Masadan kalkmak ve ClTIUS-ALTlUS-FORTIUS

Bay Diplomat 15 Ocak 2018 Pazartesi, 06:10

360.000 km2'lik toprak üzerinde 84 milyon kişinin yaşadığı, üretim krizine girdiği an gelişmemiş ülkelerden iş gücü yardımı alan,

Vatandaşının kirlettiği sokakları ülkesine davet ettiği iş gücüne temizlettiren,

Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa'daki kankası(!),

Türkiye'ye kendi bakış açısından değil, ülkesine sığınan Türk vatandaşlarının gözü ile bakan,

Ekonomik çıkarları olduğu zaman, Türkiye Cumhuriyeti'ne sıcak(!) mesajlar veren,

"O'nu söylemek istememiştik. Yanlış anlama nedeni ile özür dileriz. Her zaman sizlerin yanınızdayız." anlamında Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerine şirin gözüken,

Dünya tarihinde en büyük soykırımı yapan,

Almanya Federal Cumhuriyeti'nde seçimlerin üzerinden 110 gün geçmesine karşın hükümet kurma çalışmalarındaki kriz; Almanya Başbakanı Angela Merkel, SPD lideri Martin Schulz ve CSU lideri Horst Seehofer 28 sayfalık müzakere sözleşmesi üzerinde anlaşması ile sonuçlanmış gözükmekte.

28 sayfalık müzakere sözleşmesinde bir madde var ki okunduğunda demek ki bu madde olmazsa Hansların, Helgaların, ülkesi krizden çıkmayacak!

Müzakere sözleşmesinin 26'ncı sayfasında (III. Türkei) alt başlığı ile yer alan madde içeriği Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerine verilen bir mesaj.

"Türkiye bizim için çok yönlü ilişkilere sahip olduğumuz önemli bir müttefik ve komşu. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları kötüleşti. Bu nedenle müzakerelerde bir fasıl kapatılmadığı gibi yeni bir fasıl açmayı da istemiyoruz. Türkiye gereken yükümlülüklerini yerine getirmediği sürece vize liberalleşmesi olmayacak ve Gümrük Birliği genişletilmeyecek."

Maddenin özeti ise;

"Türkiye'yle yeni fasıl açılmayacak ve açılan fasıl kapanmayacak. Türkiye'ye vize serbestisi verilmeyecek ve gümrük birliği genişletilmeyecek."

Halk dili ile söylemek gerekirse, Türkiye Cumhuriyet'ine AB dükkanından ekmek yok!

İki hafta önce Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın, Fransa Cumhurbaşkanı ile birlikte dünya kamuoyu önünde "50 yıldan fazla AB kapısında bekliyoruz. Sabrımızın da bir sınırı var" türündeki söylemi belleklerdeki yerini hâlâ korurken, Almanya Federal Cumhuriyeti'nin hükümet krizini çözmeye yönelik müzakere sözleşmesindeki madde bir kez daha gösteriyor ki Türkiye Cumhuriyeti ağzı ile kuş tutsa AB'ye üye olması olanaksız!

Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri; ünlü tarihçi, bilim adamı İlber Ortaylı'nın 10 sene önce yayınlanan kitabındaki sözlerini eğer okumuş olsaydılar, AB'ye giriş sürecinde bu denli sıkıntılı süreç yaşanmayacaktı.

"Türkiye'de hemen bütün partilerin üstünde uzlaştıkları kalıcı politika Avrupa Birliği'ne giriştir; hatta siyası hayatımızda Avrupa Birliği'ne karşı olmak kuvvetle telaffuz edilemez, Avrupa Birliği'ne karşı olarak siyaset yoluna çıkanlar bile bugünkü hükümet çevrelerinde görüldüğü üzere, AB yolunda önemli tavizler vererek uzlaşmayı tercih etmişlerdir. Gerçekte de bu konuda ne ciddi bir siyaset izlenmiş ne de ciddi sloganlar atılmıştır.

Medyada Avrupa karşıtlığı ancak ihtiyatlı bir üslupla ele alınıyor.

Genelde AB karşıtlığı ciddi bir içerikle yürütülemiyor. Aslında AB taraftarlığı için de aynı şeyi söylemek gerekir. Esaslı tahliller yapılamamaktadır. Kaldı ki AB artık sadece bir iktisadi birlik, bir siyasi ortak hareket olmaktan öteye kültürel bir yapılanma olduğu halde; Türkiye, Avrupa ile müşterek kültürel tarihini incelemeye almamıştır." (*)

Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin eksikliklerinden biri, bilim adamlarının seslenişlerini dikkate almamalarıdır!..

Bunun da temelinde; araştırma, inceleme, sorgulama ve daha da önemlisi OKUMA kültüründen ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerinin yeteri kadar yararlanamamaları yatmaktadır.

Gerek ikili gerekse uluslararası görüşmeler öncesi bilim adamlarımızdan, konuların uzmanlarından yararlanmayı adeta yöneticilerimiz günah saymaktadırlar.

Karşı görüş sahibi olsalar da onların bu görüşleri kapsamında hazırlanarak görüşme masasına getirilen dosya içeriği, görüşmedeki muhataplarını bir kez daha düşünmeye yöneltecektir.

Ancak Türkiye Cumhuriyeti'nin bugünkü yöneticileri kendi görüşleri dışındaki görüş sahiplerine olumlu göz ile bakmamaktadırlar!..

Bunun yanında yöneticilerimiz; güncel anlatımla önlerinde takla atan görüş sahipleri bilim adamı olsun medya organlarında çalışan olsun bunlara prim vermekte, onları her zaman yanlarında görmek istemektedirler.

Sonuçta Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı'nın "Almanya ile ilişkilerde 2018 daha iyi bir yıl olacak." (**) benzeri açıklamaların Türk kamuoyuna yapılması kaçınılmaz olacaktır.

Adamlar bize kapıları kapatıyor ama yöneticilerimiz Türk kamuoyuna, kapı kapatılmasını "rüzgâr vardı. Ondan kapı kapandı" açıklamasını yapmaktan geri kalmamaktadırlar.

Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri kamuoyuna pembe gözlük takmanın gerekliliğini(!) vurgulamaktadırlar.

Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti'ni kapısında yıllarca bekletirken, 2008 yılında üyelik başvurusunda bulunan bazı Balkan ülkelerinin 2018 yılı içinde AB üyesi olarak görülmesi kimseyi şaşırtmasın!

Türkiye Cumhuriyeti yönetimi, masadan kalkmasını bilmediği sürece Brüksel kapısında daha çok bekler! AB Dönem Başkanlığı'nı üstlenen ülke yöneticilerine 6 ayda bir "Bari sen üyeliğimiz için bir şeyler yap" sözlerini söyleriz!

Neden Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri AB yönetimine;

"Ben bu işte yokum. Ne yaparsanız yapın. Masadan kalkıyorum"

Sözünü söyleyemiyor?

ClTIUS-ALTlUS-FORTIUS (Daha hızlı, Daha güçlü, Daha yüksek)

Dünya, yakın tarihe kadar Kuzey Kore ile ABD yönetimi arasındaki savaş çığırtkanlığı haberleri ile çalkalanırken, Kuzey Kore ve Güney Kore yönetimi el sıkıştı.

Hem de dostane ve içten gülümseme ile.

İki ülkenin bu adımı, ABD'nin planlarını bozdu.

Kuzey Kore ve Güney Kore arasında başlayan diplomatik görüşmeler tüm dünyanın desteğini topladı. Birleşmiş Milletler, Kanada, Avrupa Birliği ve ABD'den konuyla ilgili destek mesajları verildi.

Düşman kardeşler arasında yeni yılda başlayan bahar havası etkisini gösterdi,

Seul ve Pyongyang yönetimleri sınırdaki acil hattı aktif hale getirdi.

Resmi olarak savaş halinde olan iki ülkenin arasında üst düzey diyalog başlamasına neden, gelecek ay Güney Kore'nin Pyeongchang kentinde yapılacak olan 2018 Kış Olimpiyat Oyunları oldu.

Spor bir kez daha barışı, özgürlüğü, dostluğu, kardeşliği sağladı.

Demek ki dış politika görüşmelerinde SPOR branşını da göz ardı etmemek gerekiyor.

Dış politikada ne kadar kavgalı kanlı bıçaklı da olsanız olimpiyatların sloganı bir kez daha anlam kazanıyor.

Hasat sonrası anız yakılmalıdır.

            4.0 Devrim hareketlerinin hızlandığı günümüzde, teknolojinin ne denli günlük yaşamımızda etkili olduğu daha da anlam kazanıyor.

            Öğrencilik günlerimizde ev ödevleri için yerel kütüphanelerin kapısında sıra halinde beklerken, günümüz öğrencileri arama motorları üzerinden her türlü bilgi erişimine ulaşabilmektedirler.

            Bizler, o zamanlar kâğıt kokularını içimize çekerken bugün onların parmak uçları daha çabuk nasırlaşmaktadır(!).

            Dünyada her türlü bilgi ve belgeye erişim için ülkeler belli kriter ve standartlar getirmiştir.

            En önemli kriter de ülkelerin çıkarlarıdır.

            Ülke politikasına ve ülke egemenliğine karşı olan her türlü bilgi ve belgeye erişmek mümkün değildir.

            Bu kapsamda, Türkiye Cumhuriyeti, sanal ortam ziyaretlerinde bazı erişimleri ülkenin egemenliği ve bekası açısından kullanıcılara kapatmıştır.

            Türkiye Cumhuriyeti'nde, bilgi ve iletişim sektöründe etkin ve sürdürülebilir rekabeti tesis etmek, ilgili tarafların hak ve menfaatlerini koruyarak memnuniyetlerini artırmak ve teknolojik gelişmeleri teşvik etmek suretiyle bilgi toplumuna dönüşümü sağlamak misyonu ile bilgi ve iletişim sektöründe ülkemizi; uluslararası ölçekte, etkili, rekabetçi ve yenilikçi bir konuma ulaştırmak vizyonuna sahip olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, güncel anlam ile internette yer alan siteleri kontrol altında tutarak, vatandaşların zararlı yayınlara erişimlerini haklı olarak engellemektedir.

            Bu engellemelerin 15 Temmuz kalkışmasından sonra yapılan yasal düzenlemeler ile daha da üst düzeye çıktığı kamuoyunun bilgisi dahilindedir.

            Özellikle FETÖ elebaşı ve onun güdümünde olan yazılı görsel medyasına bağlı sözüm ona kuruluşlarının çalışmaları, sanal ortamda ve normal yayın hayatında yasaklandığı da vatandaşlarımızca bilinmektedir.

            Ancaaaakkk!..

            Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığına göz diken, mevcut anayasal düzenini yıkmak arzusunda olan bu gafiller, bu kez yurt dışı bağlantılı olarak sanal ortamda arzıendam etmektedirler.

            Bu hareketlerini daha da ileri götürerek, FETÖ bölücübaşının yayınları ABD şirketince dijital ortamda satışa sunulmaktadır.

            335 CliftonAvenueClifton, NJ 07011 EIN: 47-2354726 (taxID) adresindeki Blue Dome, Inc adlı kuruluş yayınında Tel:646-415-9331 Fax: 646-827-6228agi@bluedomepress.com olan iletişim bilgilerine de yer vermektedir.

            Öyle ki yayınları için uluslararası standart kitap numarası olan Dijital ISBN'i de almış durumdalar.

            İşin ilginç yanı, bu yayınları sanal ortamda satın almanız mümkün.

            Demek ki 'minareyi çalan kılıfını hazırlar! örneği, güzel vatanımıza göz diken vatan hainleri Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kendilerine yönelik engellemeleri yurt dışı çalışmalar ile aşmayı planlamışlardır.

            'FETÖ'nün ABD ile ilişkisi var mı yok mu?' sorusunun açık ve net yanıtı bu hareketleri sayesinde gün yüzüne çıkmış durumdadır.

            İnternet ortamındaki bu yayınların satışı kredi kartı ya da banka kartı ile yapılmakta.

            Bir de bu bölücü hareketin sanal ortamındaki siteleri, mobil sitelerinde erişime açık olurken Windows ortamında erişime kapalı durumda.

            BTK, bu hainlere ait her türlü sanal çalışmaları Windows ortamında erişime kapatırken niye mobil ortamında da aynı engellemeyi yapmıyor?

            Berber koltuğuna oturduğumuzda hiçbir zaman 'Saçımızın bu tarafını düzelt bu tarafına makas değdirme!' diyemiyorsak,

            Cerrah, ameliyatına konu olan nesnenin yarısına müdahale edip, diğer yarısına müdahale etmiyorsa,

            BTK da Türkiye Cumhuriyeti'mizin bütünlüğüne göz diken bu vatan hainlerinin her türlü çalışmalarını engellemek zorundadır.

            Hasat sonrası anız yakılmadıkça zararlı otlar yine tarlayı saracaktır!..

           

(*) İlber ORTAYLI, Avrupa ve Biz, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007

(**) T.C. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Alman haber ajansı DPA'ya yaptığı 1 Ocak 2018 tarihli açıklama.http://www.dw.com/tr/%C3%A7avu%C5%9Fo%C4%9Flu-almanya-ile-ili%C5%9Fkilerde-2018-daha-iyi-bir-y%C4%B1l-olacak/a-41988730