Türkiye, Avrupa birincisi

Bay Diplomat 26 Mart 2018 Pazartesi, 06:13

       20'nci yüzyılın başlarında yayın hayatına başlayarak günümüzde teknoloji açısından en üst düzeye çıkan televizyon yayıncılığı sayesinde, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen olaydan anında bilgi sahibi olmaktayız.

            Önce siyah beyaz daha sonra renkli ekranların karşısına bizleri bağımlı kılan televizyon yayıncılığı zaman içinde magazin dünyasında olup bitenleri bizlere yansıtırken, dünya çapında televizyon ölçümlerinin yanı sıra, programlar üzerine analizler yapan Eurodata hangi yapımların öne çıktığını araştırmış.

            Sonuç?

            Diziler yine birinci.

            Bu yıl ekrana gelen 8 bin 500 programın yüzde 40'ını diziler oluşturuyor.

            Bu araştırma şirketi ülkemize yönelik veriyi de paylaşmış.

            Avrupa'da en çok dizi izleyen ülke Türkiye. Türkiye'yi Makedonya takip ediyormuş.

            RTÜK'ten elde edilen veriler ışığında yapılan araştırmaya göre, Türkiye günlük TV izleme oranlarında 330 dakika ile dünya ülkeleri arasında ilk sırada[1].

            Verilere göre halkımız, televizyonlarda en çok magazin programlarını ve dizileri seyrediyor.

            RTÜK tarafından 14 Avrupa ülkesi[2] üzerinde yapılan araştırmaya göre, diziler ortalama 45 dakika sürüyor.

            Çağdaş dünyada 20 dakikadan kısa, 60 dakikadan uzun süreli dizi yok.

            Dizi süreleri ortalama 45 dakika.

            Türkiye'de ise dizi süreleri 80-90 dakika veya daha uzun.

            Bunun yanında özetinin yayınlanmasıyla 2,5-3 saate kadar çıkıyor. Bir de reklamları eklediğinizde neredeyse 4 saate tırmanan bir süre.

            Dizi yayınlayan televizyon kanallarının dışında haber programı görünümü altında tartışma programlarını yayınlayan televizyon kanalları da var.

            Onların da yayın süreleri 2 ila 4 saat.

            Hane halkı ile ağız tadı sohbet etmek bu kanalların sayesinde olanaksız konuma gelmiş durumda.

            Haftanın her günü ya dizi kahramanları ya da tartışma programının konukları hane halkı ile söyleşilerimizi engelliyorlar.

            Siyah beyaz daha sonraları renkli ekranlarda da diziler ya da tartışma programları izleniyordu.

            Günümüzdekiler gibi her gün değil, haftada bir gün haber programı, 3 ya da 4 gün dizi programları yayınlanırdı.

            O günlerden bugüne geldiğimizde görüyoruz ki;

            Eski dönem tartışma programlarının tadı yok.

            O programların tadı, izlenmekten duyulan haz başkaydı.

            Görsel olarak izleyiciyi program konusunda bilgi sahibi yapıyordu.

            O dönem, önceleri deli gibi programa hazırlanıp, zıpkın gibi gelen sunucular vardı.

            Abdi İpekçi'nin 1961 yılından 1970 yılına kadar TRT'de hazırlayıp sunduğu açık oturum programı, 32.gün, Siyaset Meydanı, Ceviz Kabuğu belleklerimizde iz bırakan programlardı.

            Kanal sayısı arttıkça, tartışma programlarının sayısı da arttı.

            Enflasyon oluşunca, programların içeriğindeki kalite de düştü

            Siyasi tartışma programlarında kadro aşağı yukarı aynı.

            Belli sayıdaki gazeteci, akademisyen, siyasetçi listesi tüm kanalların konuk koordinatörlerinin elinde bulunuyor.

            Haber kanallarında her akşam tartışma programı var.

            Yapımların isimleri, yayınlandıkları televizyon kanalları farklı ancak konuklar çoğu zaman aynı.

            Tartışma/haber programı yapan televizyon kanallarından biri için TV kumanda cihazınızın tuşuna dokunduğunuzda karşınızda artık 'ailemizin yorumcusu' hâline gelen uzmanlar beliriveriyor.

            Nerede ise aynı uzmanları, aynı kişileri izlemekten gına geliyor türünden program katılımcıları.

            Tartışma programları toplamda 150 civarında 'uzman' ile dönüyor. Hep siyasi konular işleniyor.

            Hepsinin de maşallahı var. Bilmedikleri konu yok.

            Dönerli olarak kanalları dolaşıyor bu isimler.

            Tartışma programlarını sınıflandırmak gerekirse karşımıza iki tür program çıkıyor.

            Birincisi sayıları oldukça az, gerçekten yayını tarafsız olarak yapan, her yönden olayı inceleyen, eşitlikçi davranan programlar.

            Diğeri ise izleyicinin bilgisinin olmadığını "varsayarak" hareket eden, olayları kendi düşünce ekseninde çevirip, halka istemiş olduğu mesajı vermek için olayları kurcalayan programlar.(Objektif görünsün diye hemen hemen her kesimden konuk çağrılır ama söz hakkı az verilir veya sözler çarpıtılır.) Bunların sayısı günümüzde oldukça fazla.

            Bunlardan bazıları bilim adamı / akademisyen kimlikleri ile evlerimize konuk oluyorlar.

            Bilim adamı / akademisyen kimliğini taşımak bu kadar kolay mı?

            Bilim adamı: Bir bilim dalında bilimsel çalışmalar yapan, üniversitede bilim öğreten kimsedir.

            Bilimsel çalışmalarla uğraşan kimse, bilim kadını, bilim insanı, bilgin, âlim. Bilim adamı; evrensel düşünen kişidir, objektiftir, ahlâki sorumluluğu yüksek olan kişidir, aydınlanmış kişidir, öngörüsü yüksek olan kişidir.

            Bilim adamı deyimi ile özdeşleşen başka bir deyim de akademisyendir.

            Akademisyen: Üniversite ve benzeri yüksek öğrenim kurumlarında eğitim veren, araştırma yapan ve özgün araştırmalarıyla alanına katkıda bulunan kişilere verilen genel mesleki unvandır.

            Bilim adamı ya da akademisyen kimlikleri, onları layıkıyla taşıyanlar için ağır bir kimliktir.

            Ulusal televizyon kanallarına çıkmayan / çıkamayan kimi bilim adamı / akademisyenler ise gündemde kalabilmek için kimi medya aracılığı ile kimsenin aklına gelmeyen öyle konuları gündeme getiriyorlar ki, onlara bu kimlikleri nasıl alabildiklerini sorgulamaktan kendimizi alıkoyamıyoruz.

            Kimileri toplumumuzun en hassas konusu din üzerine ahkâm keserken, kimileri de yorgan, battaniye, çarşaf edebiyatı içinde laf (!) üretmektedirler.

            Esasında bunlara ne bilim adamı ne de akademisyen denir.

            Bunlar, olsa olsa bu kimlik altında birer cahil güruhudur.

            Üzüntümüz, bu güruhun üniversite gibi saygın bilim yuvalarımızda çöreklenmiş olmalarıdır!..

 

-----------------------------------------------------------------------

(1) Türkiye 330 dakika, Japonya 265 dakika, İtalya 261 dakika, Polonya 247 dakika, İspanya 244 dakika, Rusya 229 dakika, İngiltere 232 dakika, Fransa 226 dakika, Almanya 221 dakika, Brezilya 217 dakika.

(2) Avusturya, Bulgaristan, Almanya, Danimarka, İspanya, Finlandiya, Fransa, İngiltere, İtalya, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya, İsveç.