Üç Perdelik Oyun

Bay Diplomat 12 Haziran 2017 Pazartesi, 13:24

"Türkiye-Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgemizde barış ve istikrarın korunması ortak paydasından hareketle, karşılıklı yarar ilkesi uyarınca her alanda önemli gelişmeler kaydetmektedir. Suudi Arabistan, ekonomik alanda Ortadoğu bölgesindeki başat aktörler arasında yer almaktadır. (*)"

"Türkiye- Katar ilişkilerinde son yıllarda önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

Katar, Türkiye'nin bölgede üstlendiği role önem atfetmektedir. Yönetim ve halkın Türkiye'ye ilişkin izlenimleri olumludur. (**)"

Bu bilgileri okuyanlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin Suudi Arabistan Krallığı ve Katar Devleti ile ilişkilerinin en iyi düzeyde olduğunu, aralarında herhangi bir uyumsuzluğun olmadığını düşünmekte haklıdırlar.

Türkiye Cumhuriyeti'nin dünya ülkeleri ile olan siyasi ilişkilerinin boyutlarını öğrenmek isteyenler Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı web sayfasında yukarıdaki bilgilere benzer bilgilere erişebileceklerdir.

Esasında, bunlar dış politikada kamuoyuna pembe gözlükle baktırmanın bir göstergesidir.

Medyada kimi zaman Türkiye Cumhuriyeti yönetim kadrosundaki kişilerin gerek Suudi Arabistan Krallığı gerekse Katar Devletinin üst yöneticileri ile samimi görüntülerin yer alması da bu pembe gözlük kullanmanın ne kadar yararlı(!)olduğunu göstermektedir.

Donald J.Trump'un Beyaz Saraya yerleştikten sonra ilk yurt dışı gezisi olarak Suudi Arabistan Krallığına yapmasının nedeninin, Yemâme Sarayı'nda yapılan görüşmelerde, iki ülke arasındaki askeri, ekonomik ilişkilerden ziyade esas konunun Katar Devleti ve İran İslam Cumhuriyeti olduğu gün yüzüne çıkmıştır.

Suudi Arabistan Krallığı, uzun zamandan beri Katar Devletinin Orta Doğu'da terörizme destek verdiği, bazı terör gruplarına maddi destek sağladığı ve İran'la iş birliği yaptığı iddialarını gündeme getirmesine karşılık fazla destek bulamaması nedeni ile sıkıntısı ile baş başa kalmayı yeğliyordu.

Donald J.Trump'un Kral Selman ile görüşmesinin ardından arkasına aldığı Birleşik Devletleri'n gücü ile Suudi Arabistan Krallığı öncülüğünde 9 ülke Katar Devleti ile olan tüm diplomatik ilişkilerini kestiler. Hava sahalarını kapattılar.

Kısacası dünyamız yeni bir siyasi kriz ile karşı karşıya geldi.

Bu krizi ellerini ovuşturarak izleyen ise kuşkusuz Birleşik Devletlerin yönetim kadrosu.

Bir taşla iki kuş vurmak için başlattığı hareketin ilk aşaması böylece tamamlanmış durumdadır.

Birdenbire, Katar Devleti, eli kolu bağlı duruma getirilmiş iken, Emir Tamim bin Hamad es-Sani yöneticileri ile (tüm yönetim kadrosu aile fertlerinden oluşuyor) kara kara "biz bundan sonra ne yapacağız?" diye düşünürken Emirlik Sarayının duvarları "Yettim bre el Sani." sesi ile yankılandı.

Sesin sahibi yabancı gelmedi Katar Emirine.

Hiç aklına gelmemişti Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının kendisine böyle sesleneceği.

Katar topraklarında, 13 subay, 19 astsubay ve 56 uzmandan oluşan Türk Silahlı Kuvvetleri Kara Unsur Komutanlığı bulunurken şimdi de TSK'ye ait kara, deniz ve hava unsurları konuşlandırılacak.

Hani, Türkiye Cumhuriyeti Suudi Arabistan Krallığı ve diğer Orta Doğu ülkeleri ile iyi ilişkiler içerisinde idi.

Suudilerin her türlü ilişkilerini kestiği Katar Devletine Türkiye Cumhuriyeti hem askeri ve hem de insani yardımda bulunuyor.

Türkiye Cumhuriyeti, Katar Devletine yapacağı yardımı açıklamasından sonra kendisini iki arada bir derede bırakacak konuma getirmiştir.

Katar Devletine bu ortamda yardım etmek gerekli mi? Sorusunun yanıtı hayır, gerekli değildir.

Nedeni de Suudi Arabistan dahil tamamıyla ilişkisi iyi olan Körfez ülkelerini de karşısına alacak olması.

Herkesin kapısını çalmak yerine onların kapımızı çalmalarını beklemeyi nedense dış politikamızın yöneticileri kabul etmek istemiyorlar.

Suudi Arabistan, önümüzdeki seneler için "Siz, bizim ilişkilerimizi kestiğimiz Katar Devleti'ne yardım ettiniz. O ülkede askeri üs kurdunuz. Biz de vatandaşlarınıza Umre ve Hac vizesi vermiyoruz." dedikleri anda Türkiye Cumhuriyeti'nin yöneticileri, kutsal görevlerini yerine getirmek isteyen vatandaşlarına ne yanıt verecek.

Türkiye Cumhuriyeti'nin Katar krizine çıplak elleriyle dokunmaması, diplomasi maşasıyla yaklaşma tutumunu sürdürmesinde yarar var.

Suriye sütüyle ağzımız yandığından Katar yoğurdunu üfleyerek yememiz gerekecek.

Üç perdelik olarak sahneye konulan oyunun

Birinci perdesi Katar,

İkinci perdesi İran

Üçüncü perdesi

?????????

 

 

 

 

 

 

 

(*) http://www.mfa.gov.tr/turkiye-suudi-arabistan-siyasi-iliskileri.tr.mfa

(**) http://www.mfa.gov.tr/turkiye-katar-siyasi-iliskileri.tr.mfa