Bir dil bir insan..!

Bay Diplomat 07 Mayıs 2018 Pazartesi, 06:06

            Tarih 22 Nisan Pazar 2018

            Dünya medyasının yakından takip ettiği buluşmaya konuşmacı olarak katılanlardan biri takım elbisesi ile dikkati çekerken diğeri ise buluşma platformuna sırt çantası, asker parkası ve kepi ile geldi.

            Buluşmadan nasıl bir sonuç çıkacağı merakla bekleniyordu.

            Sırt çantalı şahıs, koltuğa otururken çantasını ve parkasını çıkarttı.

            Ve karşısındaki takım elbiseli kişiye dönerek;

            "Ben buraya sizin istifa koşullarınızı ve iktidarı sarsıntısız teslim koşullarını görüşmeye geldim, öyle ki size diyalog terimini kullanmama çağrısında bulunuyorum." dedi.

            O anda, sinek uçsa duyulabilecek bir sessizlik salona hâkim oldu.

                        Bir anda takım elbiseli kişi koltuğundan kalkarak, "%7-8 oy almış grup halk adına konuşma hakkına sahip değildir ve artık bu konuşmayı sürdürme arzusunda değilim. Eğer siz devletin meşru talebini kabul etmiyorsanız, görüşmek üzere" dedi ve salonu terk etti.

            Salonu terk eden kişi Serj Sarkisyan,

            Onun salonu terk etmesine neden olan sözlerin sahibi ise Yelq hareketi milletvekillerinden Nikol Paşinyan.

            Orta Doğu kazanı fokur fokur kaynarken, bu kez doğu sınırımızdaki Ermenistan'da eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın ülkeyi bu kez başbakan olarak yönetecek olmasına yönelik protestoların artması dikkatleri Kafkasya coğrafyasına çevirdi.

            Esasında Ermenistan'da son günlerde meydana gelen baş döndürücü gelişmeler sürpriz değildi.

            Kırılgan bir ekonomi, kontrolden çıkan işsizlik, iddia edilen yolsuzluklar protesto eylemlerinin nedenleri arasında gösteriliyorsa da esas neden Ermenistan'da Serj Sarkisyan'ın iktidarda kalabilmek için gerçekleştirmiş olduğu hülle değişimidir.

            Rusya devlet başkanına yakınlığı ile bilinen Sarkisyan'ın karşısına bu kez halk eylemlerinin çıkması ve halkın baş kaldırışını dış politika uzmanları, bu hareketin arkasında eski CIA çalışanlarını bünyesinde bulunduran ve özellikle Orta Doğu'ya ABD'nin çıkarları doğrultusunda şekil veren politikaların yaygınlaşmasını sağlayan, Türkiye ve benzeri ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarına (STK) finans desteği vererek 'turuncu devrimlerin finansörü olarak bilinen National Endowment for Democracy (NED)'in olduğunu yüksek sesle söylemekten kaçınmıyorlar.

            Kuzey Afrika, Orta Doğu ülkelerinde "Demokrasi getireceğiz" sözleri ile estirilmeye çalışılan 'Arap Baharı' rüzgârı Ukrayna ve Ermenistan'da dün 'Turuncu Devrim' bugün de 'Kadife Devrim' olarak esmeye başladı.

            Turuncu Devrimler'in finansörü ve kurucularından Allen Weinstein'ın sözlerine dikkat etmek gerekiyor.

            "Bugün bizim açıkça yaptıklarımızı CIA yıllar önce gizlice yapıyordu"

Ermenistan'daki siyasi çalkantı, Kafkasya coğrafyasında yürüyen yengeç ayaklarının kapanması için beklenen sürenin kısaldığını mı gösteriyor acaba?

*********

            Öğrencilik dönemlerimizde yabancı dili sevmemiz için büyüklerimiz şunu söylerlerdi:

            Bir dil bir insan. İki dil iki insan.

            Geçen hafta içinde Birleşik Devletler'in Merkezi Haberalma Teşkilatı'na yeni atanan Gina Cheri Haspel'in, akıcı şekilde Türkçe ve Rusça bildiği haber kanalları aracılığı ile kamuoyunun bilgisine sunuldu.

            Hiçbir sosyal medya hesabı olmayan, akıllı telefon kullanmayan 62 yaşındaki yeni CIA Başkanı'nın Türkçeyi, Birleşik Devletler'in Ankara Büyükelçiliği'nde CIA İstasyon Şefi Yardımcısı olarak bulunduğu zamanda öğrendiği belirtiliyor.

            Haspel'in Moskova'da bulunduğu dönem, Birleşik Devletler Moskova Büyükelçisi Mark Parris.

            Haspel'in Ankara'da bulunduğu dönem, Birleşik Devletler Ankara Büyükelçisi Mark Parris.

            Parris ve Haspel'in aynı bina içinde görev yapmasına imkân sağlayan konu, Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin Rusya yönetimi ile yakınlaşmasını ve iyi ilişkiler kurulmasını sağlayan Mavi Akım projesidir.

            Misyon görevlilerinin, görev yaptıkları ülkenin dilini öğrenme zorunluluğunun yanı sıra o ülkenin sosyal ve kültürel değerlerini de en iyi şekilde bilmeleri günümüz dünyasının dışişleri yönetimlerinde olmazsa olmaz kurallarından birisidir.

            1985 yılında girdiği teşkilatta başkanlık mevkisine yükselen yeni Başkan'ın Türkçeyi akıcı şekilde konuşması bilgisi arşivlerimden bir yazının çıkmasına vesile oldu.

            O yazıyı sizinle paylaşıyorum.

"Dışişleri'nin Ermenice bilen tek diplomatı olan Arif Eser Torun, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Gül'ün gezisi için özel talimatla Kudüs'ten Erivan'a geldi. Torun, Gül ve ardından Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın temasları sırasında görev yaptı.

Halen Kudüs Başkonsolosluğu'nda görevli olan Torun, Kudüs İbrani Üniversitesi'nde Dışişleri'nin özel atamasıyla tarihteki ilk Türk diplomatı sıfatıyla Ermeni dili üzerine eğitim görüyor. Bir senedir bu bölüme devam eden Torun, önümüzdeki bir yıllık sürede de burada eğitimini sürdürecek.

Dışişleri, Torun'un Ermenice dil eğitimine gönderilmesi konusunda dünyada benzer eğitimi veren diğer okulları da araştırdı. Yetkililer, sadece Ermeni kültürü ve dili öğreten, sözde soykırım iddiaları gibi tartışmalı konulara girmeyen okulu tercih etti." [*]

            2008 yılı Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri kadrosunda Ermenice bilen diplomat yok.

            O yıllarda diplomatlarımız sadece geleneksel diplomasi dillerini (İngilizce, Fransızca ve Almanca) biliyorlardı.

            O dönem, dışişlerimizde yabancı dil konusunda yaygın olan görüş, geleneksel diplomasi dillerinin evrensel dil olarak kabul görmesiydi.

            Zaman her şeyi değiştirdiği gibi, diplomasi dilinin de değişimine neden oldu.

            Yaşanan bu olayın ardından başta TSK olmak üzere yurt dışı ilişkiler açısından önem arz eden kurumlar dil merkezlerinin programlarına Ermenicenin dışında Çerkezce, Zazaca, Arapça, Farsça, İbranice ve Soranice dilleri de eklendi.

            Dünya liderleri ikili görüşmelerinde tercüman olmadan görüşmeyi tercih ediyorlar.

            Gerekçeleri de o görüşmelerin daha samimi olacağı.

            Türkçe, dünya diplomatlarının dil eğitim programlarında Arapça, Farsça ve Rusçadan sonra dördüncü sırayı alıyor. Bakın;

            CIA Başkanı Türkçe biliyor.

            Kremlin Sözcüsü Türkçe biliyor.

            Almanya Başbakanı Merkel'in danışmanı Türkçe biliyor.

            Birleşik Krallık Ankara eski Büyükelçisi Richard Moore Türkçe biliyor.

            Bugün de gururla söyleyebilirim ki sayıları az da olsa Türkiye Cumhuriyeti'ni yurt dışında temsil eden misyon temsilcilerimiz görev yaptıkları ülkelerin dillerini akıcı şekilde kullanıyorlar.

            Sayın Dışişleri Bakanımız Japonca dâhil 3 dil, Tokyo Sefirimiz İngilizcenin yanında Japonca'yı sular seller gibi bilirken, Dışişleri Bakanlığımızın ve Milli İstihbarat Teşkilatımızın genç memurları İngilizceden ayrı olarak Rusça, Arapça, Çince, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Japonca, Bulgarca ve Farsça biliyorlar.

            Dış politikamız için önem arz eden müzakerelerde bundan böyle muhataplarının dilleri ile konuşan görevlilerimizin bulunmaları ülkemiz için bir başarıdır.

            Onların görevleri kutlu olsun.

----------------------

[*] Ermenice bilen tek diplomat, Hürriyet Gazetesi, 10.09.2008