Bursa’yı dilenciler bastı

Cennet YÜZER CANKILIÇ 09 Haziran 2017 Cuma, 09:53

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez Hocam, Ramazan Ayı girerken bir çağrıda bulundu. Dedi ki:

"Hassaten sokağa terk edilmiş, sokakta dilenen hiçbir muhacir olmasın. İftara gitmek için evlerimize doğru hareket ederken trafik lambalarının olduğu yerlerde elini açan insanları gördüğünüzde ne olursunuz aracınıza alın evinize götürün. Cebinizdeki üç kuruşu ona vermek yerine alın evinize götürün. Bu şekilde hiçbir insan, hiçbir mümin kardeşimiz sokakta kalmasın."

Doğru.

Dışarıda aç ve açıkta fakir fukara olmasın.

Olmasın ama Hocam, iyi hoş da dediğiniz gibi sadece trafik lambalarında elini açanları alıp evimize götürmeye kalksak, değil dairemiz oturduğumuz apartman, hatta site almaz.

Kaldı ki Bursa'da sadece trafik lambalarında dilenenler yok. Ramazan ayı girmesiyle beraber cami önleri, çarşı giriş ve çıkışları, semt pazarları, köşe başları, lokantalar, metro istasyonları, durak önleri dilenen, yerlerde yatan, oturan kadın ve çocuktan geçilmiyor.

Bursa'yı tam anlamıyla dilenciler bastı.

Hepsini toplamaya kalksak, Merinos'taki Atatürk Kongre Kültür Merkezi bile küçük kalır.

***

Geçmiş yıllarda benzer tablo ile karşılaşmıştık. Cuma günleri ve Ramazan'da Bursa dilenci istilasına uğruyordu. Belediye zabıta ekiplerinin ve emniyet güçlerinin operasyonları sonrası öğrendik ki, Balıkesir'den, Adapazarı'ndan, doğu bölgelerinden minibüslerle dilenciler Bursa'ya taşınıyor, bir noktada bırakılıyor, sonra tekrar aynı noktalardan toplanıyordu.

Yani dini duyguları istismar için "organize dilenci" turu düzenleniyordu.

Bu istenmeyen görüntüler son yıllarda zabıta ve güvenlik güçlerinin denetimleri ile yok denecek kadar azalmışken, birdenbire dilenci ordusuyla karşı karşıya kaldık.

Hem de öyle böyle değil.

Bu seferki istila büyük!

Bir an evvel önlem alınmazsa huzur kenti Bursa'yı yaşanılamaz hale getirecekler.

Her zamanki gibi kadın ve çocuklar ön planda. Dini duygular için kullanılan çocukların durumu içler acısı. Ayaklarında bırakın ayakkabıyı, terlik bile yok. Üstleri başları berbat...

Anneleri yüzlerini kapatmış, ellerini açıp dileniyor.

Söz konusu kadın ve çocuk olunca, içinde bulunduğumuz maneviyatı da dikkate alarak vicdanın yanlarından geçerken ister istemez sızlıyor.

Yani amaçlarına bir şekilde ulaşıyorlar. Bir de yüzsüz oldukları için para verinceye kadar peşini bırakmıyorlar.

Sanırım bu istilacılar büyük bir akraba topluluğu. Çünkü hepsi birbirine benziyor. Aynı tarz giyim, aynı tarz konuşma.

***

Belediye zabıtaları bu görüntüleri engelleme ve gelen şikayetleri değerlendirerek tek tük de olsa dilenci operasyonları yapmaya başladı ama yeterli değil.

Dün, Osmangazi Belediyesi zabıta ekiplerinin yaptığı operasyonda karakola götürülen dilencilerin üzerinden çıkanları İHA'nın geçtiği haberde izledim.

Hayretler içinde kalırsınız.

Bunlar dilenci değil, düpedüz soyguncu.

Bizim gibileri istismar sonucu elde ettikleri bozuk paralar bir araya toplanınca bayağı yekun tutuyor. Bir de ceplerinin gizli yerlerinden çıkanlar var. Dolarlar, avrolar. Ve son model araba anahtarı... Adama soruyorlar,  hani paran yoktu diye?

Verdiği cevap; "Abi ben dilenmiyorum, camiye girdim namaz kılmaya. Çıkışta durumuma acıyıp para verenler oldu".

Bu sefer ceketlerini sallayıp yere dökülen anahtarı ve dolarları sorduklarında.

Küllüm inkar.
"Abi ben vallahi de billahi de bilmiyorum, bunlar nasıl cebime girmiş".

Hani 15 Temmuz davasından dolayı darbeci teröristlerin çatı davalarında mahkemede verdikleri iadeler var ya, aynen onlardan.

"Geçiyordum, uğradım, benim  bilgim yok. Fethullah Gülen orda mıydı, görmedim".