Meyve veren ağaç taşlanır!

Ali ŞAHİN 13 Ağustos 2019 Salı, 06:07

Türkiye'de jimnastik branşı son dönemde popüler olmaya başladı. Eskiden birkaç ismin yarıştığı jimnastikte Türkiye önemli başarılar elde etmeye başladı.

Dünya şampiyonluklarından Avrupa'daki çeşitli madalyalar kazanılmaya başlandı. Ve bu başarılar sebebiyle jimnastik sporcuları da göz önünde yer almaya başladı.

Milli Takım'daki bütün bireysel branşlar göz önüne alındığında dikkat çeken Tutya Yılmaz da o isimlerin başını çeken sporcu oldu.

***

1999 doğumlu Tutya Yılmaz, jimnastik sporuna 4 yaşında başladı.

Henüz 16 yaşındayken Bakü'de düzenlenen ilk Avrupa Oyunları'nda Türkiye'yi temsil etti. O yıl aldığı başarılı sonuçlar kendisinin tarihe geçmesini sağladı.

Tutya Yılmaz  2016 Rio Yaz Olimpiyatları'na jimnastik dalında katılım hakkı kazanarak, 2012 Londra'ya katılan Göksu Üçtaş'tan sonra, Olimpiyatlarda yer alan ikinci Türk kadın jimnastikçi oldu. Aynı zamanda Türk jimnastik tarihinde olimpiyatlara katılmaya hak kazanan en genç jimnastikçi oldu.

Henüz 17 yaşındaydı.

***

Genç sporcu Jimnastik dünyasını kasıp kavuran bir isim olmaya başladı.

Milli sporcu denge tahtasında literatüre yeni bir hareket kazandırdı. Çok fazla medyada yer almadı ama koluyla denge tahtasının altına tutunup sırtıyla destek alarak yaptığı hareketin adı 'Yilmaz' olarak literatüre geçti.

Tutya başarısıyla öyle göz kamaştırıyordu ki jimnastiğin efsane ismi Nadia Comaneci, onun için "Türkiye için bir şans" nitelendirmesini yaptı.

***

Genç yaşında ülkesinin adını bütün dünyaya duyuran "Türkiye de jimnastikte var" mesajı veren Tutya Yılmaz herkesçe alkışlanırken birkaç kendini bilmez yine ortaya çıktı.

Klasiktir; meyve veren ağaç taşlanır!

Belki de bu mantalitedendir bazı alanlarda sınıfta kalmamız. Ama bunu aşmalıyız.

***

Ne yazık ki bu ilk kez olmadığı gibi son kez de olmayacak.

Spordan bir haber densizler elbette hayatın her aşamasında var olacak. Ama tarih o cehaletten çıkan yorumları değil sporcuları hatırlayacak.

Ve bundan yıllar sonra eminim ki Tutya'nın;

"Senin "Kas Yığını" diyerek küçümsemeye çalıştığın şey benim başarı hikayem...

Kimin ne dediği, vücudum hakkında ne düşündüğü umurumda değil. Çünkü kendimi seviyorum, kendime ve emeğime saygı duyuyorum.

Bunu buraya yazıyorum, çünkü beni örnek alan çok sayıda insan var. Ve onlara öz güvenin, kendini sevmenin, "el alemi" takmamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak istedim.

Kendinizi sevin arkadaşlar, çünkü kendini seven herkesi, her şeyi sever..." sözleri yeni yetişen Jimnastikçilerin yoluna ışık tutacak.