Dil kullanımı incelik ister

Bay Diplomat 26 Şubat 2018 Pazartesi, 06:00

            Siyasilerimiz her gün konuşuyorlar.

            Uzun sopanın ucuna kauçuk bez bağlansa onu da mikrofon sanıp günün anlam ve önemine ilişkin açıklama yapmaktan çekinmeyecekler!

            Konuşmayı o kadar çok seviyorlar.

            Konuşmalarında kullandıkları kelimelere dikkat ettiğimizde, 20 dakika önce başka yerde yaptığı güzide(!) konuşmasını, kelime değişikliği ile yeniden tekrarladığı görülecektir.

            Önceki konuşmasının ikinci tümcesini bu kez birinci tümce olarak, altıncı tümcesini de ikinci tümce olarak kullanıyor.

            Ya kullandığı sözcükler.

            Ekranların siyah beyaz olduğu dönemlerde bankacılık sektörünün bir reklamı vardı sık sık yayına verilen.

            "Yok birbirimizden farkımız, hepimiz Osmanlı Bankasıyız".

            Türkiye Cumhuriyeti siyasetçileri de o reklam gibi hepsi birbirinden farklı ama hepsi de siyasetçi.

            Öyle ki güzel Türkçemizi katletmekte de üstlerine yok!

            Nerede ise onlar ekranlarda boy göstermeye başladıkları an, ekranın üst köşesinde "Bu konuşmalar için çocuklarınızı ekran başından uzak tutun!" yazısı gelecek.

            Kabadayıvari söylemler! (Esasında kabadayılığın da bir şekli şemaili (raconu) var.)

           

            Geçenlerde sosyal medyada bir fotoğraf paylaşıldı.

            70'li yılların başında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve ana muhalefet liderinin kol kola 'Aslanlı Yol'da yürürken çekilen fotoğraf.

            Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi yaşamında önemli rol oynayan bu kişiler, yaptıkları söylemlerde Türkçemizin zarafeti içinde olmasına dikkat etmişlerdir.

            Eleştiriler bile saygınlık ve hoşgörü içinde yapılıyordu.

 

            Ama bugün?

            Ülkelerin siyaset sahnesinde rol üstlenen oyuncular hem iç hem de dış politikada dili kullanırken çok dikkatli olmalıdırlar.

            İç politikada hiddet ve kin yüklü konuşmalar sadece destek verenlerce takdir edilir!

            Uluslararası toplantılarda, iç politika söylemlerinde kullanılan dil ile konuşmaya kalkarsanız sizleri anlık çeviri aracı ile dinleyenler, o aracın 'off 'düğmesine parmaklarını dokundururlar.

            Söylemler, saygınlık ve hoş görü içinde olmalıdır.

            Kin ve hiddet dolu söylem ve açıklamalar ile hiçbir yere varılamaz.

            Eğer bunu iç politikada yaparsınız toplum ayrışma aşamasına gelir!

            Dış politikada yaparsanız, uluslararası platformlarda var olan saygınlığınız o andan itibaren kaybolur, etrafınızda sizleri destekleyecek bir ülke bulamazsınız!

            "Yürüttüğüm ve savunduğum politikada haklıyım ve bunu tüm dünya ülke liderlerine de söylemek istiyorum" derseniz, o zaman konuşma dilini çok iyi kullanmanız gerekecektir.

 

            You break it, you own it!

 

            Beyaz Saray'da 13 Ocak 2003 tarihinde baş başa gerçekleştirilen görüşmede, Amerika Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın, Başkan George W. Bush'a yaptığı uyarı dünyanın saygın dış politika enstitülerinde ve düşünce kuruluşlarında seminer konu başlığı olmuştur "You break it, you own it" (3).

            Eskiden bazı dükkânların benimsediği bu kurala göre, müşteri dükkândaki bir nesneyi kırarsa kırdığı ürünün parasını sanki onu satın alıyormuş gibi ödemek zorundadır. "Kırarsanız, sizin olur".

            Politika iç veya dış olsun liderler, yapacakları yazılı veya sözlü söylemlerinde kullanacakları dilin inceliğini çok iyi bilmelidirler.

            İç politika, bireyin hanesi gibidir. Hane bireylerinin birbirlerini kırıcı, aşağılayıcı olmamak koşulu ile yaptıkları konuşmalar, tartışmalar hane içinde sonuca bağlanabilir.

            Dış politika ise genellikle satranç veya briç oyununa benzetilir.

            Oyunu iyi gözlemleyen, akılcı ve sakin olan, oyunun dilini iyi bilen her zaman masadan sayı alarak ayrılır.

 

            Her iki alanda da karşımıza Türkçemizi nasıl kullanacağımız çıkıyor.

            Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 3'üncü maddesinde (4) yer alan resmi dilimizi bilmiyoruz/konuşamıyoruz.

 

            Bilimsel açıklamalara bakıldığında kelime hanesi ve gramer bakımından bir hayli zengin bir dil olan Türkçenin ancak binde 5'ine hâkimiz.

            Sadece ana kelime sayısı 78 bin olan ve dünyanın en zengin dillerinden biri olma özelliğini taşıyan Türkçeyi, nüfusun çok büyük dilimi gerçek anlamda bilmiyor.

            Kırsal kesimde yaşayanlar ise günlük sadece 40-50 kelime kullanıyor.

            "Günümüzde Türkçe ortalama 400 kelimeyle konuşuluyor. Oysa İngiltere'de ortalama 2 bin kelime telaffuz ediliyor (1)".

            "Bugün üniversitelerden mezun olduğu halde, kelime haznesi yeterli olmadığı için dilekçe bile yazamayan gençlerle karşılaşıyoruz (2)".

            İlköğretim Türkçe ders kitaplarımız incelenmiş genellikle 2000-3000 kelime ile yazılmış olduğu ortaya çıkmış.

            Bu da bizlerin kelime dağarcığını geliştirmede ne denli geride olduğumuzu göstermektedir.

            Halbuki

            "İngilizler ve Almanlar; okul öncesi çocuklarına 2000 kelime, 7-12 yaş grubundaki çocuklarına en az 5000 kelime öğretmeyi hedeflemektedirler. Bir insanın günlük hayatında azami 3000 kelime kullandığını, kültürlü bir insanın kelime dağarcığında yaklaşık olarak 22000-27000 kelime bulundurmasının, kullanmasının gerektiğini, kendini yetiştirmiş bir insanın ise 40000 kelime bilmesi gerektiğini tespit etmişler ve eğitimde hedef göstermişlerdir."

 

            Dil kullanımı hiçbir zaman basite indirgenerek külhan bey benzeri sözcükler kullanılarak yapılmamalıdır.

            "Halk benim ne demek istediğimi anlıyor. Ben, onun anlayacağı şekilde sözcükler ile düşüncemi anlatıyorum. Beni iyi anladıkları için de meydanlar onlarla dolup taşıyor. Beni el üstünde tutuyorlar"düşüncesi iç politikada kısır döngü yaratmaktan başka bir şey değildir.

 

            İç politikada, sizleri bekleyen vatandaşlarınıza en kalbi duygularla merhaba diyebilirsiniz.

            Ama dış politikada "Yaparız, ederiz, bir koyup üç alacağız, vb." söylemler, o arenada asla prim yapmaz!

            ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un ülkemizi ziyaret öncesi, Türkiye Cumhuriyeti'nde dillendirilen "Osmanlı tokadı" yerine "el ense çekeriz" denilseydi...

 

---------------------------------------------------------------

(1) Halil Çağlar, TÖMER Bursa Koordinatörü,77.Dil Bayramı,2009

(2) Prof. Dr. Tuncer Gülensoy,Moğolistan Bilimler Akademisi' üyesi

(3) Bob Woodward, Plan of Attack, Simon&Schuster, New York, 2004,p.93

(4) Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.