Mâlik-ül Mülk مالكالملك

Bay Diplomat 03 Nisan 2017 Pazartesi, 06:21

Her ikisi de egemen oldukları sektörün lideri konumunda.

Sektörde piyasa ve pazar rekabetini birbirlerine kaptırmamak için kimi zamanlarda kavgaya dönüştürecek yoğunlukta mücadele azmine sahipler.

Bunun için de 'Her şey geçerlidir' kuralını en üst düzeyde uygulamaktan geri kalmıyorlar.

Ve bir gün; Mücadeleye mola vererek ortak karar almak amacı ile görüşmek istiyorlar.

Onların bir araya gelmesini sağlayan düşünce ise dünyanın bir bölgesindeki potansiyel pazar.

Her ikisi de piyasa ve pazar araştırmalarını o bölgede ayrıntılı şekilde yapmışlar, uzmanlarının raporlarını her toplantıda kurmayları ile tartışmışlar. Bölgenin gelecekte konumları için özel bölge olduğunu kabul etmişler.

Ne var ki, kendilerine sunulan raporlardaki ortak noktaya göre, bölgede yatırım yapabilmek için o bölgede kendisini "Bölgenin Efendisi" olarak etrafına kabul ettiren birisinin ikna edilmesi gerekiyormuş.

Öncelikle iki dünya devi, bu kişinin ikna edilebilmesi için hakkında araştırma yapmışlar. Araştırmalar sonucunda, o kişinin kendilerine sunulan raporlarda yazılanlar kadar korkunç ve de zorlaştırıcı bir olmadığı görüşü ortaya çıkmış.

Bu ortak görüşü paylaşmak için buluşan dünya devi iki kuruluşun CEO'ları, bu kişinin öyle zor ikna edilebilen birisi olmadığı, hatta, korkak ve yumuşak kalpli birisi olduğu, raporlarda sunulan profil görünümünün ise kendi bölgesindeki görünümü olduğu görüşünde birleşmişler. O raporlara göre, bölgede yaşayanlar da onu, nerede ise kahraman görünümüne sokmuşlar. Yapacakları tek şey; birbirlerinden habersizcesine onunla diyaloğa geçerek kendi taraflarına çekmek, düşüncelerini paylaşmak. Bu düşünce, görüşme sonunda hazırlanan iş birliği protokolüne ortak görüş olarak 18 punto ve bold olarak yazılmasına karar verilmiş.

Kendisini o bölgenin efendisi(!) olarak çevresine kabul ettiren kişi, görüşmek için kendisinden randevu isteyen yabancı yatırımcıların bu mutlu(!) girişimleri sonucunda öyle bir görünüme girmiş ki, "Dünyanın bir ucunda yaşayanlar bana geliyorlar. Gerçekten büyüklüğümü onlar da kabul ettiler." diyerek, nerede ise He-Man kılıcını kaldırarak 'Güç Bende 'diye bağıracakmış ama kurmayları(!) "aman patron. Biraz sakinleş. Gelsinler bakalım. Ziyaretlerinin amacı ne imiş öğrenelim. Ondan sonra gücünüzü dünya âleme büyük bir şov yaparak gösterirsiniz" demişler.

Bölge efendisini ziyaret eden ilk yatırımcı, hediyelerini sunduktan sonra altın revaklı koltukta oturarak ziyaret nedenini "Biz, bölgenizde yatırım yapmak istiyoruz. Ancak, yatırım yapabilmemiz için bölgede güçlü ve de dirayetli olmanız nedeni ile sizden icazet almamız gerekiyor. Ayrıca, bu yatırımımız için gelişimize izin verirseniz, şirketimizin saygın üyeleri arasında yer alacağınızı da unutmayınız." şeklinde açıklamışlar.

Bölgenin efendisi(!) bu sözler karşısında, kendisini hemen yan salonda bulunan aynanın önüne atmış. Endamını, az önce söylenen sözler eşliğinde bir kez daha seyretmiş.

Ziyaretçilerine dönerek, "tamam" demiş. "Ancak, bu bölgenin sorumluluğumda olduğunu biliyorsunuz. Bölgedeki, tüm arazi çalışmasını ben yapacağım. Bunu da adamlarımla gerçekleştireceğim. Tek sorun, bu bölge için diğer dünya devi olan ve sizin de rakibiniz durumundaki kuruluşun da bölge ile ilgilendiğini biliyorum. Sizden ricam, onların bu bölgeye gelmemesi."

Ziyaretçiler, bu sözler karşısında şaşkınlıklarını gizleyememişler.

Tercümanlarına o sözleri tekrarlatmışlar. Doğruluğunu öğrendikten sonra, plan çantası büyüklüğündeki çantayı açarak bu kez bölge efendisine(!) altın yazmalı bir hat hediye etmişler. Hediye karşısında bölge efendisi(!) nerede ise küçük dilini yutacakmış. Çünkü, kendisine sunulan hediyede "Mâlik-ül Mülk مالكالملك (Mülkün sâhibi) yazıyormuş.

Ziyaretten iki gün sonra, diğer dev yatırımcı gelmiş. İlk ziyaretçi ile olan görüşmenin benzeri bir ziyaret. Konuşmalar bile benzer ifadeleri kapsıyormuş. Hediyeler verilmiş. Ziyaretçi, son hediye olarak kadife kaplı kutunun içinde altın anahtarı sunmuş. Sunarken de hediyenin anlamını açıklamış. "Bu anahtar, bölgenin size ait olduğunu kabul ettiğimizin göstergesidir."

Bölge efendisi ziyaretlerden sonra kurmayları (!)ile görüşmüş ve ilk ziyaretçi ile el sıkışmaya (!) karar vermiş.

İlk ziyaretçi, dünya devi haber sonrası öyle mutlu olmuş ki.

Bölgedeki arazi çalışmasını kendileri yerine bölge insanının yapması, bütçelerini de hafifletmiş.

Bölge efendisi (!) zaman geçirmeden kurmaylarına (!) emir vererek gerekli çalışmaların yapılmasını istemiş.

Bölgede zaman zaman karşılaştıkları büyük taşları dinamit ile patlatmaları gerekiyormuş. Bu patlatmalarda, çalışanların öldükleri ya da yaralandıkları bilgisi geldikçe bölge efendisi (!), "onlar bölgemizin geleceği için canlarını vermişlerdir. Ne mutlu onlara" diyerek üzüntülerini dile getirmiş.

Arazi şartları zorlaştıkça, çalışmaların bitimi de uzuyormuş.

O da ne! Arazinin karşı tarafında da bir grup aynı çalışmayı yapmakta!

Araştırmış, soruşturmuş. Sonuç: "Onlar da o dünya devi için çalışıyorlarmış"

Sen misin, bölgemde başka birisini çalıştıran!..

Bölge efendisi bir kızmış bir kızmış ki, konuştukça devasa çadırı sallanıyormuş.

O kızgınlıkla, soluğu ikinci ziyaretçinin ülkesinde alarak "Gelin, bölgede ortak çalışma yapalım." davetini yapmış.

İkinci dünya devi daveti hemen kabul etmemiş. Yanıtını üç gün sonra vereceğini söylemiş.

Esasında, iki dünya devi bütün gelişmeleri uydudan devamlı izliyorlarmış.

İkinci dünya devinin bölgeye girme aşamasında, küçük bir iş kazası yaşanmış. Bölgeye yeni gelenler, bölge efendisinin kurmaylarının yaşadıkları binayı iş makinesi ile yıkmışlar.

Bölge efendisi kendisini gerçekten bölge efendisi olduğunu dünya âleme gösterme hazırlığında iken, TV ekranındaki altyazı dikkatini çekmiş. "Dünya devi iki kuruluş bugün ...bölgesinde ortak yatırım yapmak için protokol imzaladılar."

Bölge efendisi (!) yazıyı defalarca okumuş. Haberi kaynağından öğrenmek için yaptığı telefon girişimleri de sonuçsuz kalmış. Ziyaretlerde kendisine verilen kartvizitlerde yazılı telefon numaralarını aradıkça "Bu hat kullanılmamaktadır." robot sesinden sonra kurmaylarına (!) haber göndermiş.

Bölgedeki çalışmamız bitti!..

Şimdi o bölgede, dünya devlerinin ortak yatırımı sonucu yeni iş sahaları açılırken bölge efendisi (!) kendi bölgesine çekilerek çevresine anahtarı gösterip "Ne yapacağım bunu" diyormuş.