Bize doğru üçleme bakış...

Asuman Kurt Öge 06 Ocak 2019 Pazar, 06:00

Birincisi:

Neden geldiklerini biliyoruz.

Öncelikle; Türkler, tarihin her döneminde mazlumun yanında olmuş, el uzatmıştır.

Ve 2011'den beri, Türkiye'nin 'açık kapı politikası'na istinaden; ülkelerindeki terör de malumumuz olunca, kapıdan girmek isteyen hiçbir Suriyeli, Türkiye Cumhuriyeti tarafından geri çevrilmedi.

"Misafirliğin makbul olanı kısasıdır" diye bilir, Suriyelileri komşumuz olarak sevelim isterdik.

Onlar, yurdun dört bir köşesine dağıldılar!

Rahat ettirdik, ağırladık...

Şehrimize de çok rağbet gösterdiler, sağ olsunlar...

Bursa'nın "sakin semti Çarşamba"yı sel değil de Suriyeli kardeşlerimiz aldı!

Şimdilik vizesiz gidebiliyoruz!

Yemedik yedirdik, biz hasta hasta dolaştık, onları tedavi ettirdik, ellerinden harçlıklarını eksik etmedik, çocuklarımızı ötekileştirip Suriyeli gençlerin üniversitelerde sınavsız okumalarına gayret ettik...

Mülk edinmeye başladıklarını da duyduk!

Suriyeli mazlum sığınmacı kardeşlerimiz öyle rahat ettiler ki 3 gelip 6 oldular.

İstatistiki hesaplamalar yapılmaya başladı.

Tahminler; böyle giderse 10 yıl sonra ülkemizde yaşayan her 4 kişiden 1'inin Suriyeli olacağı yönünde...

Seçimlerde oy da kullandılar.

Son olarak;

Taksim Meydanı'ndaki yılbaşı kutlamalarında 'Suriye Suriye' diye haykırdılar.

Halka olup dans ettiler.

Çevrelerinde bulunan ev sahibi dediklerimiz onları rahat ettirebilmek için alanı boşalttılar!

Bir arzuları olursa diye çevrelerinde tek tük ev sahibi bıraktık!

Bence sonuç şöyle;

Türkiye'de bulunup 'Suriye' diye haykıran bu mazlum sığınmacıların ülkelerini çok özlediklerini ve gitmek talebinde bulunduklarını anladık!

O yüzden MHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Hidayet Vahapoğlu'nun söylediği gibi bu kardeşlerimiz bir an önce ülkelerine gönderilmesi artık bir zorunluluk...

***

İkincisi:

Çin'in Doğu Türkistan'da kamplara aldığı Türklerin sayısı 3 milyonu geçti.

Daha üç gün önce Doğu Türkistan'da Türklere yapılan baskı ve işkenceyi protesto etmek için İstanbul'dan Ankara'ya yürüyenlere jandarma tarafından izin verilmedi ve saatlerce bekletildiler.

Keşke yılbaşı gecesi onlar da Taksim'e çıkıp 'Doğu Türkistan' diyerek kutlamalara katılsalardı!

Böylece hiçbir engele takılmazlardı...

Hal böyle olunca; "Neden Doğu Türkistan'da baskı gören kardeşlerimizi Türkiye'ye getiremiyoruz?" diyen biri aklıma geldi.

Hani bizim devletimiz mazlumların yanındaydı!

Sayısı az da olsa ülkemize ve ilimize de gelebilen Türkmen kardeşlerimize, Suriyelilere tanınan ne maaş, ne ev, ne sağlık hizmeti hakkı bildiğim kadarı ile verilmedi!

Hatta hatırlayın;

Suriyelilere tüm hudut açılırken, IŞİD zulmünden kaçan binlerce Iraklı ve Suriyeli Türkmen sınır kapılarında veya sınıra yakın bölgelerde ısrarla bekletilmişti.

***

Üçüncüsü ki ilk ikisi kadar önemlidir.

Bir arkadaşımız sosyal medyada Suriyeli sığınmacı kardeşlerimizle, zamanında göçe zorlanan insanları aynı kefeye koymuş, sanki Suriyelileri istemiyormuşuz gibi "Makedon, Bulgar, Girit göçmenleri" diyerek ne faydaları oldu o zaman diye bir güzelleme de bulunmuştur!

Öncelikle doğrusu Bulgar değil, Bulgaristan göçmeni.

Lütfen dikkat edelim!

Üstelik sadece "Türk oldukları için" yurtlarından edildiler, katledildiler, her türlü kültürel asimilasyonun hedefi oldular. Soykırıma tabi tutuldular, göçe zorlandılar, nihayetinde geldiler, çalıştılar, emek harcadılar, bu ülkenin ekonomisine katkı koydular.

Bir tanesini göremezsin ki devletten aldığı emeksiz maaşla yan gelip yatsın.

Tarafınızı perçinlemeye çalışırken, hadsizleşmeyin lütfen.

Bakın bakalım Bursa ekonomisini sırtında taşıyan, binlerce vatandaşa istihdam kapısı oluşturan işadamlarına!

Ama biliyorum sizin yüzünüz hiç kızarmadı ki, kızarmaz da zaten...