Kendimizi Kandırmayalım (Orta Doğu Sınırlarını Yeniden Çizme Planları)

Bay Diplomat 05 Aralık 2016 Pazartesi, 09:04

Bütünlüklü bir dış politika olmaması nedeni ile dış politikada yıllar boyu korkularımızla yaşadık.

 Kuzey Irak'ta Kürt devleti kurulacak, Ermenistan bizden tazminat alacak, sonra Kars'ı, Ardahan'ı alacak, Yunanistan Ege'yi alacak, Kıbrıs elimizden gidecek diye.

Batı da hep bu korkularımızı bilerek hareket etti, Yeri geldi bu korkularımızı bize karşı kullandı.

Halbuki ne güzel söylüyorduk çocukluk çağımızda şu tekerlemeyi:

Bir, iki, üçler

Yaşasın Türkler

Dört, beş, altı

Polonya battı

Yedi, sekiz, dokuz

Ruslar domuz

On, on bir, on iki

Amerika tilki

On üç, on dört, on beş

Araplar kalleş

On altı, on yedi, on sekiz

Hapı yuttu Portekizzz..

 

Çocukluğumuzda bilmiyorduk. Hep ve her zaman güçlü ülke idik. Tekerlemeye karşın hem ABD, hem Rusya, hem Almanya bizim stratejik ortaklarımız idi.

Ne var ki, güvencesini stratejik ortağımız olmasından dolayı aldığımız ABD bu ortaklık için bizi hep sıkıntıya sokmaya çalışmaktadır.

Başkan Obama'nın, 2010 yılında "Türkiye, yakın bir müttefik ve stratejik bir ortaktır. Bu ortaklığımız elastikidir." açıklamasından sonra gözümüz 'ABD Kartalı'nın yer aldığı belgeye takılıyor.

O da ne?

2015 yılında yayınlanan 'Giriş, Güvenlik, Refah, Değerler, Uluslararası Düzen ve Sonuç' şeklinde 6 bölümden oluşan ve her yıl Beyaz Saray'ın Kongre'ye sunduğu, ülkenin güvenlik önceliklerini belirleyen Başkan Obama imzalı National Security Strategy (*) belgesinde Birleşik Devletler tarafından, Türkiye Cumhuriyeti'nden ismen söz edilmemektedir. Bu da stratejik ortaklığın ne anlama geldiğini gösterirken Başkan Obama'nın sözünü de doğrulamaktadır.

Dış politika platformunda stratejik ortaklığın ne anlama geldiğini Gazi Mustafa Kemal Atatürk açıklamıştır.

"Ne yazık ki Türk'ün geleneksel dostu yoktur; çıkarlar ortak olunca Avrupalılar buna, hemen 'geleneksel dostluk' ismini vermişlerdir.

Milletlerin siyasetinde ancak çıkarları vardır; kimsenin kimseye dost olamayacağını bilelim!"

Dış politikada stratejik ortaklık kavramını bu denli irdelenmesinin nedeni, stratejik ortaklığın taraf ülkeler için çıkar amaçlı kullanıldığını göstermektir.

Özellikle, ABD, Türkiye ile ilişkilerini büyük ölçüde güvenlik ve askeri alanlardaki ilişkiler üzerine inşa etmiş, Türkiye'nin çevresindeki kriz bölgelerine müdahalede bir atlama taşı olarak kullanmayı hedeflemiştir. Öyle ki, Washington, çevre jeopolitikteki krizlerde sırtımızı sıvazlayarak Türkiye Cumhuriyeti'nin yumuşak gücünden faydalanmasını çok iyi bilmiştir.

Birleşik Devletler, bir adım daha öne çıkarak, özellikle günümüz Orta Doğu coğrafyasını yeniden şekillendirme hareketlerine başlamıştır.

Bu şekillenmede dikkat çeken önemli konu, 2015 yıllarında yayınlanan ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi'nde Türkiye Cumhuriyeti'nin yerinin olmamasıdır.

Dolayısıyla Birleşik Devletler, Türkiye Cumhuriyeti'ni yavaş yavaş gözden çıkarmaya başlamıştır. Her ne kadar, son dönemlerde, çeşitli makam sahiplerince yapılan karşılıklı ziyaret ve görüşmeler kamuoyu ile paylaşılsa bile 2006 yılında Birleşik Devletler Ordusu'ndan yarbay rütbesi ile emekli olan Ralph Peters'ın imzası ile Blood Borders: How a Beter Middle East Wouldlook başlığı altında ABD Ordusu'nun Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde yayınlanan yazıda yer alan. Orta Doğu'nun bu haritası Birleşik Devletler'in gerçek yüzünü göstermektedir.

 

(Haritada, kazanılan yerler siyah karakterli, kayıp edilen yerler kırmızı karakterli, değişime uğramayan  yerler  gri karakterli  yazı ile belirtilmiştir.)

Güzel Türkçemizdeki "Beyler! Birbirimizi Kandırmayalım." sözü bu haritayı gördükten sonra bir kez daha anlam kazanmaktadır.

Türkiye'yi parçalanmış halde gösteren haritaya göre; Irak, Sünni Irak ve Şii Arap Devleti olarak ikiye bölünürken, Türkiye Cumhuriyeti Doğu Anadolu Bölgesi'nde ve Kuzey Irak ile Suriye'nin kuzeyinin bir bölümü Özgür Kürdistan'a verilmektedir. Ürdün, Büyük Ürdün adıyla yeniden şekillenmekte, Suudi Arabistan da bu şekillenmede kendi payını almaktadır.

Kimilerine göre, haritanın tamamen Yarbay Ralph Peters'ın kendi öngörüsü olarak hazırlandığı söylense de Yarbay Peters'ın son görevlendirmesinin, ABD Savunma Bakanlığı içerisinde Genel Kurmay İstihbarat İkinci Başkanlığı ve askeri dergiler ve ABD dış politikası için çok sayıda strateji makaleleriyle Pentagon'un en başta gelen yazarlarından biri olduğuna dikkat edildiğinde, haritanın Pentagon fikirli olduğu görülecektir.

Orta Doğu uzmanı olan Peters'ın bu haritası, akıllara ABD eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Kazimierz Brzezinski'nin The Grand Chessboard: American Primacyand Its Geo-strategic Imperatives adlı kitabını getirmektedir.

 

Orta Doğu'nun parçalanmasını isteyen sadece Birleşik Devletler'in dış politika uzmanları ve askerleri değildir.

Bu parçalanmayı, İngiliz Askeri İstihbaratı'nda çalışan Prof. Dr. Bernard Lewis başkanlığında 1978 yılında Princeton (ABD) Üniversitesi'nde yapılan toplantı sonrasında belirlenen " Lewis Planı"nı, İsrail Planı olarak değiştiren İsrail yönetimi de istemektedir.

Bu plana göre; Orta Doğu'daki her mezhebin bir vatanı olması hedeflenmektedir. Maruniler Lübnan'da, Kürtler, Suriye, Irak ve Türkiye'de, Şiiler, Güney Irak ve İran'ın bir kısmında, Sünniler, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin'de sınırları belirlenecek yurt sahibi olacaklardır.

Bu fotoğraf bugün çekilmiş olsa bu kadar net olmazdı değil mi?

Günümüzde, dış politika 7/24 çalışma esasına göre yürütülmektedir.

Dış politika; vizyon sahibi olmanın, tek göz ile uyumak gerektiğinin, birleştiği alandır.

Orta Doğu'ya dar (mezhep ağırlıklı) çerçevede bakma politikası Türkiye Cumhuriyeti'ni, günümüzde sorunları çözmekten ziyade sorunların tarafı olan ülke konumuna getirmiştir. Bu durum, komşularımızla sıfır sorun ilkesinin başlamadan bittiğini göstermektedir.

Dış politikanın aymazlığı sonucunda, ülkenin siyasileri kendi iç sorunları ile uğraşırken kendilerine menfaat sağlayacak ülkeler o ülkenin topraklarını harita üzerinde imgesel olarak değil gerçek şekilde parçalamaya başlarlar.

Bu hareketi yine güzel Türkçemizdeki deyim ile pekiştirirsek, "Mışıl mışıl uyurken elin oğlu gelir altındaki döşeği götürür. Senin de ruhun duymaz."

 

http://www.whitehouse.gov/sites/default/files/docs/2015_national_security_strategy.pdf.