Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için!

Asuman Kurt Öge 22 Mart 2020 Pazar, 06:08

Neredeyse tüm dünyayı etkisi altına alan ve hepimizin korkulu rüyası haline gelen Covid19 virüsü hakkında uzmanları dinleyip kişisel tedbir almaktan öte bir şey yapamıyoruz.

Ancak; sosyal medyada uzmandan uzman kesilenler, her şeyi çok bilenler (!) de olduğundan bir panik ortamı oluştu.

Her türlü video elden ele yayılarak bir çığ oluşturuyor, halihazırda kapıları açık olan korku tünelinin içinde patlayıveriyor!

Her söylenene inanır olduk.

Corona ile yatıp, corona ile kalkıyoruz.

Biri öksürüyor, ortamda bulunanlar 'çil yavrusu gibi' dağılıveriyor.

Televizyonun gündüz kuşağı programlarında da o var, gece kuşağında da...

Telefonlarımızdan bildirim sesi geliyor, bir son dakika haberi corona hakkında...

Mahallede selâ veriliyor, acaba "virüsten mi öldü?" aklımıza gelen ilk soru oluyor!

Riskli grup diye nitelendirilen yaşlı amcalar, teyzeler hala toplu taşımalarda boy gösteriyor.

Tedarik edebilenlerin elinde eldiven, yüzünde maske marketlerde erzak alışverişinde, raflar bir doluyor bir boşalıyor. Hatta gıda sıkıntımız olmadığı yönünde resmi açıklama yapılmak zorunda kalıyoruz.

Kurumlar kırmızı şeritlerini çekip gelen gidenle sosyal mesafeyi korumaya çalışırken, mağazalar 'online' oldu.

Bankalar "Mümkün olduğunca gelmeyin, ATM ve internet bankacılığı üzerinden işlemlerinizi yapın" diyor.

Ülke ekonomisinin bu koşullarda olumsuz etkileneceği düşüncesi de ayrı bir kâbus...

***

Bir döneme damgasını vuran Mazhar Fuat Özkan'ın 'Ali desidero' diye bir şarkısı vardı.

O şarkı, güzel bir kızla Ali'nin sosyal iletişiminden bahsediyordu.

"Arkadaşları Ali derler
Hani oturur bizim kahvede
Yakmış abayı bir dilbere
Nefaset bir şey fidan boylu

...

Bir kusuru var yalnız kızın
Biraz entel takılmakta
Optimist hem de pesimist biraz
İdealizmi de savunmakta
Ali Desidero, Ali Ali Desidero..."

Sonuç olarak; Hepimiz bu şarkıdaki kız gibiyiz.

Biraz optimist, biraz pesimist, biraz idealist...

***

Bu koşullarda "Nasıl olalım" diyeceksiniz, haklısınız.

Bir yandan beden sağlığımızı korumaya çalışırken, neredeyse ruh sağlığımız bozulmak üzere!

O nedenle de "iyimser olmak" hak getire, "kötümserlik" bir bilmece...

Ama bizim de yapabileceklerimiz var elbette:

Evlerinizden çıkmayın diyorlar ya, mümkünse çıkmayın!

Bir takım 'cesur yürekler' ortalıkta hiçbir şey yokmuş gibi dolaşıyorsunuz, işiniz yoksa dolaşmayın!

Ellerinizi sık sık yıkayın diyorlar, zaten olması gerekendi!

Temizliğin imandan olduğunu söyleyen bir milletiz ya!

Evet;

Yılın başından beri hep kötü haberlerle sarsıldık. Şehitlerimiz, depremler...

Zaten ağırlaşmış psikolojilerimizin üzerine tuz biber oldu bu virüs!

Ama onu hep birlikte yeneceğiz.

Resmi açıklamalara uyarak, azami düzeyde söylenenleri dikkate alacağız.

Bunları yaparken de sevdiklerimizi düşüneceğiz.

Hayat bildiği gibi gelirken, bizler sevdiklerimizden güç alırız.

Ailemiz, arkadaşlarımız, dostlarımız var.

Şu günlerde el ele tutuşamasak da kalp kalbeyiz.

Biz birlik olmayı iyi biliriz.

Ne diyordu Alexandre Duma'nın başyapıtı 'Üç Silahşörler':

"Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için!"