BTSO'nun Avrupa'daki son durağı Polonya oldu!

Cennet YÜZER CANKILIÇ 07 Kasım 2018 Çarşamba, 06:15

Tarım makine ve ekipmanları pazarı için bu ülkedeyiz...

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, sanayi alanındaki büyük firmaların dışında küçük ve orta ölçekli işletmelerin de kapılarını dışarıya açma çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. İbrahim Burkay'ın başkanlığında geliştirilen projeler kapsamında her bir işletmenin ihracat yapması hedeflenirken, bu anlamda Avrupa'dan Orta Doğu'ya, ABD'den Çin'e kadar dünyanın her bir ülkesindeki fuar ve etkinliklere sanayici ve iş adamı ile küçük ve orta ölçekli esnafın katılımı sağlanırken, BTSO öncülüğünde iş alanlarına göre yabancı firmalarla buluşmalar da gerçekleşiyor.

 İşte bu kapsamda, bu hafta Bursa'dan Polonya ve ABD'ye üretici firma ile gazetecilerden oluşan iki ayrı heyet gönderildi. Benim de içinde bulunduğum 5 kişilik grubun istikameti Polonya idi. Yolculuğumuz pazartesi başladı. 9 Kasım Cuma'ya kadar bu ülkede tarım makine ve ekipmanlarına yönelik bir dizi fuar ve etkinliklere katılacağız. Bursa'ya Ankara'dan da 5 kişilik bir grup eşlik ediyor. Bizdeki Türkiye Odalar ve Borsalar örgütlenmesi benzeri Polonya Ticaret ve Sanayi Odası'nın ev sahipliğinde gerçekleşen bu davette ilk durağımız başkent Varşova oldu.

Varşova'ya Ukrayna üzerinden Kiev aktarmalı geldik. Bursa, Varşova'dan 2 saat ileri zaman diliminde bulunuyor.

POLONYA MUCİZESİ 20 YIL ÖNCE BAŞLIYOR

Orta Avrupa'da Rusya, Litvanya, Ukrayna ve Almanya'ya komşu bulunan, Baltık Denizi'ne kıyı bu ülkenin yüzölçümü 312 bin 679 kilometrekare. Nüfusu 38 milyon civarında.

İkinci Dünya Savaşı'ndan önceki nüfusu 28, 30 milyon civarında olduğu düşünülürse, geçen 60 yıllık sürede toplu topuna 10 milyon civarında artış göstermesi bu ülkenin ilk etapta pek cazip olmadığı anlamına geliyor, ancak son yıllarda AB'ye üye olmasının getirdiği tüm avantajları reel olarak iyi değerlendiren, istikrarlı ekonomisiyle hızla büyüme trendine giren ülke durumuna geldiği için önümüzdeki yıllarda nüfusunun hızla artması bekleniyor.

 İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında nitelikli nüfusunu Almanya, İngiltere ve ABD'ye kaptıran Polonya'da şimdilerde ekonomik büyüme sonucu ortaya çıkan istihdam açığını Ukrayna'dan gelen işçiler dolduruyor. AB'nin diğer ülkelerinde olduğu gibi, Orta Doğu ve Afrika'dan, Uzak Doğu'dan işçi alımı yapmadığı gibi mültecilere de kapısı kapalı. 2004 yılından bu yana AB üyesi. Avro bölgesinde olmalarına rağmen dili Lehçe ve para birimi avro değil, zloti. 1 Türk Lirası 1,5 zloti ediyor.

Polonya'nın adı dün bizi gezdiren ve çok iyi derecede Türkçe bilen rehberimiz Elizabeth'in anlattığına göre düz alan, tarla anlamına geliyor. Yüzde 90'ı Katolik. Nüfusun yüzde 60'ı kentlerde yaşıyor. Tarihi derinliği olan bir ülke veya devlet değil. Bilinen tarihi 966'lara gidiyor. Lehlerin Baltık denizi kıyısında kurduğu bir kabile devleti. 2. Dünya Savaşı'na kadar Orta Avrupa'nın tüm savaşlarına ve saldırılarına maruz kalan bu ülke, 14. ve 17. yüzyıl arası en güçlü devlet halindeyken, 1772'de Prusya, Rusya ve Avusturya arasında paylaşılan ülke olmuş, 1. Dünya Savaşı sonrasında da yeniden bağımsızlığını kazanmış. Ancak saldırılar 1939'da Nazi Almanyası ile yeniden başlamış bu sefer tarihinin en acı ve insanlık dramına sahne olmuş.

700 BİN YAHUDİ'DEN 4 BİN YAHUDİYE

Dün Varşova'da eski şehri gezdiren rehberimizin anlatımından ve elindeki gösterdiği kitap ile broşürlerdeki resimlerden, gravürlerden bu ülkenin 1989'daki duvarın yıkılmasına kadar büyük bir acı yaşadığını anladık. Almanlar, Avrupa'nın en yoğun Yahudi nüfusunu barındıran Polonya'ya girdiklerinde bu ülkede 700 bin Yahudi yaşıyormuş. Büyük katliamlar yapılmış. Kaçanlar Varşova'da Getto adını verdikleri duvarlar içinde sıkışmış kalmış. Naziler bu ülkeyi yakıp yıktıktan, insanlarını katlettikten sonra yaşayan nüfus sayısı Varşova'da bin civarında imiş. Şimdi bu ülkede toplam 4 bin Yahudi'nin yaşadığı ve bunun dörtte birinin de hâlâ Varşova'da ikamet ettiği biliniyor. Normal yerleşik halkın nüfusu ise 2 milyon civarında.

Bugünkü Polonya mucizesi ise Doğu Bloku'nun 1989 yılında çökmesiyle ortaya çıkıyor. Polonya bugün ucuz işçi ve maliyet düşüklüğü başta olmak üzere AB ve Çin ile Japonya gibi ekonomik devlerin doğrudan yatırım yaptığı önemli bir ülke durumunda. Kişi başına düşen milli gelir 29 bin dolar.

Enflasyon oranı yüzde 2. Bizde ise dün açıklanan oran yüzde 25. Aradaki fark bile bu ülkenin ekonomik refahını ortaya koyuyor. İhracatı 296 milyar dolar. Bizimle ticaret hacmi ise 6 milyar dolar civarında. Ticaret Başmüşaviri Attilla Gökhan Kızılarslan'ın söylediğine göre yarı yarıya.

Biz onlara konfeksiyon, tekstil, yaş ve kuru sebze ile otomotiv satıyoruz, onlardan makine, kuru gıda alıyoruz. Burada 2 bin Türk çalışıyor. Türk iş adamlarının da son yıllarda yatırım yaptığı ülke durumunda. Sadece konfeksiyon sektöründe 150 Türk iş adamı bulunuyor.

Bizim Bursa ve Ankara heyetindeki 6 Türk firması ki içlerinde makine ve ekipmanları üretimi ile et, kuru gıda üretimi yapan firmalar var, bu ülkede küçük çaplı da olsa dönem dönem ihracat yapmışlar. Bu gezideki amaçları ise ihracatı sürekli hale getirmek. Bağlantılarını yaptıkları firmalarla bugün ve yarın ikili görüşmelerde bulunacaklar.

Ülkenin topraklarının yüzde 40'ını yeşil alan oluşturuyor, dolayısıyla tarım ön planda. Nitelikli tarım yapan ülkede meyve ve sebzenin hemen hemen her türünün bolca yetiştiğini söylemek yanlış olmaz. Yine Ticaret Başmüşaviri Kızılarslan'ın söylediğine göre, bu yıl sadece elma üretimi 5 milyon tona ulaşmış. Polonya için büyük rakam. Elmayı işleyip meyve suyu olarak AB ülkelerine satıyor.

KRALİYET PARKI İLK GEZİLECEK YER

Bizi karşılayan Polonya heyeti, uçaktan iner inmez Polonya'nın tarihini daha iyi anlamamız için Kraliyet Parkı adını verdikleri Lazienski Parkı'na götürdü. İstanbul'daki Gülhane Parkı gibi bir yer. Aynı zamanda doğal hayvanat bahçesi. 1700'lü yıllardan bu yana doğal seleksiyonunu koruyan parkın 4 km uzunluğunda Kraliyet Yolu'nu adı verdikleri yolu bulunuyor. Parkta büyük kışlık ve yazlık kraliyet sarayları yer alırken, tiyatro ve konser alanları da var. Aynı zamanda yolda yürürken peşinizden gelen ceylan ile sincaplarla da yarışmanız mümkün.

Park aynı zamanda açık hava müzesi durumunda. Pek çok hayvan ve insan figürünün birlikte yer aldığı sanatsal heykeller ile kapalı alan müze binaları da turistlerin en çok rağbet ettiği yerler.

Sonra ikinci durağımız 'Eski Şehir' adını verdikleri en eski yerleşim yeri. Burası ise tam bir tipik Orta Avrupa mimarisi tarzında kilise ile tarihi taş binalar ve meydanlardan oluşan, çevresi surlarla örülmüş küçük bir merkez.

YARIN:

TARIM MAKİNE VE EKİPMANLARI FUARI