20 Eylül 2017 Çarşamba

  • 3,488 TL
  • 4,185 TL
  • 147,44 TL
  • 104.918
BURSA 31°
Yusuf KAYIŞOĞLU

Yusuf KAYIŞOĞLU

ykayisoglu@yenidonem.com.tr
31 Ağustos 2017 Perşembe 06:11

O, saati sordu. Paşalar: “Üç” dediler

Büyük Taarruz için,

“Dağlarda tek, tek ateşler yanıyordu.

Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki

şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

güzel, rahat günlere inanıyordu

ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerin yanında,

birdenbire beş adım sağında onu gördü.

Paşalar onun arkasındaydılar.

O, saati sordu. Paşalar: “Üç” dediler.

Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi durdu.

Bıraksalar ince, uzun bacaklarının üstünde yaylanarak

Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı” diyor, Nazım.

Bu büyük destanı, Türkçe’nin en büyük şairi işte böyle özetliyor.

95 yıl önce kazanılmış büyük bir zaferle taçlanmış Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinin savaşsız, güzel günlerle dolu olması için hepimize düşen tek bir görev var.

O da:

“Benim değil, bizim diyebilecek, birbirine düşman edilmiş değil, bütün insanlığın kabul ettiği değerlerle bütünleşmiş kuvvetli bir nesil yetiştirmek.”

Bunu başarabilecek adımlar attığımız sürece Çanakkale’de, Kocatepe’de, Sakarya’da, Anadolu’nun her karış toprağında vatan için şehit düşmüş ecdadımızı huzura eriştirmiş oluruz.

Unutmayalım!

Onlar, birlikte yaşayalım diye şehit düştüler.

95 yıl önce Afyon Kocatepe’de genç Cumhuriyeti müjdeleyen Büyük Taarruz emrini veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını bugün minnetle anabiliyorsak, özgürce bu topraklarda yaşayıp, kendi kendimizi yönetebilecek adımları atabiliyorsak; bu onların bize bıraktığı özgür ve bağımsız Türkiye sayesinde oluyor!

Sahip çıkalım.

 

DİSİPLİN YETMEZSE NE YAPACAKLAR?

Esasla ilgimiz yok.

Varsa yoksa her şeyde ya magazinsel bir unsur bulmaya çalışıyoruz ya da esası gözden düşürmeye yönelik bir aksiyon!

Oysa…

Her konuşulan, her yapılan eylem üzerinde yönetenlerin özenle durup düşünmesi gerekiyor.

Karşıtlık üzerinden değil, Türkiye’nin daha iyi olabilmesi için var olan bütün eylemselliklerden sonuçlar çıkarma işi de esasında vatandaşın değil, devleti yönetenlerindir.

CHP’nin Adalet Yürüyüşü’nün ardından Çanakkale’de gerçekleştirdiği Adalet Kurultayı’nda dört gün boyunca gerçekleştirilen panel ve çalıştaylarda konuşulanları değil de üç kişinin içki içmesinin çok önemliymiş gibi öne çıkarılmasının altında yatan neden, karşıtlık üzerinden iktidar yaratmak!

İktidar kanadının bir zamanlar, “Kimsesizlerin kimsesi” olarak kabul gören ismi, içki içenlerin CHP tarafından partiden atılacağının açıklanmasını “Disiplin yetmez” sözüyle değerlendirmesi ister istemez akla Türkiye Cumhuriyeti’nin sona erdiğini, Erdoğan’la yeni bir Türkiye kurulduğunu açıklayan Ayhan Oğan için “Kişisel değerlendirmesidir” dedikleri düşünülünce…

Ortaya bir çelişki çıkıyor!

Üç kişinin içki içmesi kişisel değil, ama Türkiye Cumhuriyeti’nin bittiğini, yeni devletin kurulduğunu açıklayan Oğan’ın tutumu kişisel olabiliyor!

Kaldı ki…

CHP, içki içenlerle ilgili disiplin soruşturması başlatırken, alenen suç işlediği iddia edilen Oğan hakkında hiçbir işlem yok!

Hangisi yetmez acaba?..

 

DİKKAT DİKKAT!..

Kamudaki tatile serbest piyasadaki tatil de eklendi.

Yollar, bir an önce tatile gitmek isteyenlerle dolu…

Sevenlerine kavuşup daha çok vakit geçirmek isteyenler araçlarının gaz pedalına biraz daha şevkle basıyorlar doğal olarak.

Ancak…

Gaza basarken sınırları zorlamamak, makul olanda durmak çok önemli.

Dikkat edelim, gaza gelip, kazaya neden olmaktansa biraz daha yavaş gidip, huzur içinde varacağımız yere varalım.

Sarılalım, koklaşalım, huzur içinde tatili bitirip, geri dönelim.

Her bayram kurban vermeyelim!

Eksilmeyelim.

Üzülmeyelim…

 

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR