Protokol ve Diplomasi Akademisi

Bay Diplomat 18 Nisan 2017 Salı, 06:01

Dünkü 'Adabımuaşeret' kavramı, bugün 'Protokol Kuralları' olarak günlük yaşantımızdaki kelime dağarcığımıza yerleşmiştir.

Ev yaşantısının paylaşıldığı hane içinde sık sık duyulan bazı sözler vardır. Özellikle ev halkının büyükleri tarafından küçük bireylerine söylenen.

"Büyükler oturmadan sofraya oturulmaz. Yemek yerken yüksek sesle konuşulmaz. Kardeşine yardım et vb." sözler minik belleklerde yerini alırken, bu kez eğitim rehberi öğretmenlerden bu sözlere "Sınıfta gürültü yapmayın. Çevrenizi temiz tutun. Sınıfa giriş ve çıkışlarda birbirinize saygılı olun." sözleri eklenir.

Birlikte yaşayan toplumlarda, bireylerin birbirleriyle ilişkilerini düzenlemek, toplum içindeki davranışların oluş biçimlerini öğretmenin adıdır 'adabımuaşeret ya da protokol.'

Bu kurallar esasında toplum içinde yaşamanın bireylere verdiği güzelliklerden birisidir.

Toplumdaki kurallar, kamu yönetiminde yazılı esaslara bağlanmıştır.

Türk Milleti, dünyada protokol kurallarını en çok uygulayan millettir. Öyle ki, Bilge Kağan, Orhun Anıtları'nda protokol kurallarını yazmıştır. Fatih Sultan Mehmet, Fatih Kanunnamesi'nde yazmıştır. Kanuni Sultan Süleyman ilk defa dünyada Teşrifat Nizamnamesi'ni yapmıştır. Mekteb-i Enderun'a, saray üniversitesine ilk defa protokol dersini koymuştur. Medreselerde adabımuaşeret okutulmuştur.

Bugün ise Türkiye'de protokol kurallarını düzenleyen 42 mevzuat vardır.

Protokolün amacı; kişinin, kurumun, devletin itibarını, şerefini korumaktır. Kişi, yanlış davrandığı zaman önce kendi itibarını, şerefini; sonra temsil ettiği kurumun şerefini, sonra milletin ve devletin itibarını ve şerefini düşürür.

Basit gibi görünen bu kuralların, özellikle kamu yönetiminde düzenli şekilde uygulanması, protokolün amacına ulaşılmasını sağlamaktadır.

Protokol kuralları ülkemizde çeşitli mevzuat ile uygulanmaya çalışılırken, dış politikamız ile protokol düzenlemelerini, Dışişleri Bakanlığınca 22 Ocak 1968 tarihinde kurulan Dışişleri Akademisi, günümüzde Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi üstlenmiştir.

Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti'nin dış ilişkilerinin, Türk dış politikasının ve konsolosluk hizmetlerinin yürütülmesinde görev alan Dışişleri Bakanlığı mensuplarının temel ve hazırlayıcı eğitimleri ve stajları ile hizmet içi eğitim faaliyetlerini planlayarak yürüten ve farklı ülkelerin kariyer diplomatlarına eğitim programları sunan bir eğitim kurumudur. Akademi, Bakanlık mensuplarının yurt dışındaki eğitim programlarına, yabancı dil ve mesleki amaçlı kurslara ve seminerlere katılım faaliyetlerini planlamak ve yürütmekle de görevlidir.

Akademinin çalışmaları bunlarla sınırlı kalmamakta, ayrıca Türkiye'nin yurt dışındaki diplomatik temsilciliklerine atanan diğer kamu kurum ve kuruluşları personelinin eğitim görevini de yerine getirmektedir.

Diplomasi Akademisi'nde geleceğin Türkiye'sinin dış politikasında söz sahibi olabilecek genç diplomatlarımız için 'Temel Eğitim, Hazırlayıcı Eğitim ve Alan Çalışmaları' başlıklı 3 temel eğitim programı uygulanmaktadır. Özellikle, Alan Çalışmaları Eğitim Programı, Dışişleri Bakanlığı meslek memurları için yoğun bir programı kapsamaktadır. Bu program kapsamında Orta Doğu ve Kuzey Afrika çalışmalarından terörizm ve uluslararası siyasete kadar geniş bir konu yelpazesi vardır.

Program görünürde meslek memurlarının çeşitli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamayı hedeflemektedir.

Ancak programın son bölümü olan "Felsefe Okumaları" alt programının amacı, katılımcılara binlerce yıllık felsefe kültürünü okuyup anlayabilme yetisi kazandıracak temel bir bakış açısı vermektir. Nitelikli düşünme, analitik sorgulama ve sistematik eleştirme yeteneklerini canlandırmak, dersin temel hedefleri arasındadır.

Diplomasi Akademisi, sadece kurum içi eğitimler düzenlememekte, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının mensupları ile de tecrübe ve uzmanlığını paylaşarak, bu kurum ve kuruluşların ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda; temel dış politika, protokol, diplomasi ve uluslararası anlaşmalar gibi konularda da eğitimler düzenleyebilmektedir.

Türk kamu yönetiminde merkezi hükümetin söz sahibi olması nedeni ile Ankara dışında görev yapan çalışanlar ne yazık ki yönetimden kaynaklanan sorunların ya da iyileşmelerin değerlendirmelerini yapmaktan uzaktırlar.

Konusunun uzmanlarınca uygulanan programlardan sonra, ülkemizin dış politikada neden hâlâ patinaj yapmakta olduğunu sormamız gerekirse, bunun geri bildiriminin "Patronlar bilir. Çalışanlar sadece önlerindeki işler ile meşgul olmalılar." şeklinde olacağı kaçınılmazdır.

Özel sektörde geçerliliğini koruyan Duman İzleyen Genel Müdür anekdotu kamu yönetimi için de geçerlidir. Ancak, patronun da vizyon ve bilgi sahibi olması koşulu ile.

Kalın sağlıcakla...