Devlet korumasındaki çocuklarımızla iftar yaptık

Cennet YÜZER CANKILIÇ 15 Mayıs 2019 Çarşamba, 04:00

Ramazan ayında iftar sofraları paylaşmanın, yardımlaşmanın ve de buluşmanın zeminini oluşturuyor. Geçen hafta içinde Beyazay Derneği'nin davetlisi olarak katıldığım iftar programı da gerek minik konukları gerekse organizasyonun taşıdığı amaç açısından çok çok özeldi.

Kızılay ve Yeşilay'ı biliyoruz da Beyazay'ı doğrusu pek bilmiyoruz. Ülkemizin köklü bu iki büyük kurumu gibi kamu yararına çalışan derneğin logosu da mavi dünya içinde beyaz hilal.

 1988 yılında bir grup görme engelli gencin bir araya gelerek kendilerini geliştirmek ve bildiklerini paylaşmak amacıyla kurdukları dernek, zaman içinde yürüttüğü sosyal içerikli faaliyetlerle kısa zamanda adını tüm Türkiye'ye duyurdu ve 2007 yılında dönemin AK Parti Bursa Milletvekili Zafer Hıdıroğlu'nun katkılarıyla kamu yararına çalışan dernek statüsüne kavuştu. Hıdıroğlu'nun kurucu genel başkanı olarak Türkiye Beyazay Derneği'ne dönüşen dernek hizmet alanını genişleterek tüm dezavantajlı kesimler ile ihtiyaç sahiplerini kapsarken, içlerinde Bursa'nın da bulunduğu yurt içinde toplam 99 şubede örgütlendi. Yurt dışında da sınırlarını aştı, Almanya, Fransa, Gürcistan, Yunanistan, Tataristan, Makedonya gibi ülkelerde temsilcilik açtı.

Derneğin Kurucu Genel Başkanı ve Koordinatörü olan Zafer Hıdıroğlu ile Bursa Şube Başkanı Füsun Koyunlar'ın ev sahipliğinde Bademli eski Mahzen'de düzenlenen iftara gelince:

Dedim ya çok çok özel konuklardı diye...

Bursa'da devlet korumasında olan yaklaşık 200 civarında çocukla o akşam bir arada olmanın hazzını yaşadık. Ağır misafir yoktu, protokol uygulaması yoktu, davet edilen konukların her biri farklı masalarda çocuklarla bir araya gelerek, onlarla kaynaştı. Çocukların yüzlerindeki gülümsemeyi, gözlerinden okunan o memnuniyeti anlatmam mümkün değil. Dernek üyeleriyle de tanıştık. Hepsi günler süren yorgunluğu atmanın keyfiyle bu buluşmanın tadını çıkardılar. Neticede devlet koruması altında bulunan çocukları böyle iftar sofrasında buluşturmak hem yorucu hem de maddi anlamda külfetli. Bağışçı bulmak, sponsor bulmak kolay değil.

İftarda AK Parti eski Milletvekillerinden Faruk Anbarcıoğlu, Orhaneli Belediyesi eski Başkanı İrfan Tatlıoğlu, Prof. Dr. Sedat Demir, iş adamları Hamdi Tüfenk, Refik Aydın, Coşkun Demiryakan, Yusuf Kula, Nejat-Asuman Dürer Haksal, Zekeriya Kutlucan, Semra Döner görebildiğim tanıdık yüzlerdi.

KIZILAY'DA YENİ DÖNEM FARKINI GÖSTERİYOR

Yeri gelmişken Kızılay'la ilgili de değerlendirmemi aktarmak istiyorum.

150 yıllık köklü kurumlarımızdan Kızılay'ı anlatmaya gerek yok. Kızılay'da son yıllarda büyük bir değişim ve yeniden yapılanma içine girdi. Bu kapsamda geçen ağustosta Bursa Şube Başkanlığı'na Davut Gürkan getirildi.

İki hafta önce kendisini ziyaret ettiğimde gündeminde ramazan programları vardı.

Önce yapılanma ile ilgili kısa bir bilgi aktardı:

"Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Mustafakemalpaşa, Gemlik ve İnegöl'de şubemiz, Karacabey ve Orhangazi'de temsilciliklerimiz var. Biri dağ bölgesinde 4 ilçeyi, diğeri de Gürsu ve Kestel'i kapsayacak toplam 2 temsilcilik açacağız."

İçinde bulunduğumuz ramazan ayı etkinliklerinde Kızılay sessiz, derinden ve aynı zamanda sistematik çalışıyor. Bağışlardan, nakdi yardımlardan tutun da evlere sıcak yemek, erzak, zekât, fitre dağıtımına kadar, her alanda yapılan yardımın kimden nereye ulaştığı kayıt altında. Yani bağışçı, yaptığı yardımın nereye ulaştığını yeni oluşturulan sistem sayesinde rahatlıkla görebiliyor. Ayrıca Kızılay her daim denetime tabi tutulan, özel işletmelerdeki gibi 'Başarılı olmayan yönetici gider!' kuralına göre işleyen bir yapıya bürünmüş.

Başkan Gürkan'ın söylediğine göre her şubenin bir karnesi var. Genel Merkez yıllık hedefler koyuyor, şubeler o hedefleri tutturmak zorunda. Şeffaflık ve 3 dönem başkanlık kuralı da sistem değişimlerinden biri.

Başkan Gürkan'ın çalışmaları anlatırken özellikle vurguladığı şu hassasiyet dikkat çekici:

"Her yardımın usulüne uygun yere gitmesi noktasında ciddi gayretlerimiz var. Bağışçılarımızın bu konuda içlerinin rahat olması bizim en öncelikli sorumluluğumuz."