Neden İslam Ülkeleri?

Bay Diplomat 26 Haziran 2017 Pazartesi, 06:00

Batı dünyası ülkeleri birbirleri ile savaşıyorlar mı?

O ülkeler, sınırlarına komşu ülkelerin topraklarını işgal ediyorlar mı?

Yanıt mı?

HAYIR!

Onların derdi varsa yoksa islam ülkeleri.

Neden islam ülkeleri?

Bu sorunun yanıtı için dar ağacımızı biraz yoklamamız gerekecek.

Dünya nüfusunun yüzde 23'ünü Müslümanlar oluşturuyor. Bu da aşağı yukarı 1,6 milyar insan.

Çatışmalar, yoksulluk, eşitsizlik, eğitimsizlik, şiddet ve daha başka onlarca parametreye bakıldığında İslam ülkeleri dünyanın en sorunlu coğrafyasını temsil ediyor. Bir türlü ilerleyemiyor,

Zengin kaynaklara sahip olmasına rağmen yoksulluğun pençesinden kurtulamıyorlar.

Yeryüzünde nüfusunun önemli bir bölümü Müslümanlardan oluşan aşağı yukarı 60 ülke var. Bunların tamamının ihracatını toplayınca bir Almanya çıkmıyor ortaya!

Neredeyse hiçbir alanda söz sahibi olamıyorlar.

Müslümanlar niçin hep çatışıyor?

Bugün Müslüman dünyaya, bilhassa Ortadoğu'ya baktığımızda çok yıkıcı bir çatışma dinamiği görüyoruz. Suriye ve Irak'ta süregiden korkunç iç savaşlar ortada. Bunun ötesinde, bölge genelinde Sünni-Şii gerilimi var. Selefilerin çoğu ise, başta Şiiler ve Sufiler olmak üzere, Selefi olmayan herkese düşman.

Bu gerilimlerin Mısır'ı nasıl karıştırdığını ve kana buladığını görüyoruz. (Sisi darbesinin en büyük sponsoru Selefi Suudi Arabistan'dı.)

Ortadoğu'dan Pakistan'a veya Afganistan'a uzanınca da durum daha da kötüleşiyor: Birbiriyle kanlı çatışmalar yürüten farklı dini ve etnik gruplar var.

İntihar bombaları, suikastler, iç savaşlar coğrafyası burası.

"Biz niçin hep çatışıyoruz" diye sorması gerekir.

Aslında bu soru sorulmaktadır zaten, gazete köşelerinde, televizyon programlarına, düşünce platformlarında. Ama sadece belirli bir formatta sorulmaktadır: "Bizi kim çatıştırıyor, kim bizi birbirimize düşürüyor" formatında.

Bu sorunun cevabı da zaten bellidir aslında: Emperyalistler, Siyonistler, Amerikalılar, İngilizler, vs. Yani hep "ötekiler". Bu ötekilerin de çok günahı vardır hakikaten coğrafyamızda; Sykes-Picot'dan girin, İsrail'in devlet teröründen çıkın.

"Bizi Ne çatıştırıyor?"

Müslüman toplumlarda askeriye temelli "fetih" ve "hakimiyet" kültürü çok güçlü, buna karşın ticaret temelli "kazan-kazan" ve "uzlaşı" anlayışı zayıf.

Müslüman toplumlarda "birey" fikrinin çok zayıf, buna karşılık "grup aidiyeti"nin çok güçlü olması.

Şeriat, yani İslam hukuku, daimî bir gerilim kaynağı. Çünkü her Müslüman ülkede bir şeriatı "getirmek" isteyen, bir de ondan korkanlar var. Şeriat'ın recm gibi bedensel cezalar içeren, kadınları baskılayan, din ve fikir özgürlüğünü kısıtlayan unsurları (ki bana sorarsanız dinin özünde olmayan ve içtihatla aşılması gereken "tarihsel" unsurlardır) hemen her ülkede bir tür İslamcı-modernist çatışması körüklüyor.

Bu haliyle, mevcut İslam dünyası, basık bir odada sürekli kavga eden, o odadan ferahlığa açılan tek kapının anahtarını da yerin dibine gömüp üzerinde tepinen insanlarla dolu.

İslam ülkelerinde hep savaş, hep iktidar problemleri, hep geri kalmışlık; İnsan haklarında çuvallamak, kadınları erkekten aşağı görmek, çevre düzensizliği ve kirliliği islam ülkelerin devamlı olarak gündemindedir.

Üç asırdır koskocaman İslam coğrafyası darmadağın durumda. İslam ülkeleri birbirini yiyor...

Müslümanlar kendileriyle yüzleşmedikçe yüksek bir medeniyete asla ulaşamayacaktır.

Irak, Yemen, Suriye, Filistin Afganistan vb. konuyla ilgili en iyi örneklerden sayıla bilir.

Her gün binlerce insanın bu bölgede öldüğü artık rutin bir olaya çevrilidir.

Medyaların yayınladığı haberler, programlar hangi amaçla olursa olsun tüm bu ölümlerin normal hale gelmesinde büyük katkıları olmuştur. Artık kulaklarımız Orta Doğu'dan gelen çocukların ölüm haberini Batı'da ki hava durumu haberleriyle aynı seviyede duymaktadır. Sanki ölüm, felaket bu bölgeye ve onun halkına ait bir kaçınılmaz özellik.

Günümüzde Orta Doğu'nun birçok ülkelerinde siyasal yönetim Batı eğilimli liderlerin elindedir ve bu ülkelerin gençlerinin ayağa kalkıp kendi liderlerine karşı protesto yapmaları, kapitalist sistemin çıkarlarını engelleye bilir çünkü dünyanın enerji kaynaklarının çoğu bu bölgededir ve Batı'ya bağlı olan liderler tarafından petrol ve doğal gaz gibi enerjiler bedava şeklinde Batı'ya sunulmaktadır. Yemen, Suriye ve Irak'ta çıkan savaşlarda mesela İran'la Türkiye veya Arabistan'ın desteklediği grupların birbiri ile zıt ve çatışma durumunda oldukları sadece Kapitalist sistemini kazandırıyor. Aslında Orta Doğu'da İslam dünyasının üç güçlü devletleri yani Arabistan Türkiye ve İran arasında savaş gidiyor bundan dolayı da söz konusu olan bu üç devletin gücü, ekonomisi, insan kaynakları, zamanı tükeniyor ve uluslararası ortamlarda Batı ülkeleriyle rekabet edemez duruma geliyorlar. Bu tür olaylarda halklardan ziyade devlet adamları ve siyasetçiler suçludurlar çünkü Orta Doğu'daki devletlerin amacı genelde halkı düşünmek değil belki kendi yönetim sistemlerini devam ettirmektir bundan dolayı da kapitalist sistemin kurgularına boyun eğmek zorundadırlar.

Muhammed Dahlan?

Han Yunus Kampında 1961 yılında dünyaya gözlerini açan Muhammed Dahlan'a 2012'de Montenegro (Karadağ) vatandaşlığı, 2013'te kendisi ve ailesine Sırbistan vatandaşlığı tahsis edildi.

Filistin Halk Kurtuluş Örgütü (FKÖ)'nün en büyük ve en engin örgütü olan El-Fetih'in gençlik yapılanmasında büyüdü. 1981-86 arasında 11 kez hapis yattı. Hapishanede İbranice öğrendi.

1993 senesinde ABD'nin inisiyatifinde Norveç'in başkenti Oslo'da (Oslo şehri, gizli toplantıların merkezi olarak dünya coğrafyasında yer almaya aday) İsrail ile FKÖ arasında başlayan gizli görüşmeler Washington'da Oslo Mutabakatı (Antlaşması) adıyla imzalandı. Yaser Arafat liderliğindeki FKÖ'nün içinde yer alan birçok örgüt Arafat ve Oslo gizli görüşmelerine sert eleştiriler getirirken Muhammed Dahlan İsrail ile anlaşmanın Filistin'e sağlayacağı yararları üzerinde durdu.

Oslo Anlaşmasından sonra Muhammed Dahlan 20 bin kişilik Gazze Önleyici (Caydırıcı) Güvenlik Kuvvetleri adlı yeni özel polis gücünün başına getirildi. Yeni makamı onun CIA, MOSSAD, Ürdün ve Suudi istihbarat kurumlarıyla daim görüşme halinde olmayı beraberinde getirdi.

Oslo Anlaşmasından sonra 1994'te açılan ve Gazze'yi İsrail ve Batı Şeridine (Yaka-Şeria) taşıyan Karni Geçiş kapısının sağladığı getirimin %40'ını İsrail'den tahsil eden Dahlan'ın bunun yanı sıra Gazze'de uyuşturucu kaçakçılığı ve rüşvet mafyasından elde ettiği devasa gelirle Gazze'nin en zenginleri arasında yer aldı. Halk arasında, "Gazze idi oldu Dahlanistan" sözü yaygınlaştı.

Yüz binlerce dolarlık villaların ve 5 yıldızlı büyük otellerin sahibi olan Dahlan'ın özellikle Dubai'de önemli yatırımları var.

Dahlan 2002 yılında İngiltere'de bulunmuş ve burada ABD, AB ve İsrailli birçok yetkili ile bir araya gelen vicdandan cüzdana terfi eden Dahlan, Bilderberg gibi uluslararası etkin Masonik-Siyonist gölge hükümetlerin toplantılarına davet edildi. Filistin ve bölge ülkelerin tanzim edilmesinde aktif görevler üstlendi.

Öyle ki, Muhammad Dahlan'ı paranın bulunduğu yerde görmek kolaydır.

 

Dünya coğrafyası üzerinde yaşayan tüm Müslümanların, Ramazan Bayramı'nı kutluyorum.

Gelecekteki kutsal bayramları, sevinç, coşku ve mutluluk içinde kutlamak ümidi ile.