Nerede kaldı bizim milli mücadele ruhumuz?

Asuman Kurt Öge 12 Nisan 2020 Pazar, 06:07

Zaman; geçmiş zaman!

15 Mayıs 1919... Yunan ordusu; İngiliz, Amerikan ve Fransız gemilerinin koruması altında İzmir'i işgal ediyordu. Genç bir gazeteci olan Hasan Tahsin işgale gelen Yunan kuvvetlerine ilk kurşunu sıktı... Kurtuluş Savaşı'nı başlatan bu olayın ardından tam 4 yıl öyle bir mücadele verildi ki kahraman Türk Ordusu ve kahraman Türk Milleti tarihte ölümsüz bir destan yazdı! 24 Temmuz 1923'te savaşı bitiren Lozan Antlaşması imzalandı.  

Ve bizler...

Her fırsatta kahraman dedelerimizle, ninelerimizle övündük, övünüyoruz...

Atalarımız diyoruz... Çanakkale diyoruz... Bir hırka, bir gömlek... Yarım ekmek, üzüm hoşafı...

Anlatmak hoşumuza gidiyor, gurur duyuyor ve geçmişin kurtuluş öyküsüyle şimdikilere kafa tutuyoruz!

Evet. Çanakkale'de, Sakarya'da, İzmir'de, Antep'te, Maraş'ta, Sarıkamış'ta...

Bizim atalarımız dünyaya gelmiş geçmiş en büyük milli mücadele örneğini yaşattı. O öyle bir ruhtu ki bütün vatanı, yaşlısı, genci, kadını, erkeği, tek yürek etmişti...

***

Zaman; şimdiki zaman...

Ne yaşıyoruz biz 1 aydır? Ülkede kovid 19 virüsü kol geziyor. Bu salgın bir hastalık ve tüm sağlık çalışanları dur durak bilmeden, tam 1 aydır, bu hastalığa yakalananları tedaviye çalışıyor, çözüm üretmeye çalışıyor, hatta bu yolda canını feda ediyor...

1 aydır kolluk kuvvetleri, yerel yönetimler vatandaşın işini kolaylaştırmak için var gücüyle uygulamalar yapıyor. Devletimiz, vatandaşın canını korumaya yönelik tedbir alıyor.

1 aydır sosyal mesafeyi korumaya, evde kalmaya, bu salgın dönemini en az can kaybı ve hasarla atlatmaya çalışıyoruz. Bizlerin işi de mümkün olduğunca o 1 aydır anlatılan sosyal mesafeyi korumak, temiz olmak, mümkünse evde kalmak, gerekli durumlarda da maske takarak dışarı çıkmak.

Tam da bu sırada; 10 Nisan gecesi İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu 48 saat sürecek olan sokağa çıkma yasağının gece 24.00'den itibaren başlayacağını duyuruyor...

Aman Allahım!

O dakika kendini sokağa atan atana! Akıl almaz şeyler oluyor!

Tekel bayileri önünde sıkış tepiş kuyruklar, fırınlar ağzına kadar insanla dolu, millet neredeyse birbirini çiğneyecek, açık marketlerde alışveriş kuyrukları, sosyal mesafeyi bırak, 'birbirinin nefesini ensede hisset' hesabı! Sıra kavgaları oldu, tekme tokat hem de! Hele market sırasında çekilmiş bir fotoğrafta gencin elinde gördüğüm o tek çikolatalı marşmallov paketi hayatta kalmak için olmazsa olmazıydı sanıyorum!

Sanki o gelecek 48 saat açlıktan ölmemek için bir hayatta kalma mücadelesi veriyor insanlık! Evde olanlarla geçmez miydi iki gün?  

Ve 11 Mart'tan itibaren verilen emekler, tedbirler, özveriler... "Acaba!" diyor insan "boşa mı gitti?"

Salgının önünü almak isterken umarım işler daha kötüye gitmez bu yaşananlardan sonra!..

***

Peki, neler oluyor bize?

Onlar kimdi? Biz kimiz?

Atalarımız, dedelerimiz, ninelerimiz kimdi onlar?

Bugünlerde yaşadıklarımız da milli mücadele ruhu gerektirmiyor mu?

Ne anlatacağız torunlarımıza. Tarih sayfalarına ne not düşeceğiz?

Demeyecekler mi dedeleri destan yazmış, bizimkiler ise irade gösterip de, "sosyal mesafeyi koruyup bir süre geleceğimiz için 'evde kal' uyarılarına" uyamamış!

Demeyecekler mi?

Lütfen bu sürecin daha uzun sürmemesi için, kendimizi, ailemizi ve tüm toplumun sağlığını, geleceğini düşünerek, sağduyulu olalım. Yaşadıklarımız yaşayacaklarımıza örnek olsun ve lütfen gerekli uyarıları dikkate alalım. "Bana bir şey olmaz!" mantığını bırakalım artık. Sana olmazsa annene, babana, ablana, ağabeyine, çocuğuna, torununa olur, ama illa ki olur!

Gelin bir tarih de biz yazalım.

Bu salgına dur demek için gerekli tüm tedbirleri alalım!

Evde kal ve sosyal mesafeyi koru canım Türkiyem!..