AK Parti olmadı, CHP'yi verelim...

Cennet YÜZER CANKILIÇ 06 Aralık 2018 Perşembe, 06:00

Seçim süreçlerinde bildik görüntülerdendir. Aynısı bir ilçemizde yaşanıyor.  Bir dernek başkanı.  Yılların esnafı ve çevresinde de hakikaten sevilip sayılıyor. Babacan mı babacan, tonton mu tonton.

Bu kadar sevilip sayılınca çevre de tabii boş durmuyor, veriyor heyecanı:

"Sana belediye başkanlığı yakışır başkanım. Hangi partiye gitsen tulum çıkarırsın. Kim tutar seni."

 O'da bu gazla başlıyor kulislere.

Konjonktürde en güçlü parti hangisi?

Tabii ki AK Parti.  İlçe başkanından rica ediyor, birkaç ay önce de Ankara'lara kadar gidip görüşmelerde bulunuyor. Milletvekilleriyle görüşüyor. İl Başkanlığı'ndan da kendine göre destek alıyor.

Sonra gün gelip çatıyor.

Bakıyor ki birlikte Ankara'ya gittiği o malum ilçe başkanı AK Parti'den belediye başkan adayı olmak için görevinden istifa ediyor. Sorup soruşturuyor,  büyük ihtimalle aday gösterilecek.

O 'da napsın bu aşamadan sonra rotayı tam tersine CHP'ye çeviriyor.

CHP'den başvuru yapıyor ama aday gösterilir mi bilemem? Çünkü orada da yıllardır partide emek sarf eden güçlü isimler var. Ortada bir de tezatlık var.

Bir insanın siyasi görüşü ya sağdır, ya sol. İkisi birden olmaz. Sağda siyaset yapıyorsan AK Parti'den MHP'ye, MHP'den AK Parti'ye ya da SP'ye, BBP'ye geçişi anlarım da sağdan sola, soldan sağa geçişi anlayamam. Bu durumda "partisi yok ama çevresi çok'lardan...

"Yerelde partiye göre değil, adaya göre oy veriliyor"  diyorsan o da başka bir durum. "Tulum çıkarırım" diyorsan hodri meydan! Hadi bakalım kolay gelsin!

***

Başkan Sargın'dan yaşlılık maaşı istedi!

Siyasetin bu kasvetli havasında güzel bir anekdot paylaşmak istiyorum. Dün sabah İznik'te idim. Belediye Başkanı Osman Sargın'ı ziyaret ettim. Her zamanki gibi gönlü de kapısı da herkese açık,  ağlayanla ağlayan, gülenle gülen bir belediye başkanı.

Ben tam içeri girerken eli bastonlu, takkeli yaşlı bir amca hafiften beni iterek önümden içeri atladı. Başkan ikimizi de kapıda karşıladı. Amcaya" Buyur amca sana nasıl yardımcı olayım" diye sordu.

O'da "Başkan ben yaşlılık maaşı bağlatmak istiyorum, 65 yaşın üstündekilere veriliyor ya, ondan"

 Başkan Sargın önce gülerek" Amca devletimiz bağlıyor da, bağlayan kurum burası değil, otur soluklan sana çay söyleyeyim" dedi.

Sonra "Kimin kimsen var mı? Hangi köydensin? (köyün ismini vermeyeceğim) malın mülkün var mı?"

Yaşlı amca "Oğullarım var ama hepsi kendi derdinde" deyince Başkan Sargın yineledi:

"Peki malın? Evin, arsan, tarlan?"

Amca canı sıkkın bir şekilde "Ev nerde, oğullarımla beraberim. İhtiyacım olmasa sana kadar gelir miyim?" dedi.

Sargın yineledi: "Peki tarla, bağ, bahçe?"

Yaşlı amca bu sefer kısık bir ses tonuyla "Tarlam var."

Sargın "Kaç dönüm ?" dediğinde amca neredeyse rakamı yutacak şekilde kısık bir ses tonuyla "50 dönüm" demez mi? 50 dönümü duyunca ikimizin de gözleri fal taşı gibi açıldı.

Başkan Sargın yerinden doğruldu,  gülerek" Amca 50 dönüm diyorsun, 2 dönüm, 5 dönüm değil, sen hepimizden zenginsin, oranın metrekaresi çok para eder. Hem üzerine kayıtlı olduğu için devlet maaş bağlamaz."

Ama yaşlı amca yaşlılık maaşını bağlatmakta ısrarlı:

"Benim yaşımda olanların hepsinin yaşlılık maaşı var, bağlatan nasıl bağlatıyor?"

Sohbet koyulaşınca uzaktan akraba bile çıktılar. Bu sefer yaşlı amca işi torpile vurdurdu: "Bak teyze oğullarındansın, gel şu benim işimi bi hallet." Dedim ya, ısrarlı diye... İlle de maaş bağlatacak, ben çıkarken hala "Benim şu işimi bi hallet" diyordu.