O bir abi

Bay Diplomat 19 Mart 2018 Pazartesi, 06:00

         Önceden kamu kurum ve kuruluşları, çalışma alanları ile ilgili olarak çalışanlarına yönelik eğitim programlarını kendi sosyal tesislerinde düzenliyorlardı.

            Bu programlar, çalışanlar için dinlenme amaçlı gözükse de esas amaçları günün koşulları içinde uygulama alanları ile ilgili olarak vatandaşa yönelik hizmetin daha iyi sunulabilmesi için yeni yasal mevzuat ve dünya konjonktüründeki yeniliklerden çalışanları bilgilendirmek idi.

            Kamu yönetiminde bu tür etkinlikler hizmet içi eğitim olarak tanımlanır.

            Bir anlamda, çalışanların bilgi güncellemeleri yapılıyor idi.

            Kimi kurumlar, bünyelerine katılan yeni çalışanlarını görev yerlerinden önce bu programlara dâhil ediyorlardı.

            O sosyal tesislerden çoğunluğu günümüzde kamunun elinden çıktı.

            Eğitim programları da ülkemizin güzel dinlenme yerlerindeki mülkiyeti özel sektöre ait çok yıldızlı konaklama tesislerinde her şey dâhil paketi içinde yapılıyor.

            Ege bölgesine yaptığım dinlenme amaçlı yolculuklarımda nedense bilgi güncelleme programını aldığım tesisin bulunduğu bölgeye uğramadan geri dönmem.

            Hizmet içi programının uygulandığı sosyal tesis, gözümüzün önünde uçsuz bucaksız denizi olan ve dar bir kumsalı, arkasında ormanı bulunan dağlık bir bölgede idi.

            Bu tesise gelenleri giriş alanında ilk önce parçalanmış otomobil karşılıyor idi.

            Evet. Balyoz darbeleri ile paramparça olmuş bir otomobil.

            Eğitim programına katılanlar, benim gibi bir bu otomobili bir de sosyal tesisin yıllarca sorumluluğunu üstlenen kişiyi (abimizi) unutmazlar.

            Yine o bölgeye gittim.

            Ama tesis kamudan özel sektöre geçmiş.

            Yeni sahipleri, bölgedeki binaları yerle bir ettikten sonra oraya 4 yıldızlı konaklama tesisi kondurmuş.

            Doğal olarak o otomobil de hurdacıya satılmış.

            Güzelim ülkemizde ve dünyamızda o kadar iyi kötü konular var iken 'Nereden çıktı bu yazılanlar?' şeklindeki çekincelerinizi duyar gibiyim.

            Tesisin sorumlu kişisini tanıtmak istiyorum.

            Günümüzde görev sorumluluğunun bilincinde olan kamu çalışanlarını yazacaklarımın dışında tuttuğumu bilin.

            Sabah 8.00- akşam 5.00 çalışma anlayışı ile devletine hizmet ettiğini sanan, esasında devlet kapısını rahat bir çalışma ortamı olarak gören sözüm ona kamu görevlisi olanlar tanısın bu mümtaz ve saygı değer kişiyi!

            Rahmet ile andığımız abimiz, yaşasa idi günümüzde her yıl Sayın Cumhurbaşkanımızın elinden yılın bürokratı ödülünü alır idi.

            Bab-ı Devlet'te hizmet verenler bilir.

            Sizlerin de tanımasını istediğim bu kişinin çalışmaları ve görev bilinci, sadece kamu sektöründe değil aynı zamanda özel sektör tarafından da takdir ediliyor idi.

            Bazı kurumlarda sosyal tesis sorumluluğu, bugünkü çok yıldızlı konaklama tesisi genel müdürünün sorumluluğu ile eş değerde idi.

            Kamu yönetiminde doğruluktan ayrılmayan, dürüstlüğü hayat felsefesi haline getiren insanlar için söylenen bir söz vardır.

            Doğru, rüzgârda sallanır ama yıkılmaz.

            Ve bir gün abimiz yeni görev yerinde çalışırken, önceki görevlerinde gösterdiği fedakârlık sonucu büyük bir yerli otomobil şirketinin sahibi ona otomobil hediye etmek istemiş.

            'Sen misin hediye etmek isteyen?' diye başlamış söze.

            Ardından da  "Ben Devlet-i Ali'de otomobil için çalışmadım" diyerek arabayı paramparça etmiş. O otomobil sosyal tesisin girişinde o zamanlar heykel gibi duruyordu. Herkesin görmesini istiyordu bu ibretlik olayı.

            Çünkü O;

            Kamu görevine başladığı gün, kendisi gibi göreve yeni başlayan arkadaşları ile birlikte büyük bir coşku içinde ve her dizesini yüreklerinde duyarak söyledikleri İstiklal Marşımızdan sonra büyük masanın üzerindeki ay-yıldızlı bayrağımızın üzerine ellerini koyarak ettikleri yemini asla unutmadı.

            "Yeryüzünün her yanında emredilen yer ve zamanda, canımla, kanımla bayrağımız için gözümü kırpmadan ölmeye gideceğime namusum ve şerefim üzerine ant içerim."

            Gönül istiyor ki parçalanmış otomobilin görseli kamunun arşivinde olsa ve ast-üst ayrımı yapılmaksızın tüm kamu çalışanlarının masalarında yerini alsa!

            Kamu görevlisi olmanın, Bab-ı Devlet'te görev almanın, Devlet-i Ali'ye hizmet etmenin duygusu anlatılamaz sadece yaşanır.

************************

           5 İlke

            Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politikasında düstur olan "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" açılımını Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, dönemin Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri (günümüzdeki görev karşılığı Müsteşarlık) Numan Menemencioğlu'na şu direktif ile yapmış.

            1- Komşularınızın iç işlerine karışmayın.

            2- Rusya'yı tahrik etmeyin.

            3- Arap ülkeleriyle tarihi, sosyal, kültürel ilişkilerinizi geliştirin. Fakat aralarındaki anlaşmazlıklara karışmayın.

            4- Size sormadan onlara akıl vermeyin.

            5- Batı kültürünü benimseyin, fakat onların emperyalist emellerine alet olmayın. (1)

            Türkiye Cumhuriyeti'nin yakın zamana değin uygulamaya çalıştığı komşularla sıfır sorun (2) politikası yerine bu 5 maddeyi uygulayabilmek çok mu zor?

****************************

            Harvard Üniversitesi'nin 'Genç Akademi' üyeliğine seçilen ilk Türk.

            Birleşmiş Milletler 'in 11 Şubat'ta düzenlediği Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü'nde yaptığı konuşmayı (3) devrim tadında yaşayan tüm kadınlara armağan eden ve MIT Technology Review tarafından her yıl yenilenen 35 yaş altı mucitler listesinde bulunan,

            Dr. CananDağdeviren. (4)

            Medikal teknoloji alanında çalışarak, pilsiz çalışan giyilebilir bir kalp çipi (PZT MEH) ve cilt kanserini teşhis eden bir cihaz geliştiren Dr. Canan Dağdeviren, sosyal medya hesabından konuşmasını şöyle özetliyor.

            "Birleşmiş Milletler'de yaptığım konuşmada hepimizi anlattım. "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" derken yüreklerimizden geçenleri söyledim. Alan fark etmeksizin, bilim yapmak devrimdir; derken çocuklarımızı, gençlerimizi, yarınları düşündüm. Her şeye rağmen vazgeçmeyin."(5)

            Dr. Dağdeviren'in Türk eğitim sistemine yönelik görüşleri, eğitim sistemimizde hep sorguladığımız 'Nerede hata yaptık?' sorusunu da yanıtlıyor.

            "Türkiye'de başarısızlığa tahammülümüz yok. Öğrenci yanlış bir şey yaptığında 'Ay niye daha dikkatli olmadın, yine başaramadın?' diyorlar. ABD'de tam tersi, 'Bunu yapamadın ama yeni bir şey öğrendin!' deniliyor" (6)

            Günlük yaşantımızı siyasi merkezli söylemler yerine biraz da bilime, bilim insanlarının sözlerine ayırmamızın zamanı gelmedi mi?

---------------------------------

(1) CNN Türk, Eğrisi Doğrusu Programı, Taha Akyol 25 Aralık 2015

(2) Foreign Policy, Zero Problems in a New Era By Ahmet Davutoglu, March 21, 2013

(3) http://webtv.un.org/meetings-events/treaty-bodies/watch/part-3-third-international-day-of-women-and-girls-in-science-forum/5730260311001/?term=&lan=english

(4) https://www.facebook.com/canandagdeviren28/ 

(5) twitter.com/dagdevirencanan

(6) http://www.hurriyet.com.tr/turkiyede-basarisizliga-tahammul-yok-40362521