Endüstri 4.0 İçin Hazır mısınız?

Bay Diplomat 06 Mart 2017 Pazartesi, 06:20

 

"Eğitim bilgi vermek ve sadece gerçeklerin öğretilmesi değildir;

Eğitim düşünmek için aklın eğitilmesidir."

Albert Einstein

Savaş, sınır çatışması vb. başlıkların ötesinde bir konuyu Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Sayın Numan Kurtulmuş gündemin ortasına getirdi.

Endüstri 4.0...

2016 yılında 46'ncısı yapılan dünyanın önde gelen devlet başkanlarının ve küresel şirket yöneticilerinin bir araya geldiği Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) ana konusu 'Dördüncü Sanayi Devrimi' projesinin ülkemizdeki uygulama çalışmalarına başlanmasını da "Türkiye maalesef birinci, ikinci ve üçüncü sanayi devrimlerinde geriden takip etmiştir. Ne yazık ki birinci ve ikinci sanayi devrimini neredeyse 100 yıl, üçüncü sanayi devrimini de 25-30 yıl geriden takip etmiştir. Sanayi 4.0'ı aradaki farkı çok hızlı bir sürede tamamlayarak yolumuza devam ederiz. El birliği ile önümüzdeki dönemde Sanayi 4.0'ın Türkiye'nin rekabet gücünü artırması için gayret sarf edeceğiz."(*) cümleleri ile açıklamıştır.

Zirvenin kurucusu Klaus Schwab'ın son kitabının (**) da konusu olan Endüstri 4.0 kavramı .3D printing, nanoteknoloji ve bilimin diğer alanlarındaki gelişmelerin sanayiye etkisini ele almaktadır.

Öyle bir teknoloji hareketi ki, bizim yerimize robotlar çalışma ortamına egemen olacaklar. İş ve yaşam kalitesinde en üst düzeye ulaşılmasının yolu açılacak

Kimi kaynaklar, Endüstri 4.0 kavramı yerine Dördüncü Sanayi Devrimi, Dördüncü Endüstriyel Devrimi kavramını kullanmaktadır.

Teknolojik ilerlemeler, sanayi devriminin başlangıcından bu yana, endüstriyel verimlilikte büyük artışa işaret eden üç ana aşamanın kat edilmesini mümkün kılmıştır. 18. yüzyılın sonlarında fabrikalarda buhar gücüyle çalışan makineler kullanılmaya başlanmış, 20. yüzyılın başında elektrik enerjisi ile seri üretim mümkün olmuş, 1970'lerden itibaren ise elektronik ve bilgi teknolojileri (BT) ile sanayide otomasyon yaygınlaşmıştır. Günümüzde ise, siber-fiziksel sistemler ve dinamik veri işleme ile değer zincirlerinin uçtan uca bağlandığı, sanayi devriminin dördüncü evresine tanıklık ediyoruz.

Önümüzdeki beş sene içinde, istihdam piyasasında bugün önemli olarak değerlendirilen becerilerin üçte biri değişmiş olacak.

2020 itibariyle ise Dördüncü Sanayi Devrimi ile birlikte hayatımıza ileri robotik, otonom ulaşım, yapay zekâ, makine öğrenmesi, gelişmiş malzemeler, biyoteknoloji ve genom bilimi gibi kavramlar girecek. Bu gelişmeler hem yaşamımızı hem de iş yapış şekillerimizi değiştirecek.

Sanayide teknolojik ilerlemenin 4. Dalgası ile birlikte yeni nesil meslekler türeyecek. Bu gelişmeler hem yaşamımızı hem de iş yapış şekillerimizi değiştirecek. Bazı meslekler tamamen yok olacak, bazıları daha fazla gelişecek. Bunun yanı sıra bugün hiç bilmediğimiz meslek dalları da ortaya çıkacak. Gelecek yıllarda uzay hukukçusu, drone eğitmeni, robot tamircisi gibi meslekler görürsek kimse şaşırmasın.

120 ülkede yer alan 275.000 çalışanıyla uluslararası yönetim danışmanlığı, teknoloji ve dış kaynak hizmetleri alanlarında profesyonel hizmetler sunan Accenture CEO'su Pierre Nanterme'nin hem iş hem de kişisel yaşamımızda önemli değişiklilere yol açacak yeni sanayi hareketi için kullandığı ifade Endüstri 4.0'ın gözüktüğü gibi pek de masum olmadığını göstermektedir.

"2000 yılından bu yana Fortune 500 listesinde yer alan şirketlerin yarısından fazlasının yok olmasının tek nedeni dijitalleşmedir."

Türkiye Cumhuriyeti 65.hükümetinin gündeme aldığı Endüstri Sanayi Devrimi 4.0 için özel sektör gerekli çalışmaları ve düzenlemeleri yaparken Türk ekonomisinin bel kemiği KOBİ'lerin neredeyse yüzde 85'i düşük ve orta teknoloji üretmektedir.

Türkiye'de düşük ve orta teknoloji üretenler Endüstri 4.0 'ın yaşama geçmesi ile geride kalacak ve ileri teknoloji üreten büyük sanayi grupları dünyaya entegre olacak.

Değişime ayak uyduranlar ayakta kalacak, uyduramayanlar ise yok olacaklardır.

Öyle ki, Endüstri 4.0 için toplumun tüm kesimleri ortak hareket etmeli. Resmî kurumlar, şirketler, girişimciler ve sivil toplum kuruluşları öncülüğünde top yekün bir Endüstri 4.0 seferberliği başlatılması kaçınılmazdır.

İşte, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş'un basın toplantısında yaptığı açıklamanın özeti.

Toplumun tüm kesimlerinin ortak hareket etmesi, rekabet gücü yüksek ekonomiler kümesi içinde yer almak isteyen Türkiye için, küresel düzeydeki bu gelişmeleri takip etmek ve bunun ötesinde Sanayi 4.0'ın uygulayıcı öncü ekonomileri arasında yer alabilmesi için yeterli midir?

Hayır.

Her şey eğitim ile başlar sözünden hareketle konuya bakmamız gerekiyor.

Endüstriyel gelişme ve kalkınma için vazgeçilmez araç eğitimdir.

Ne var ki, Türk eğitim sistemi ikinci endüstriyel devrimin, yani sanayi toplumunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere örgütlenmiş bir eğitim modeline sahiptir.

Dördüncü dalga endüstriyel devrimin teknik altyapısını ve nitelikli işgücünü tesis edebilmek için, bu eğitim modelinin terk edilerek bilgi toplumu eğitim modeline geçilmelidir.

Dördüncü endüstriyel devrimin eğitim programı bilgiyi temel alan eğitimi, düşünme, tartışma ve araştırma ortamının sunulmasını, ömür boyu eğitimi, öğrenmenin öğretilmesini, bireyin analiz ve sentez yapabilmesi, sorun çözme ve iletişim kurabilmesini, mesleki değerler yanı sıra etik değerlere de sahip olmasını, sosyal hayata yönelik sorumluluk alabilmesini ve disiplinler arası çözümler bulabilen entelektüel bir esnekliği elde etmesini amaçlamaktadır.

Bu hedeflere ulaşabilmek için öncelikle bilgi topluma uygun bir eğitim modeli kabul edilmeli, sonrasında da bu eğitim modeliyle uyumlu politikalar geliştirilmelidir.

İSTİHDAM EDİLECEK YENİ ÇALIŞANLARIN DÖRDÜNCÜ ENDÜSTRİYEL DEVRİMİN BEKLENTİLERİNİ KARŞILAYABİLECEK YETERLİLİKTE OLABİLMESİ İÇİN, TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ HIZLI BİR ŞEKİLDE YENİDEN YAPILANDIRILMALIDIR.

Türkiye endüstride yaşanan bu devrimsel değişmeyi yakalayabilmek için üretim teknolojilerinden pazarlamaya, eğitimden Ar-Ge faaliyetlerine kadar birçok alanı içeren ciddi politikalar geliştirmek zorundadır.

Konu bir zihniyet değişimidir. Konu yeni bir düşünce ve üretim şeklinin farkına varabilmektir.

Bunun için de ilkokuldan başlayan bir eğitim ve eğitimcilerin bu vasıflara uygun olması gerekmektedir. Artık eğitim sadece bilgi vermek olmamalıdır.

Eğitim; tasarımı, üretimi ve bilgisayar programlarını yazabilmeyi içermelidir.

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programına göre, özellikle de OECD ülkeleri arasındaki yeri alt sıralarda olan Türkiye'deki eğitim sorununun temelinde uzun yılları kapsayan bir eğitim planlaması olmaması yatmaktadır.

Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi (UHİM) 2013 Dünya Hak İhlalleri Raporunda Türk eğitim ve sınav sisteminin son 11 yılda 13 kez değiştiği, mesleki eğitim veren okulların verimli olamadığı da belirtilerek, mesleki eğitim uygulamalarının iş hayatını tanıtmakta yetersiz kaldığı kaydedildi. (***)

Bu görünüme karşın, Endüstri Devrimi 4.0 için yolun çok başında olan Türkiye, treni henüz kaçırmış değildir. Trende, yerini alabilmek için yeterli zamanı var.  

Bunun için;

Elimizdeki potansiyeli bir an önce harekete geçirerek hem yeni kuşaklarımızın önünü açmalı hem de onların kendilerini gerçekleştirerek mutlu olmalarını sağlamalıyız.

Türkiye, dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biridir ve üretim kapasitesi Türkiye endüstrisini cazip kılsa bile gelecekte robotların üretimi devralmasıyla insan gücüne olan ihtiyaç azalacak ve yabancı şirketlerin yatırımlarını kendi ülkelerine yapmalarını sağlayacaktır. Bu nedenle ülkemizin üretim merkezi yerine, inovasyon merkezi olarak gelişen global pazarda kendine yer bulması gerekmektedir.

Türkiye, dünya genelinde gelişen teknolojiyi yakalayıp rekabet edebilecek konuma gelmelidir

Türkiye'nin karşı karşıya olduğu endüstriyel dönüşüme uyum sağlayabilmesi için izlemesi gereken temel bir strateji öncelikle belirlenmelidir.

Endüstriyel dönüşümün gerekliliği politika yapıcılar, üreticiler ve toplum tarafından kabul edilmeli, çözüm arayışlarında ortak bir akıl ortaya konulmasına özen gösterilmelidir

Endüstriyel yeniliklerin uygulanabileceği sektörler belirlenmeli ve tüm ekonomik sistemi değiştirmek yerine bu sektörlere odaklanılmalıdır. Söz konusu sektörlerin ihtiyacı olan bilgi, teknoloji ve nitelikli insan altyapısını sunması için eğitim sistemi bilgi teknolojileri eğitim modeline göre yeniden yapılandırılmalıdır.

Eğer Türkiye endüstriyel ve eğitim altyapısını bilgi işlem ve iletişim teknolojileri çerçevesinde dönüştürmeyi başaramazsa, gelişmiş ülkelerde üretim verimliliğinin artması ile birlikte küresel rekabet gücünü kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.

Çağın ihtiyaç duyduğu bilgi toplumunun yapılandırılması başarılırsa, ekonomide artan verimlilik, büyüme, istihdam ve yatırım ile birlikte Türkiye ekonomisi hedeflerine ulaşacaktır.

Duyarsız kalanlar ise geri planda kalmaya mahkûm olacak.

Aksi takdirde önümüzdeki 100 yılı ıskalayacağız.

 

 

(*) http://www.iha.com.tr/ankara-haberleri/basbakan-yardimcisi-ve-hukumet-sozcusu-numan-kurtulmus-ankara-1634037/

(**) Dördüncü Sanayi Devrimi (The Fourth İndustrial Revolution), Optimist Yayınları,2016

(***) https://www.uhim.org/Uploads/GenelDosya/2013-dunya-hak-ihlalleri-raporu-8149-d.pdf