLARIMIZ