Basketbolda iki kötü örnek: Sakarya ve Çankaya

Engin AKSÖZ 16 Mart 2019 Cumartesi, 06:01

Basketbolun zirvelerinden kopup, medyanın gündemine oturan haberler insanın canını sıkmaya başladı.

Bilinenlerin dışındaki bilinmeyenlerin durumu gerçekten içler acısı.

Söz verip de yerine getirmeyen yöneticilerin elinde ağlama duvarına dönen oyuncuların yürek yakan öyküler insanın içini sızlatıyor.

Cinsi latif kısmındaki ligini sezon bitmeden şampiyon olarak tamamladığı halde, bir üstte devam edip etmeme noktasında 'Kararsız Kasım'ı oynuyor.

Kısa kısa tüyolar verdik, daha fazla merakta bırakmadan ayrıntılara girelim.

TOFAŞ'ın bugün saat 17.30'da Nilüfer'deki TOFAŞ Salonu'nda karşı karşıya geleceği Adatıp Sakarya BŞB son dakikada Bursa'ya gelip, oynama kararı aldı.

Yeni seyahat programları; sabah saat 10.00'da Adapazarı'ndan hareket edip, direkt maça çıkma şeklinde. Normalde deplasman takımı, ev sahibi takımı bilgilendirerek, maç öncesi salonla, çemberleri tanıma adına şut idmanı talep eder, onu bile pas geçmişler.

Süper Lig seviyesinde olmaması gereken bir tepki gibi görünüyorsa da onu bir de yaşayanlara sormalı.

Aylardır ödeme yapılmayan takımda yerli oyuncular şehri terk etmiş durumda.  Antrenör Ozan Bulkaz'dan 'Bursa'ya gidiyoruz' haberini alınca artık nerede oturuyorlarsa oralardan salona gelmeyi kararlaştırmışlar. İdman yapmadıkları için, parkeye çıkınca kendilerini oyuna ne kadar verirler, artık düşünün.

Yabancıların durumu da yerlilerden farksız. Eski Daçkalı Scottie Wilbekin'in kardeşi Mitchell  Wilbekin Tel Aviv'de ağabeyinin yanında bulunuyor. Muhtemelen maçta olmayacak.

Diğerleri de kendilerine yeni kulüp bulmaları için menajerleriyle temas halindeler.

Üç aylık birikmiş alacaklarıyla ilgili yönetimden muhatap bulamayan oyuncuların şehirdeki esnafa yüklü miktarda borcu bulunduğu, bu nedenle dışarıya dolaşmaya bile çıkamadıkları konuşuluyor.

Böyle olunca; bugünkü maç TOFAŞ için bir yerden sonra ter atma idmanı gibi. Yabancıların kaçı oynar, Ene'nin bileceği iş. Yerli oyuncularıyla çıkıp oynasalar bile fark yaparlar. Arada dağlar kadar fark olunca; seyirci için de salona gelmenin fazla bir önemi kalmadı.

Tribünleri bomboş görürseniz fazla şaşırmayın.

Oysa Sakarya BŞB üç yıl öncesine kadar basketbola büyük ilgi duyan, yatırım yapmaya hevesli bir kulüp pozisyonundaydı.

Büyük hedefler koyarak, Avrupa'da oynama özlemini dillendiren camia an itibarıyla ayakta kalmaya çalışıyor.

Yanlış yönetim tarzıyla, işi bilmeyen yöneticilerin elinde kısa sürede sıfırı tüketmeleri benzeri kulüplere de ders olmalı.

Sonuç itibarıyla Süper Lig'de oynayacak olmanın verdiği hevesle belediyenin yaptırdığı yeni salon dışında bir kazanımları yok.

Sakarya BŞB ligde 18 maçta 5 galibiyet, 13 yenilgi ile 13. sırada yer alıyor. Altında 4'er galibiyetli İBB ile Afyon Belediye bulunsa da ikisinin de Sakarya kadar mali sorunları bulunmuyor.

Düşmezlerse de seneye devam edip etmeyecekleri soru işareti. 31 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerde olası bir yönetim değişikliğinin şubenin geleceğiyle yakından ilgisi olduğu söyleniyor.

Ayran gönüllü yöneticilerle kolları savıp da yolda su kaynatan sadece Sakarya BŞB değil elbette. En canlı örnek oldukları için gündemimize taşıdık.

Sözün özü; Giresun, Eskişehir, Uşak, Trabzon'a yeni bir ismin ekleniyor olması, sadece basketbolumuz için değil, Türk sporu adına da düşündürücü.

İkinci örneğe gelince...

Çankaya Üniversitesi, Bursa BŞB'nin de mücadele ettiği Kadınlar Basketbol Ligi'nde (Daha iyi anlaşılsın diye Kadınlar Basketbol 2. Ligi diyelim) haftalar önce şampiyon olarak Bayanlar Süper Ligi'ne çıkmayı garantilemişti.

Ne var ki önceden olduğu gibi yine kararsızmış üniversite yönetimi, 'Acaba oynayalım mı, oynamayalım mı?' diye...

Daha önce de kazanılmış hakkını kullanmada çekimser kalıp, Süper Lig'i pas geçen Çankaya'nın bugün de benzer bir düşünceyi taşıması trajikomik bir durum.

İnsanın içinden 'hayret bir şey!' demek geçiyor. Oyna, kazan, şampiyon ol, sonra 'Yok arkadaş ben yokum!' diyerek mızıkçılık yap.

Yerinize ikinci sıradaki takım alınacağı için bu kararın belki pek önemi olmasa da yaptığınız etik değil, emeğe saygısızlıktır.

Federasyonun iki örnekten yola çıkarak, yeni sezonda neler yapması gerektiğini de önümüzdeki hafta anlatacağız.