Şu soğanın yaptığına bak!

Asuman Kurt Öge 20 Ocak 2019 Pazar, 06:04

Bir bakıyorsunuz hayvan ithalatında gümrük vergisi sıfırlanıyor. Gümrüksüz etler kapıdan içeri girip 'denetimleri tamamlandı mı?' soruları cevap bulamadan serbest serbest tüketime sunuluyor.

Bir bakıyorsunuz buğday, arpa, pirinç ve mısır gümrük vergisiz giriş izni alıyor.

"Tarife, kontenjan" diyorlar yabancı menşeli tarım ürünlerini salıyorlar iç piyasaya.

Ülkeyi hâlâ tahıl ambarı sanan son tüketici de menşei bizim sanıyor...

Son olarak şubat sonuna kadar gümrük vergisi sıfırlanan ürün soğan oldu. 

Böylece ithal soğan, "fiyatları düşürecek, masaların kralı olacak" dediler ama fiyatı bir türlü düşmeyen soğan pazarın diktatörü oldu.

Mutfaklarda yemek pişirme öncesi soyulurken göz yakan soğanlar, şimdi pazarda daha fileye girmeden ağlatmaya başladı.

"Ne yapalım nüfusumuz çoğaldı, üretici memlekete soğan, patates yetiştiremiyor mecbur kalıyoruz dışarıdan almaya" dediğinizi duyar gibiyim.

***

Demeyin!

Kısa zaman önce çiftçi düşük fiyatlara isyan edip soğanını tarlada bırakmış, verilen fiyatın kredi borcunu ödemeye yetmediğine ağlarken, bazı depolarda da fiyat artışını bekleyen soğan stokçuları basılmıştı.

Bir tarafta tarıma destek haberleri, diğer tarafta çiftçimizin imdat halleri!

Çiftçiye desteği yanlış anlayıp, Venezuela'nın, Malezya'nın, Mısır'ın, Rusya'nın çiftçisini kalkındırıyoruz.

Çoğunluğunun erkek olduğu yöneticilere şöyle seslenmek istiyorum:

"Beyler siz yanlış anladınız. Desteklenmesi gerekenler onlar değil, bizim çiftçimiz!"

Daha dün gündemde tarım kredisini ödeyemeyen çiftçinin haberi varken, kuruluş amacı tarıma, hayvancılığa destek olmak olan Ziraat Bankası, futbol kulübü borçlarının yeniden yapılandırılmasıyla görevlendirildi!

Benzer bir uygulama kredi kartı borcu olan vatandaş için de yapıldı.

***

Hep destek tam destek de neye ve kime?

Biri çıkıp da "böyleyken böyle oldu" da demiyor ya en çok da insan buna üzülüyor.

Bizim çiftçimiz ürün kotalarına tabi tutuluyor.

Yüksek maliyetlerle ürettiğini düşük fiyata satmaya mecbur bırakılıyor.

Afetle mücadele edip, yetiştirdiğini sele kaptırıyor.

Kredi almak zorunda kalıp, borcunu ödeyemeyince hapse giriyor.

Gübre ve mazot fiyatları zaten çok yüksek... ("Mazotun yüzde 50'sini devlet karşılayacak" denmişti ya hani, başladı mı o uygulama sahi?)

Biz neden üretenimizi koruyamıyoruz?

Biz neden ithal ürünler tüketmeye mecbur bırakılıyoruz?

Ne oldu benim tahıl ambarı ülkemin ürünlerine?

Çiftçim neden köyünden şehirlere göç ettiriliyor?

Yerli ve milli olgusu nerede kaldı?

Biz bunları düşünebiliyoruz da erenler bunları bilmiyor mu?

Şu diktatör soğanın yaptığına bakın hele!

Aklımda deli sorular...

***

Boşuna söylememiş Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, "Köylü milletin efendisidir" sözünü...

Efendiyi şehre taşırsanız, ekonominiz de size böyle efelenir.

Benden söylemesi...