Katalonya ve ötesi

Bay Diplomat 30 Ekim 2017 Pazartesi, 05:49

Bugün Avrupa Birliği'nin (AB) en önemli gündem maddesi Katalonya'nın bağımsızlık referandumu sonrası yaşanan kriz.

General Franco baskıcı yönetiminin ardından 31 Ekim 1978 tarihinde yapılan Kongre ve Senato Genel Kurul toplantılarında Parlamento (Cortes Generales) tarafından kabul sonrası 7 Aralık 1978'de yapılan referandumda İspanya halkı tarafından kabul edilerek 27 Aralık 1978 tarihinde Kral tarafından Parlamento (Cortes Generales) önünde onaylanan 169 madde, 4 ek hüküm, 9 geçici hükümden oluşan İspanya Anayasası (Constitución Española), İspanya Kralı'nın 'Devlet Başkanı' olduğunu belirtmesine rağmen, Kral'ın işlevi semboliktir ve herhangi bir yürütme yetkisi yoktur.

1978 Anayasası İspanya'yı oluşturan etnik grupların ve bölgelerin özerkliğini tanımakta ve haklarını teminat altına almaktadır.

Katalonya, Bask Ülkesi ve Galiçya, 1978 Anayasası hazırlanmadan önce de özerklik statüsünü elde etmiş olduklarından, "Tarihsel Özyönetimler" olarak adlandırılmışlardır. Zaman içinde diğer bazı özerk yönetimler de statülerine "tarihsel özyönetim" ibaresi eklemişlerdir.

17 tane özerk topluluk ve 2 tane özerk şehir bulunmaktadır.

Katalonya, Valensiya, Balear Adaları, Bask ülkesi ve Galiçya özerk yönetimlerinde İspanyolcanın yanı sıra ikinci resmi dil kullanılmaktadır.

Katalonya volkanı kraterinden çıkan gazlar, büyük patlama olacağının habercisi idi.

Katalan halkının, Madrid yönetimine karşı duyduğu diş bilemenin geçmişine bakarsak;

İspanya'yı 1939'dan 1975'e kadar diktatörlükle yöneten General Franco döneminden kalan "Madrid antipatisi" Katalan başkenti Barcelona ve çevresinde bugün bile sürdüğü. Barcelona'yı ziyaret eden, ayrılıkçı Katalanlarla biraz konuşan herkes; bu kentin sakinlerinin uzun yıllardır "Biz İspanya değiliz" mesajını balkonlarına astıkları Katalan bayraklarıyla verdiğini görecektir.

Öyle bir diş bileme ki;

O günleri yaşayan ve büyüklerinden dinleyen bölgenin yerlileri, İspanya'nın diktatörlük döneminde Katalan kültür ve siyasetini ezmesini hınçla hatırlamaktadırlar.

Katalan halkına göre Katalonya, Madrid'i beslemekte, buna karşın Madrid, Katalan halkını görmezlikten gelmektedir.

 

İspanya'nın en zengin bölgelerinden biri olan Katalonya, ülke nüfusunun yüzde 16'sını, gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYH) ise yüzde 19'unu oluşturuyor.

2014 yılının verilerine göre Katalonya'nın İspanya ekonomisine vergilerle yaptığı katkı, yatırımlarla aldığından 9,89 milyar avro daha fazla.

Katalonya'ya İspanya devletinin yaptığı devlet katkısı ise 2003 yılında bütçenin yüzde 16'sı iken bu rakam 2015'te yüzde 9,5'e düştü.

Geçmişten günümüze gelen birikim sonucu, Katalonya bölgesinde bağımsızlık akımları son dönemde katlanarak büyüdü.

Bağımsızlık taraftarının halka oranı son otuz yılda yüzde 20'den 49'a çıktı. Katalanların yüzde 29'u federal devlete sıcak bakıyor ve kendilerini apolitik görüyordu. Şimdi ise İspanya'dan ayrılmak istiyorlar.

İtalya'da olduğu gibi İspanya'da da ülkenin kuzeyi, güneyine göre zengin. Son dönemde dünyada esen milliyetçi ve popülist rüzgârlara, göçmen karşıtlığı gibi yeni etkenler de eklenince, "Zenginliğimizi başkalarına kaptırıyoruz" duygusu Katalonya'da iyice körüklendi.

Madrid yönetimi, Katalonya özerk yönetiminin 1 Ekim'de düzenlediği bağımsızlık referandumunun ardından;

"1- Eğer bir Özerk Topluluk, Anayasa veya diğer kanunların koyduğu yükümlülükleri yerine getirmez veya İspanya'nın genel çıkarlarına ciddi biçimde zarar verecek şekilde hareket ederse, Hükümet, Özerk Topluluğun Başkanına şikâyette bulunur ve doyurucu bir cevap alamazsa, Senato'nun salt çoğunluğuyla aldığı bir kararın ardından, söz konusu Özerk Topluluğu, ilgili yükümlülükleri yerine getirmeye zorlamak veya yukarıda söz edilen kamu çıkarlarını korumak için gerekli önlemleri alır.

2- Hükümet, yukarıdaki fıkrada öngörülen tedbirleri uygulamak amacıyla, bütün Özerk Topluluklara talimat gönderebilir." içeren 155. maddesini feshederek Katalonya yönetimini kendisine bağladı.

Böylece, Anayasa'nın 155. maddesi, Franco diktatörlüğü dönemi ve 1978 Anayasası'nın yürürlüğe girmesi sonrasında ilk kez uygulanmış olacak. 1939-1975 yılları arasındaki Franco diktatörlüğü döneminde Katalan hükümeti feshedilerek Katalan dili yasaklanmıştı.

155. madde, ayrılıkçı eylemlerde bulunan bölgelerin özerkliğinin iptal edilmesine olanak tanıyor. Madde uyarınca Madrid yönetimi Katalan polisi, yönetimi ve kamu yayıncılık kuruluşlarının kontrolünü de devralma yetkisine sahip konumuna geçmektedir.

Bu noktada büyük patlama gerçekleşti.

Katalonya yönetimi bağımsızlık kararı aldı.

 

Katalonya krizi Avrupa Birliği'nin ne denli ikiyüzlülüğünü de ortaya koydu.

Referandum öncesi, Katalonya halkının kararına saygı duyacağını açıklayan AB, şimdi, muhataplarının sadece Madrid yönetimi olacağını söylemektedirler.

Nedeni de AB, kendi içinde ikinci Kıbrıs olayını yaşamak istememesidir.

Madrid ve Katalonya yönetimleri arasındaki kriz, yakın gelecekte Avrupa'nın diğer ülkelerinde benzer bağımsızlık hareketinin haberini de vermektedir.

Bağımsızlık, özerklik ve öz yönetim sadece İspanya'da değil, Fransa'dan Almanya'ya, Danimarka'dan Romanya'ya pek çok Avrupa ülkesinde aktif biçimde gündem oluşturmaktadır.

Bavyera (Almanya), Bretonya (Fransa), Valon Bölgesi (Belçika), Flanders (Belçika), Korsika (Fransa), Güney Tirol (İtalya), Sicilya (İtalya), Veneto (İtalya), Lombardiya (İtalya), Faroe Adaları (Danimarka), Bornholm (Danimarka), Sekelistan (Romanya), Katowice (Yukarı Silezya) (Polonya), Moravya (Çekya) ve Istria (Hırvatistan).

Avrupa, artık sınırlarının değişeceği bir kıta görünümündedir.