23 Kasım 2017 Perşembe

  • 3,921 TL
  • 4,650 TL
  • 162,95 TL
  • 104.859
BURSA 15°
Yusuf KAYIŞOĞLU

Yusuf KAYIŞOĞLU

ykayisoglu@yenidonem.com.tr
14 Eylül 2017 Perşembe 05:56

Türkiye’nin güneş tarlaları…

‘Eskiden bu mu vardı, şu mu vardı?’ demeye gerek yok.

Bazı konularda rahmetli Demirel’in dediği gibi “Dün dündür, bugün de bugün…”

Dün yoktu, bugün var.

Var olan her şey hayatımızı kolaylaştırdığı gibi hayatımızdan bir şeyleri söküp götürüyor.

Misal…

Eskiden televizyonlar hayatımızın vazgeçilmeziydi, şimdi cep telefonları.

Küçük bir dünya…

Ne istersen var.

Ne istersen hazır.

Evde yemek yok, gir internete cepten, sipariş ver gelsin.

Elbise mi beğendin, ver siparişi gelsin.

Daha birçok şey için bu geçerli.

Her iyinin kötü yanları da oluyor.

O da artık sizin dünya ile kurduğunuz ilişki üzerinden şekilleniyor.

Dünyaya vicdan üzerinden bakarsanız yolunuz açık, karanlık noktanız olmadan teknolojinin nimetlerinden yararlanmaya devam ediyorsunuz demektir.

Bu da eğitimle…

Çevre ile ilgili…

Yani, yeniliklere karşı durarak, eskiyi yâd ederek günlük yaşamın hızı içinde kaybolup gitmemek için güne takip etmekte yarar var.

Elbette…

Bu yenilikler, enerji konusunu ekmek kadar, su kadar bir gerçek olarak önümüze koyuyor.

Evdeki, fabrikalardaki elektrik…

Arabadaki benzin, mazot…

Akıllı evlerin, günlük yaşamımızı sürdürmemiz için çalışmamız gereken iş yerlerinin, fabrikaların, akıllı el aletlerinin, elimizden düşürmediğimiz cep telefonlarının bize her istediğimiz zaman yanıt verebilmesi için enerjiye ihtiyaçları var.

Tıpkı bizler gibi…

Biz, nasıl ki enerjimizi yediğimiz içtiklerimizden alıyorsak, teknolojik aletler de enerjiye, yani onu harekete geçirecek elektriğe ihtiyaç duyuyor.

Şöyle bir düşünün, bir saat elektrik kesilse ne yaparsınız?

Ne düşünürsünüz?

Tepkiniz ne olurdu?

Velhasıl, hayatımıza dâhil olan teknolojik her yenilik, elektrik tüketimini körüklüyor.

Artan dünya nüfusuyla paralel tüketim de almış başını gidiyor.

Böyle bir durumda enerji çok önemli hale geliyor.

Kaynağı ise doğa…

Düne kadar fosil yakıtlar ile su en önemli enerji kaynağıydı.

Ancak, fosil yakıtlar hızla tükeniyor.

Türkiye gibi su zengini sanılan ülkelerde hidroelektrik santralleri ihtiyaca yanıt vermede eksik kalıyor.

Doğanın altındaki fosil yakıtlar ile üstünde hayat kaynağı olan sudan yararlanan dünyanın yeni gözde enerji kaynaklarından birisi rüzgâr, diğeri ise güneş…

Son dönemde özellikle Türkiye’nin batısında rüzgârgüllerine sıkça rastlamak mümkün…

Marmara ve Ege bölgesinin yüksek tepelerinde dönmeye devam ediyor rüzgârgülleri…

Kurulumu eskisi kadar maliyetli de değil.

Fiyatı giderek aşağılara düşüyor.

Yenilenebilir enerji kaynaklardan birisi de güneş…

Türkiye, yılın 300 gününü neredeyse güneşli geçiren bir ülke…

Üstelik…

Güneş enerjisinden yararlanmak için güneşin gökyüzünde kabak gibi gözükmesine de gerek yok.

Bu konuda İç Anadolu Bölgesi’nde ciddi bir çalışma olduğu görülüyor.

Konya’da, Isparta-Burdur arasında göze çarpan güneş paneli tarlaları var.

Verimsiz, çorak topraklara güneş panelleri ekerek, doğayı koruma konusunda önemli bir adım atılacağı gibi…

Güneş gibi bitmeyen bir kaynağı deniz dışında kullanmanın bir başka yolunu bulmuş olacağız.

BURSA’DA DA OLUR MU?

 

Bursa’nın ekip biçilmeyen topraklarına da vakti zamanı geldiğinde güneş tarlaları kurulur mu acaba?

Yılın büyük bir bölümünü güneşli geçiren bir şehir Bursa…

Doğasını tahrip etmeden atıl kalan, işe yaramayan bölgelerinde böyle bir çalışma gerçekleştirilebilir mi?

Gerçi…

Yatırımcı önce maliyete bakıyor.

En ucuz olandan pahalıya doğru bir yatırım skalası var.

Hem rüzgâr hem de güneş enerjisi konusunda çalışan, yatırım yapan Bursalı firmalar olduğu biliniyor.

Hatta…

Nilüfer Belediyesi’nden sonra Büyükşehir Belediyesi de rüzgâr enerjisinden yararlanmak için harekete geçmiş durumda…

Belki…

Dağ yöresinin, İnegöl’ün, Yenişehir’in, İznik’in yükseklerde kalan ve bu nedenle de ekilip biçilmeyen toprakları güneş tarlalarına dönüşür.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR