EĞİTİMDE DE EKTİĞİNİ BİÇERSİN!..

Cafer GENÇ 06 Ocak 2018 Cumartesi, 06:09

   Eğitim, dünyanın en zor işidir. Öğretmenler de aklıyla, fikriyle, bilgisiyle ve becerisiyle para kazanılan -bu zor işi yapan- eğitim mesleğinin mensuplarıdır. Bu mesleğin icrasında çok ince çizgiler vardır. Rahmetli Süleyman Demirel, basın mensuplarına açıklamalar yapıyormuş. Önemini belirtmek ve not almalarını istemek için, "Bu sözlerimin altını çizin" demiş. Bir basın mensubunun "Dedikleriniz olmazsa, yapamazsanız o zaman ne olacak Başbakanım" şeklindeki sorusuna, "Siz de o zaman, bu söylediklerimin üstünü çizersiniz" diye esprili cevap vermiş. Öğrencinin yetiştirilmesi, hayata hazırlanması, ideal insan olması anlamında, eğitimin önemine istinaden ALTINI ÇİZECEĞİMİZ durumlar olabileceği gibi, eğitimde yeri olmayan yanlış bir sözle, tavırla ve tepkiyle ÜSTÜNÜ ÇİZECEĞİMİZ neticeleri görmemiz de mümkün olacaktır. Eğitim işinin sırrı öğretmende düğümlenmektedir.

   Geçe haftaki köşe yazımda, öğrenciyi KAZANMAK ve KAYBETMEK ile ilgili öğretmenlerin yanlışlarını anlatmıştım ve güzel örneklerden de söz etmiştim. Eser Yenenler ile Oğuzhan Koç'u tanırsınız. İstenildiği zaman nelerin olabileceğine örnek olması için bu öğrencilerimin hikâyesini anlatayım.

   Yıl 1995. Gazi Anadolu Lisesi'nin müdürüyüm. 2. yıl kayıtlarını yapıyoruz. Odama, annesi ile birlikte tombiş, tatlı bir çocuk girdi. Okulumuzu kazanan bu sevimli ve sempatik çocuğun kaydı yapılacaktı. 7 yaşında iken babasını kaybetmiş olduğunu öğrendikten sonra, önüne eğdiği başını arada bir kaldırıyor, tatlı gülücükleriyle ve bütün masumiyetiyle beni takip ediyordu. İsmini sordum. "Eser Yenenler" dedi. Kısa bir sohbetten sonra, Aile Birliği'ne ve kayıttan sorumlu müdür yardımcıma talimat vererek kaydını yaptırdım. O anki sevincini görmenizi isterdim.

   Okullar açıldı. Edebiyat Öğretmeni Engin Salgut ile Müzik Öğretmeni Aysun Çevik'i çağırarak, "Bu çocuğu, okulun bütün faaliyetlerinde değerlendireceksiniz, etkinliklerde öncelikle ve özellikle düşüneceksiniz, sürekli görevler vereceksiniz" dedim. Nitekim öyle de oldu. Mezun oluncaya kadar, "konuşma yap, şiir oku Eser; tiyatro hazırla, müzik programı yap Eser..." diye diye koşturduk. Müdür olarak ben bile, tiyatro eserleri sahneye koyduğum ve oynadığım için, yardımcı olmak adına, Eser'in de bulunduğu ekibi, sınıfta, tiyatro çalıştırdığım olurdu. Bulgaristan zulmünü anlatan "Minareler de Yıkıldı" adlı tiyatro eserinde "Şamil Dede"yi oynamasını istemiştim. Bilgi ve münazara yarışmalarında Bursa 1.'liği ile diğer sosyal ve kültürel etkinliklerdeki başarılarımız ve derecelerimiz, dergi, basın-yayın, TV programları onun aktif olduğu dönemlerde gerçekleşmişti. Hele, valilik adına düzenlediğimiz, takdirname ile ödüllendirildiğimiz "Öğretmenler Günü" programımız ve defalarca oynadıkları "Ah Şu Gençler" oyunu yıllarca konuşuldu. 19 Mayıs Gençlik haftasında, 5 gün boyunca, Bursa Valisi, Belediye Başkanı, Emniyet Müdürü, Üniversite Rektörü ve Milli Eğitim Müdürü ile bir yerel TV'de canlı yayın programımız çok beğenilmişti, Eser de güzel sorular sormuştu.  Adı gibi, okulumuzda bıraktığı eserleriyle, 7 yıl sonra mezun ettik. Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü'nü kazanarak İstanbul'a gitti. Annesi, diplomasını almaya okula geldiğinde, müdür yardımcısına, "Oğlumu her şeye koşturdunuz, yoksa tıp kazanırdı" demiş. Bunu, 2013 yılında katıldığım 3 ADAM programında öğrendim. "Doktor olsaydı, hastaları ölür müydü bilemiyorum ama şimdi milyonları güldürmekten öldürüyor, ne güzel, ruhları tedavi ediyor" diye espri yapmıştım. Bu başarıların gerçekleştirilmesinde ve çok iyi yerlerde olduğunu bildiğimiz öğrencilerimizin yetiştirilmesinde başta, Müdür Başyardımcım,  idealist eğitimci Oğuz Öner olmak üzere öğretmenlerimizin gayretleri ve fedakârlıkları unutulmamaktadır.

   İstanbul'da okurken, okulumuzda altyapısını hazırladığımız, yönlendirdiğimiz, kullanmasına fırsat ve imkân verdiğimiz kabiliyetini ve kapasitesini değerlendirmesini bildi. "Çok Güzel Hareketler Bunlar" ile yıldızları parlayan Eser Yenenler ile Oğuzhan Koç'u, sinema filmlerinde, dizilerde, yarışma programlarında, jüri üyeliklerinde, reklamlarda, seslendirmelerde, müzik ve şov programlarında görmenin gururunu yaşadık. Artık, Türkiye'nin yakından tanıdığı ve sevdiği birer sanatçı olarak gönüllerde taht kurdular. Bizler de, "yetiştirdiğimiz öğrencilerimiz" diye kendimize pay çıkardık, onur ve gurur duyduk...

   Okulumuzun bir mezuniyet törenine gelmişti. Benden, okulda yaptıkları ile ilgili ne varsa istemişti. Ben de ne kadar CD, fotoğraf, dergi...  vs varsa vermiştim. Ajansa vereceğini söylemişti. O gün, okuldan ayrılırken Edebiyat Öğretmeni Engin Salgut, okulun bahçesinde, parmağıyla odamı göstererek "biz neyse de bu adamı sakın unutma" demiş. Unutmadı. Aradı, sordu. Şiir kitabımdan haberi olunca destek vermek istediğini söyledi, yardımcı oldu. Bir vefa örneği sergiledi. Yakın zamanda yaptığım görüşmede kendisine, Bursa'da bir özel okul açmasını, eğitim alanında da hizmet vermesini istedim. İyi olurdu diyerek bir ajans işine girdiğini, şimdi buraya yatırım yaptığını söyledi. Oğuzhan Koç da öğrencimiz olduğu yıllarda, müziğe meraklıydı. Elinde gitarla gelirdi ve genelde okula geç kalırdı. İbrahim, öğrencimiz değildi ama katıldığım programlarının kulisinde, kendisini yakinen tanıma fırsatım oldu. Çok sevimli ve samimi, aynı zamanda, müthiş bir kıvrak zekâ ile ince esprilere sahipti. Ben bu, "adam gibi adam, 3 ADAM"ı çok sevdim.

İşte, benim "ESER"im dediğim Eser Yenenler ile işte benim "KOÇ"um dediğim Oğuzhan Koç'un ellerinden tuttuk, 'yürüyün' dedik, hayallerini gerçekleştirmeleri için imkân ve fırsat verdik, teşvik ettik, gidiş o gidiş... Yolları ve bahtları açık olsun.

   Öğrencilerin kabiliyetlerini değerlendirmelerine, bilgi ve becerilerini ortaya koymalarına imkân ve fırsat verilmelidir. Meslek seçimi, evlilik gibidir. İnsan, mesleğiyle bir ömür boyu birlikte yaşayacağı için, mutlu olacağı işi yapmalıdır. Bu memleketin bilim adamına, doktora, mühendise... vs ihtiyacı olduğu gibi, sanatçıya da sporcuya da ihtiyacı vardır. Eğitimci (öğretmen) olarak, görev ve sorumluluklarımızı bilerek ve layıkıyla yerine getirerek "iyi insan" yetiştirmek, bizlerin mesleki amacı ve anlayışı olmalıdır. Mesleğinizin inceliklerini ve sırrını ortaya koyarken bazıları, sizleri yanlış anlayabilirler, hatta neler olduğunu bilmeyebilirler. Hata d, haksızlık da yapabilirler. Yılmamak, yorulmamak, yıkılmamak gerekir. Bilmeden yargılamak, sorgulamak yanlış olur. Siz, bir "eser" ortaya koymuşsanız, vicdanen rahatsanız, mutlusunuz, huzurlusunuz ve başarılısınız demektir. Eğitim, bir gönül işidir. Öğretmenlik, okula gelip girmekten, sınıfa, derse girip çıkmaktan ibaret değildir.

   Allah, hayırlı ve vefalı olan, hatır ve gönül bilen, unutmayan ve unutulmayan evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin. Ebediyen yaşamak için, arkanızda ölümsüz "eser"ler bırakmış olmanız dilek ve duası ile...

   SÖZÜN ÖZÜ: "Ne ekersen onu biçersin". İyilik ve güzellik ekerseniz lezzetli ve organik mahsuller biçersiniz. Kin ve nefret tohumları toprağı, bedenleri, ruhları, vicdanları dolayısıyla, milletin ve memleketin istiklalini ve istikbalini çürütür.