Paranın gücü ve ‘Damat’ın görevi

Bay Diplomat 29 Mayıs 2017 Pazartesi, 06:14

ABD tarihinde türünün en büyük silah anlaşması.

Suudi Arabistan, ABD'den F-15 jetleri, hava savunma sistemleri ve kontrol sistemleri satın alıyor.

ABD Başkanı Donald J. Trump ile Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz'in huzurunda iki ülke arasında 280 milyar dolarlık iş birliği anlaşması imzalandı.(*)

Suudi Arabistan, ABD'den hem borç hem de  silah alıyor.

Arabistan Kralı, Donald J. Trump'ın gerçekleştireceği ziyarete 68 milyon dolar harcadı.

Trump, Suudi Arabistan'ı "İslam dünyasının kalbi" olarak tabir ediyor.

Trump'a ülkedeki en büyük sivil onur madalyası olan Kral Abdülaziz Madalyası takdim edildi.

Trump, Suudi Arabistan gezisinde kılıç dansı yaptı.(Kılıç dansı, Arap erkeklerin icra ettiği geleneksel bir oyundur. Davul ve şarkılarla icra edilen bu kültürel oyun, günümüzde düğünler ve çeşitli kutlamalarda sergileniyor.)

$110 Billion Weapons Sale to Saudis

Saudis Welcome Trump With Gold Medal, Receive Arms Package

Donald J. Trump signs $110 bn arms deal hours after landing in Saudi Arabia.

 

2016 yılında "Suudi yetkililer, 11 Eylül saldırılarının suç ortağıdır. "Dünya Ticaret Merkezi'ni kim patlattı? Iraklılar değil, Suudilerdi. Suudi Arabistan'a bakın belgeleri açın."

Bu sözlerin sahibi ise 14 Haziran 1946 günü Jamaica Hospital Medical Center'da dünyaya gözlerini açan Forbes dergisinin "Dünyanın En Zengin 400 İnsanı" listesinde yer alan, seçim çalışmaları sırasında Müslümanlara yönelik söylemleriyle sık sık gündeme gelen ve bu yüzden İslam Dünyası'nda büyük öfke toplayan Birleşik Devletler'in 45'inci Başkanı Donald J. Trump.

Aralarında Suudi Arabistan'ın da bulunduğu 8 İslam ülkesinden Birleşik Devletler'e doğrudan sefer yapacak uçaklarda yolcuların uçağa cep telefonundan büyük elektronik cihaz sokmama kararını veren Donald J. Trump.

Düne kadar, en büyük tehlikenin İslam dünyasında filizlendiğini söylemekten çekinmeyen, nerede ise trafikte seyir halinde iken egzoz patlatması yapan Müslüman araç sürücüsünü bile terörist gözü ile gören, Donald J. Trump, o sözlerin sahibi değilmişçesine başkan olduktan sonraki ilk yurt dışı gezisine Suudi Arabistan Krallığı'ndan başladı.

Kendisinin iş adamı olması ülke yönetimini de etkilemektedir.

Paranın gücünün insanlara neler yaptırabileceğinin en güzel örneğini Donald J.Trump ya da Beyaz Saray dili ile POTUS göstermektedir.

Paranın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

Ekonomi disiplininde geçerli olan bu düşünceyi POTUS bir kere doğrulatmıştır.

Para söz konusu olunca, hiç çekinmeden adamın önünde ne kadar kendini güçlü görsen bile eğilmek zorunda kalırsın.

Sonra da eline verdikleri kılıç ile grubun arasına katılır bir sağa bir sola sallanıp durursun.

İnsan kendisini güçlü görmesin.

Ne devlet protokolünü dinler ne de diğer uygulaması gereken devlet kurallarını.

Görüntülerde en önde görünmek için, oradaki diğer devlet yöneticisini ekarte (!) ederek en öndeki yerini alır sonra da hiçbir şey olmamış gibi etrafa bakıp durursun.

İşte güç bu denli kuvvetlidir. İnsanı, evrenin kralı olarak gösterir.

Birdenbire POTUS'un Suudi Arabistan Krallığı'nı ziyaret etmesi düşüncesinin arkasında ne olabilir ki?

Öncelik olarak Sünni ülkelerden kurulacak bir ittifakın iskelet oluşturularak Arap NATO'sunun kurulması.

Böylece, Arap NATO'su Başkan Trump tarafından öne sürülen 'Önce Amerika' ilkesine uygun olacak, Orta Doğu'daki Amerikan liderliği güçlendirilecek, mali yük müttefiklere kaydırılacak ve silah satışları sayesinde ABD'de istihdam yaratılması sağlanacak.

Sırada Türkiye var.

ABD, Türkiye'den müttefik olarak vazgeçme aşamasında.

İncirlik Üssü yerine öncelikle Suudi Arabistan Krallığı ya da Ürdün Haşimi Krallığı'nda yeni üs kurmak.

Kısacası ABD, Türkiye'ye alternatif müttefik arıyor.

POTUS, bunları gerçekleştirmek amacıyla da o ülkelerin yönetimi ile iyi ilişkiler kurmak için ilk adımı Suudi Arabistan Krallığı'na yaptığı ziyaret ile atmış oluyor.

İlk adımın atılması öncesi, olası bir yürüyüş kazasına neden olunmaması için her iki ülke heyetleri Washington'da bir araya geliyorlar.

O görüşmelerde POTUS adına katılan kişi ise dış politika kökenli olmasa da dış ticaret konusunda engin bilgisi olan başkan başdanışmanlığı görevini yürüten Jared Kushner.

Muhafazakâr Yahudi olan, Batı Şeria'da bulunan ultra Ortodoks İsrail yerleşimlerine ve Yahudi okullarına sayısız defa bağışlarda bulunan emlak kralı ve gazeteci Jared Kushner.

ABD Başkanı Trump'ın, Suudi Arabistan ile yaptığı 110 milyarlık silah anlaşmasını da kapsayan toplam 280 milyar dolarlık anlaşmanın mimarı Kushner.

Yani POTUS'un damadı.

Damat, Birleşik Devletler'in dışişleri bakanı gibi ülkesinin dış politikası ile ilgili olarak kendisine verilen her türlü görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyor.

Nisan ayında damat bu kez Erbil'de karşımıza çıkıyor ve bunu haber ajansları "Damat Kushner, başdanışman sıfatıyla Erbi''i ziyaret etti. Kushner, IŞİD'le mücadeleyi ele almak için IKBY Başkanı Barzani'nin de bulunduğu bir toplantıya katıldı." haberine konu oluyor.

Damatların siyasilerden daha aktif şekilde ülke yönetiminde söz sahibi olması kayınpeder korkusundan mı yoksa eşinin gözünde başarısız eş olarak görünmesinden mi kaynaklanıyor.

Ne dersiniz?

(*) Joint Statement betweentheKingdom of SaudiArabiaandthe United States of AmericaIssued 4 http://www.spa.gov.sa/viewstory.php?lang=en&newsid=1633067