Kabul salonunda değil

Bay Diplomat 20 Mart 2017 Pazartesi, 06:31

 

Dış politika, bağımsız bir 'Ulusal Devlet' içinde organize olmuş toplumun genel siyasi, ekonomi, askeri ve sosyokültürel menfaatlerinin dış ülkelere karşı korunmasıdır.

Dış politika tek tek olaylardan oluşmamakta, aksine ulusal, bölgesel ve küresel çerçevede ele alınan ve birbirleriyle uyumlu olması gereken, ekonomik, siyasi, ideolojik, askeri ve güvenlik gibi unsurların toplamının hesaba katıldığı ve değerlendirildiği bütüncül bir stratejiden meydana gelmektedir.

Dış politika, devletin yürütme erki (hükümet) tarafından yürütülür ve yönlendirilir.

Dış politika bir ülkenin uluslararası sistemde mevcut gücünü devam ettirmesini, geliştirmesini ve güvenlik altına almasını sağlar. (*)

Bir ülkenin dış politikadaki yaptırım gücü o ülkenin ekonomisinin kuvveti, siyasi yapılanma biçimi, jeopolitik konumu ve dış politikayı yürütenlerin uluslararası ilişkilerde kendi tezini savunabilme ve karşı tarafı ikna edebilme kabiliyeti ile orantılıdır.

Dış politika, evrenseldir.

Kuralları tüm dünya ülkeleri için pek fark göstermez.

  1. Burada ahde vefa temel direktir.

Dış politika istikrar gerektirir.

Diplomaside samimiyet bile bazen buz soğukluğunda olur.

Yüzünüz nezaketen katılaşır zamanı geldiğinde.

Maharet gülen yüzün arkasındaki fırtınaları görebilmektir.

Sadece istikrar değil, ahde vefa, güven, ciddiyet, temelde şeffaflık ve öngörülebilirlik de şarttır.

İç politika ile dış politika ikiz kardeştir.

Çok benzeştikleri gibi derin farklılıklar da içerirler.

İçerde olumlu, olumsuz her şey yapabilirsiniz. Takıntılarınız olabilir.

İçeriyi bir şekilde kavga, dövüş, baskı, mahpus veya ikna yöntemleriyle yönetebilirsiniz.

En kötü ihtimalle yurttaşı istibdat-ı Abdülhamid gibi tebaa yaparsınız bir süreliğine.

 

 

 

Ama dış politikada en azından sizinle aynı güçte muhataplarınız vardır. Tebaa yoktur!

Dış siyasette kararlı efendilik, dürüstlük, güvenirlilik, şeffaflık, öngörülebilirlik prim yapar.

Diplomasinin evrensel kurallarına uymak şarttır.

Uyulmaz ise sonuçları itibarıyla ağır bedeller ödenir.

Bu nedenle dışişleri çok daha zor bir olaydır. Hiç şakası yoktur.

"BEN YAPTIM OLDU, ONU BUNU BEĞENMİYORUM" denmez, dış politikada!

Keyfinize göre veya birileri dayatıyor diye "ONU SEVMİYORUM, BUNU İSTEMİYORUM" vs. denilmez.

Yaparsanız, orantısız bir tepkiyle karşılaşıp, ulusal felakete yol açabilirsiniz. 

Çok ama çook pahalıdır hataların bedelleri!

Türkiye'nin dış politikası, uluslararası ilişkilerdeki hâkim anlayış ve felsefe yerine, ahlâki/etik temeller üzerine oturtulmaya çalışılmış ve bu yüzden de pek çok sıkıntı ile karşı karşıya kalınmıştır.

Oynanan oyunun kurallarını bilmiyorsanız, oyuna başlamadan önce yenileceğiniz aşikâr olur. O zaman, oyunda başarılı olabilmek için herkes tarafından kabul edilen oyun kurallarını öğrenip, bu kurallara göre oynamak/kurgulamak gerekir.

Oyunun kurallarını ve felsefesini bilmek, oyuncuların hem geçmişteki reflekslerini anlamak hem günümüzdeki hamlelerini yorumlamak hem de gelecekteki hamlelerini tahmin etmek için çok önemlidir.

Unutulmamalıdır ki, uluslararası ilişkiler, "ulusal çıkar" üzerine kurulmuştur.

Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti, kendisine karşı izlenen politikalara karşın, birbirini dengeleyecek şekilde karışık ittifaklara girerek dış politikasını oluşturmalıdır.

Özetlenirse Türkiye Cumhuriyeti, dış politikada oyuncu olmaktan ziyade, "oyun kuran" konumuna gelmelidir.

Eğer bir ülke kendi algısını ve itibarını yönetmezse, itibarı kendi doğal ritmiyle ilerlemekte, başkaları tarafından yönetilir hale gelmektedir.

 

 

 

 

 

Büyük önderin dış politikadaki ilkeleri "gerçekçilik" ile başlar, "hukuka bağlılık"la devam eder ve "yurtta sulh cihanda sulh" ile sona erer.

Heyyyy!

Diye bağırmanın da usulü ve zamanı vardır.

Uluorta ve aklınıza geldiği anda bağırırsanız, akıl ve ruh sağlığı hastanesine gönderilmeniz işten bile değildir!

Türkiye Cumhuriyeti, kendisini yönetenlerin yabancı ülke yöneticileri tarafından kabul salonlarında değil, karşılama mekanının ana kapısında karşılanmaya layıktır.

 

(*) Reimund Seidelmann, "AuBenpolitik", Wichard Woyke (editör) "Handwörterbuch Internationale Politik" (Uluslararası İş Birliği Politikası), Bundeszentralefür politische Bildung, Bonn, 5. Auflage, 1994, s. 16.