Koz kullanmak zor mu?

Bay Diplomat 22 Ocak 2018 Pazartesi, 06:01

ABD Başkanı Donald J. Trump'ın, Birleşik Devletler tarafından İsrail Devleti'nin başkenti olarak Kudüs'ü tanıdıklarına dair kararı onaylamasından ve bunu dünya kamuoyuna açıklamasından sonra İsrail halkı, Trump'un bu kararını büyük coşku ile karşıladılar.

Öyle coşku ki İsrail istihbarat servisi MOSSAD'a yakınlığıyla bilinen Kudüs merkezli istihbarat ve haber portalı Debkafile (תיק דבקה), tüm İsrail halkı adına hem teşekkür ediyor hem de portalın ziyaretçilerinden "Birleşmiş Milletler' de İsrail'e destek verdiğiniz için Başkan Trump'a teşekkür ediyoruz!" şablonunu Birleşik Devletler Başkanı'na elektronik posta ile iletmelerini istiyorlar,

Trump, başkanlık seçim kampanyasında büyük destek gördüğü Yahudi cemaatinin isteğini yerine getirirken İsrail Devleti de Birleşik Devletler Başkanı'na teşekkür duygularını sunmayı vatandaşlık görevi(!) saymıştır.

DEBKA, Birleşik Devletler'in ve İsrail Devleti'nin Orta Doğu sanal âlemindeki gözü kulağı.

Kudüs merkezli istihbarat ve haber portalı, ziyaretçilerini gün içinde informe ederken hafta sonlarında da üyelerine eposta üzerinden haftalık dünya raporunu göndermektedir.

Nerede ise Orta Doğu bölgesinde sinek görülse portal sayfasına bilgi notu olarak yerleştirecekler!

DEBKA'nın bir görevi de dünyadaki Yahudi cemaatini bir arada tutmak ve İsrail Devleti'ni yüceltmek.

İsrail Devlet Televizyonu ILTV'nin günlük yayın akışından Yahudi cemaati için para toplama hizmetini ziyaretçilerine bildirmek DEBKA haber portalının görevleri(!) arasında.

2017 yılının ilk aylarında DEBKA sitesinde yayınlanan harita etnik, mezhebi, mezhepler içi, meşrebi, siyasi ve menfaat ayrışmaları üzerinden 2011'de başlayan Suriye bataklığının kurutulmaya başlandığını ve bataklığı kurutmak için çaba gösteren ülkelerin bu aşamadaki görev ve sorumluluklarını belirlemektedir.

Harita, Suriye'deki askeri kontrolün, Washington, Moskova ve Ankara arasında paylaşımını gösteriyor.

Bu paylaşıma göre;

  • Türkiye, Suriye-Türkiye sınırının tamamında yaklaşık 650 km uzunluğunda bir alanda ve Suriye içine doğru 35-50 km genişliğinde bir bölgeyi kontrolü altında tutacak.
  • ABD ordusu, Kürt bölgeleri dâhil olmak üzere Fırat nehrinin doğusundan Irak sınırına kadar olan tüm bölgeyi ve Suriye'nin İsrail ve Ürdün sınır bölgesindeki kontrol altında tutacak.
  • Rusya ise Fırat nehrinin batısından Akdeniz'e kadar olan bölgede sorumluluk sahibi olacak.
  • İran ordusu, Şia milisleri ve Hizbullah'a ait güçler Suriye'den ayrılacaklar,

            İki cambazın bir ipte oynamasının zorluğundan beterdir dış politika sahnesinde rol kapmak ve o rolü gerektiği gibi oynamak.

Dünya kamuoyunu rahatlatacak bu yaklaşım ve ortak görüş birliğinden sonra Suriye'de barış rüzgârlarının eseceği umulurken, birdenbire sahneye İran İslam Cumhuriyeti ve Birleşik Devletler'in gölgesinde İsrail yönetimi de Suriye pastasından pay alabilmek umudu ile masanın etrafında yer alma isteğini açıkladı.

Olanlar, Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin masa dışında bırakılması yönteminin belirlenmesine dönüşüverdi birdenbire.

Hani paylaşım haritası üzerinde Türkiye Cumhuriyeti, Birleşik Devletler ve Rusya Cumhuriyeti yöneticileri görüş birliğine varmış, İran ordusu ile Şia milisleri ve Hizbullah'a ait güçlerin Suriye'den ayrılacakları kararlaştırılmıştı?

ABD, terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı güçlere silah ve mühimmat yardımına karar verdi.

Türkiye Cumhuriyeti yönetiminden gelen çağrı ve anlatımları duymazlıktan geldi.

Suriye bataklığının Türkiye Cumhuriyeti tarafından görünümüne göre, Türkiye Silahlı Kuvvetleri'nin olası Afrin harekâtının kaçınılmaz olduğu ABD ve Rusya yönetimine sivil ve askeri düzeyde anlatılarak Türkiye Cumhuriyeti'nin bu konudaki tutumunun vazgeçilmez olduğu vurgulandı.

Sokakta vatandaşa "Suriye bataklığında hangi ülkeler mevcut, Esad yönetimine karşı savaşıyorlar?"sorulsa alınacak yanıt Türkiye, ABD ve Rusya olacaktır.

Ne var ki Türkiye Cumhuriyeti'nin yerini İran İslam Cumhuriyeti alıyor.

Trump yönetiminin akıl almaz tutarsız davranış ve kararları sonrası Washington'daki askeri kaynaklar, Suriye'deki savaş sonrası ABD, Rusya, İsrail ve İran'ın Suriye mutfağında pişecek yemeği birlikte yemek için hem fikir olduklarını ifade etmektedirler.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, "ABD askerleri, DEAŞ ile mücadele bittikten sonra uzun süre Suriye'de kalacaklardır." açıklamasını yapmıştır.

Aynı kaynaklar ise Türkiye Cumhuriyeti'nin Suriye konusundaki tutumu karşısında ya sessiz kalmakta ya da yapılan açıklamalardan habersiz olduklarını söylemektedirler.

Suriye bataklığında ABD olsun Rusya olsun Türkiye Cumhuriyeti yönetimini oyalamaktadırlar.

Çünkü onlar, Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin Kuzey Suriye bölgesinde olası bir harekâta kendilerinin izin ve bilgileri olmadan girişemeyeceği kanaatindedirler.

Hâlâ, İncirlik ve Malatya'da konuşlanan yabancı ülkelerin savaş uçakları, iniş kalkışlarını rahatlıkla yapabilmektedirler.

Yabancı savaş uçaklarının Türkiye Cumhuriyeti'ndeki üslerden yapılan hava trafiğine herhangi bir kısıtlama ya da engelleme uygulanmamaktadır.

Kısacası ne Birleşik Devletler ne de Rusya yönetimi Türkiye Cumhuriyeti yönetimini Suriye bataklığı ile ilgili olarak dikkate almaktadır!..

Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin uyarılarına rağmen Suriye'deki bölücü güçlere ABD yönetimince yapılan silah ve mühimmat desteğinin devam etmesi bunun işaretidir.

Dış politikalarda saatlerin değil saliselerin önemi büyüktür.

Suriye krizini iç politika malzemesi olarak kullandığı sürece Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin o masada sandalye bulması zordur!..

İç politikada Suriye krizinin yeri uluslararası arenadır.

Savaş ortamında, savaşın taraf ülke yöneticileri kendi kamuoyuna savaşın kazanılmakta olduğunu söylerler.

Diplomatik görüşmeler sonrası, istediğimizi aldık derler.

Sonunda, bir kazanan ülke vardır.

Bir de kaybeden.

Tıpkı, ekonomi kanunlarını çiğnercesine üretmeden tüketen toplum olmamıza karşın ekonomik büyümede başarı sağladığımızın açıklanması gibi!..

Suriye bataklığı, ABD ve Rusya tarafından Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin itildiği bir bataklıktır.

Durduk yerde başımıza aldığımız bir beladır.

Bu bela yüzünden, bizleri yönetenlerin ihtirasları nedeni ile Fırat Kalkanı Harekâtı'nda 64 askerimiz şehit, 386 askerimiz de gazi oldu!..

(Şehitlerimize bir kez daha rahmet diliyor, gazilerimize de minnet ve şükran duygularımızı sunuyoruz.)

Suriye bataklığında, oyun kâğıtlarını dağıtmasını bilmeyen oyuncunun poker oyununa davet edilerek masadaki diğer oyuncuların anlaşması sonrası dört el kazandırılan daha sonra tüm mal varlığını kaybeden oyuncu konumuna gelmiştir Türkiye Cumhuriyeti yönetimi!

Ülkemizin güney sınırında bir terör devleti oluşmaması için, terör ateşinin ülkemizi yakmaması için, Türkiye'nin bölünmemesi, parçalanmaması için;

Elimizdeki İncirlik, Erhaç ve Kürecik kozlarımızı yöneticilerimiz niye kullanmazlar?

Yoksa bu kozlarımızın yönetimi Türkiye Cumhuriyeti yönetiminde değil mi?..