ANADOLU KADINI

Berna AYSU 10 Mart 2019 Pazar, 06:02

Ahh, şeytana pabucunu ters giydiren KADINLAR!

Ademi, elmayla kandırıp yedirten Havva!

Dirliği, birliği kurup, dağıtabilen

Bir adamı vezirde eden, rezilde eden KADINLAR!

Gördünüz mü, neler etmiş ve ediyorsunuz dünyaya, oldu mu hiç şimdi?!

Kaçımız şanslıyız peki?

Ben bugün şehir kadınlarından değil, ANADOLU KADINLARINDAN, görüşlerimi, hislerimi paylaşmak istiyorum.

Acaba kendimize sorduk mu Anadolu da kadın olmak nasıl bir olgu diye?

Biz normal yaşantı içinde olanlar, 'kadın kadındır, erkek erkektir' teziyle büyütüldük ve bunu böyle kabul ettik, bugünlere böyle geldik.

Sizlere bir anımı aktarmak isterim bugün;

Plaza iş hayatındayken (Ziraat sektörü), müşterileri ziyaret etmek istedim ve ekibimle birlikte hayatımda ilk defa Şanlıurfa'ya gitmiştim.

Dağ, tepe, bayır gittikten sonra ucu bucağı olmayan ben şehir lügatında tarla diyeyim,

Siz kocaman bir arsa düşünün.

Asıl zenginin çiftçilerimiz olduğunu anladığım bir keşifti benimkisi.

Toprak zengini insanımız, eken, biçen hakikaten ekmeğini topraktan çıkaran

Ekimin nasıl yapıldığını, hasadın nasıl toplandığını, ilaçlamanın hangi aralıklarla nerelere yapıldığını ilk kez gördüm.

Altımda şalvar, üstümde kısa kollu atlet olunca, hemen benim ekip "Abla, gözünü seveyim al bu şalı omuzlarını kapa, başımızı derde sokma" dediler

Şehirliyim ya anlayamadım haliyle "kime ne yahu benim kılığımdan, giydik ya şalvar" deyiverdim

Güler misin, ağlar mısın diyemeden, toprak ağası olduğunu öğrendiğim kişi

"KİM BU GAVUR AVRAT?" diye sordu

Oldum mu ben gavur, kıs kıs gülüyorum içimden

Şal içinde pişince, sıyırıverdim biraz.

Allah'ım o da ne pancar gibi kızardım Urfa'nın güneşinde, alev alev yanıyorum ve acıyorum üzerine.

Bizi misafir ettiler.

Ben de haliyle bizim ekiple birlikte (bizim ekip tümden erkek, tek kadın benim) daldım içeri

Herkes suratıma bakıyor. Tam oturacağım, bizimkiler "abla sen yan tarafa geçeceksin" dediler

Mecbur geçtik.

Taştan evler. Nasıl serin, nasıl güzel

Yan taraf kadınlar için. Bildiğin haremlik, selamlık yaşıyorlar.

Bütün kadınlar yerde halının üzerinde oturmuş, hepsinin elinde bir iş.

Yorganlar kat kat bir yerde duruyor.

Temiz ve düzenli bir ortam

Mutfak yok, elektrik yok

Türkçe konuşan yok

Ben kaldım mı orada bir başıma

En köşede 99 yaşında bir nine oturuyor ama nasıl aksi, nasıl asık suratlı anlatamam

Dikti gözleri bana, süzüm süzüm süzüyor

Gittim elini öptüm, şaşırdı.

Yüzümü okşadı, bakışları yumuşadı

Şehirliyim ama adabı biliyorum mesajı verdim (gülümseyerek yazıyorum bunları)

Odun ateşinde pişen ekmek getirdiler yer sofrasına, çömlekler içinde bir sürü şey geldi

Yaptıkları ayran bir kabın içinde tam ortaya kondu.

Herkes bakır kuplu ayran bardağını daldırıp daldırıp doldurdu.

Sonra Türkçe bilen bir hanım geldi ve "Sizin için cam bardak getirdik" dedi.

"Gerek yok, ben uyum sağlarım "dedim, daldırdım bakır kubu kasenin içine ve başladık sohbete

Bu taş evde gördüğüm 6 kadın, ninenin gelinleri

Kaç çocuk kaç torun sayısını o da bilmiyor

Tek bir adam ve 6 eş!

Gelinlerin ve kızların hepsinin burnunda hızma, gözlerinde sürme.

Ninem örtüsünü çıkarıyor ve kınalı saçlarını gösteriyor

"Siz şehirli avratlar, yakmazsınız kafanıza" dedikten sonra gülümsüyor.

Hepsinin parmakları nasıl güzel kınalı ve ama bir o kadar nasırlı

Aş tutan eller! Çapa, kazma, kürek vuran eller, yaşamın ta içine dokunan yürekler.

Yüzlerinde çizgiler, yanaklarında pembelikler onlar böyle mutlular

Dışarısını, şehri, gelişimi bilmiyorlar. Belki böylesi onlar için iyi mi? Bilemedim açıkçası

Gün doğmadan kalkıyorlar,

Hava kararıncaya kadar tarla, bahçe işi, çocuklar, çamaşır, yemek, bulaşık, soba, hayvan bakımı, tezek, süt, yoğurt vs. işleri yorulmak bilmeden yapıyorlar.

Maalesef okuma, yazma yok, gerekte yok diyorlar.

Onların yerine erkekler karar alıyor ve uyguluyor!

Bu kesit benim sadece ilk ve son kez yaşadığım, şahit olduğum ve tadı damağımda kalan bir seyahatti.

Döndüm şehire, gittim kuaförüme dip boyamı yaptırdım, manikürlü ellerimle döndüm aynaya bir baktım!

Sonra dedim ki kendime "KADIN OLMAK ZOR BE"!

"HANGİ KADIN? ANADOLU KADINI MI, ŞEHİRLİ KADIN MI?"

Umuda dönüştürecek bir şeyler olmalı. Kadın çalışmalarıyla ilgili atılımlar hızlandırılmalı, çoğalmalı

Şehirlerde karar alma mekanizmalarında yer alan kadınlar Anadolu kadınına da umut ışığı olacaktır.

Sosyetenin ve belirli kesim kadınlarının gösteriş olsun diye medyada bir iki faaliyetiyle Anadolu kadınıyla resimlenmesi bu işi çözmez.

Kadınlar günümüz kutlu olsun!