Bekçi Baba!

Bay Diplomat 11 Aralık 2017 Pazartesi, 06:10

Son 7 gün içinde ülke ve dış dünya gündemine yetişmek imkânsız.

Ama yazılı ve görsel basın organlarında öyle bir olay yer aldı ki okuyucu da izleyici de o an 'Yazık! Ne günlere kaldık!' sözcüklerini belleklerinde 4-5 kere dolaştırdılar.

Olay insan kaynakları ile ilgili gözükse de olayın temelinde başka bir konu bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin bir kurumu insan kaynakları gereksinimi için duyuru yayınlıyor. Diyor ki duyurusunda;

"Kurumumuzun insan kaynakları için 772 sayılı Yasa kapsamında görevlendirilmek üzere 2.000 kişiye gereksinimi var. Diğer kurum ve kuruluşlar gibi KPSS filan aramıyoruz başvuru için. En az lise ve dengi okulunu bitirmen ve bunu belgelemen gerekiyor.

Ama sen duyurumdan bilgi sahibi olup, 'Güzel bir şey ama ben üniversite eğitiminden sonra iki yıl daha okudum ve yüksek lisans diplomasına sahibim. Başvuru yapabilir miyim?' diye de çekinceli hareket etme!

Yeter ki sen, tasavvuf dünyamızın güzel sözü olan 'Gel, ne olursan ol yine gel' örneği sen de başvuruda bulunabilirsin"

Başvurular alınıyor.

Başvuru yapanların eğitim durumlarına yönelik sıralama yapılıyor ve aşağıdaki tabloya esas olan veriler ile karşılaşıyor başvuru inceleme görevlileri.

Lise Mezunu

7.645

Ön Lisans Mezunu

1.157

Lisans Mezunu

1.170

Yüksek Lisans Mezunu

8

Toplam

9.980

               

10.000 kişiye yakın başvuru sahibi, başvurularını Hazine Müsteşarlığı, Kalkınma Bakanlığı, MİT Müsteşarlığı, Dışişleri Bakanlığı'na yapmıyorlar.

Nereye yapıyorlar?

İlçe kaymakamlıklarına (İlçe emniyet müdürlüklerine)

Lise mezunundan yüksek lisans mezununa kadar geniş mezuniyet yelpazesi içinde olanlar hangi iş için ilçe kaymakamlıklarına başvuruyu yapıyorlar?

Yanıt: 772 Sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu'nda belirtiliyor.

"İster lise mezunu ol istersen yüksek lisans sahibi ol.

Başvuru sonrası yapılacak sınavları başardıktan, seninle ilgili yapılacak araştırma-inceleme sonucunda 'İLGİLİ KİŞİNİN BİRİMİNİZDE GÖREV YAPMASINDA HERHANGİ BİR SAKINCA YOKTUR' yazısı dosyanızdaki yerini aldıktan sonra İstanbul Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan'ın 'Gece Kartalları' olarak nitelendirdiği, mahalle gece bekçisi görevine başlayabilirsin."

Üç hafta önceki yazılı basın arşivini tarayın.

"Tarih bölümünü bitiren, ancak ataması yapılamadığı için emniyet kadrosuna geçti.

Kimya bölümünü bitiren genç branşına uygun iş bulamadığından çalıştığı inşaatın 4. katından düştü."

Yenilikçi tasarımlara imza atan bir mühendis, milyonların ayakta alkışladığı bir operacı, altın madalya sahibi olimpik sporcu, Nobel ödüllü bir yazar, eserleri Louvre Müzesi'nde sergilenen bir ressam, simge binaların ünlü mimarı olacakken hiç düşünmediğiniz çalışma ortamında kendinizi bulmanızın nedenini sorguladınız mı?

Sorgulama sonucunda ekranınıza 'Türkiye Cumhuriyeti'nde çoğu alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da belirlenen politikanın olmaması' yazısı gelecektir.

Halbuki, Türkiye Cumhuriyeti'nin iki güzide kurumu MİLLİ sözcüğü ile başlar.

Milli Eğitim Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı.

Ne var ki günümüzde Milli Eğitim Bakanlığı, milli kavramını bırakarak günlük eğitim politikası üretmeye yönelmiştir!

'Nasıl olsa deneme yanılma metodu ile doğru bulunur!' düşüncesi, eğitim sistemimizdeki yok olma tehlikesinin habercisi konumuna gelmiştir.

Yemek masanıza hizmet eden kişiyi çağırarak "Ballı Portakallı ördek magret" (*) yerine "Chanfana (**)" istiyorum demeniz gibi "Birileri istedi!" diye eğitim sistemimizin yapboz edilmesidir.

Devamlılık göstermesi gereken uygulamalardan birisinin eğitim olması gerekmektedir.

Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti'nde eğitim, nerede ise günlük değişimlere uğrayacaktır.

Harflerin yerini değiştirerek yeni sistem yaratılmış gözükmektedir.

Eğer sizler, Türkiye Cumhuriyeti eğitiminde devamlılık gösteren eğitim modeli uygulamak istiyorsanız:

Türkiye'de zamanında doğru iş gücü planlamasıyla yükseköğretim yapılanmasının zaman yitirmeden yapılmasının yanı sıra, ülkeyi yöneten siyasi güç temsilcilerinin ellerini eğitim dünyamızın bu güzide kurumlarımızın üzerinden çekmeleri kaçınılmazdır.

Aksi halde!..

(*) Ördek Göğsü

(**) Portekiz mutfağının kırmızı şarapla pişirilen keçi-oğlak yahnisi.