Basketbolu zor bulduk, çabuk kaybetmeyelim!

Engin AKSÖZ 10 Ekim 2019 Perşembe, 06:05

Şubede yaşanan belirsizlik nedeniyle, TBSL'de transfere rakiplerinden çok daha sonra başlayan Frutti Ekstra Bursaspor'un; doğru dürüst hazırlanma olanağı bulamadan adımını attığı ligin ilk iki haftasında; EuroCup ve Eruolauge deneyimine sahip TOFAŞ'la, Darüşşafaka TEKFEN'i devirmesi; yeni sezonun sürprizleri olarak notlara geçti.

'Acaba devam edilecek mi?' tereddütlerinin kafaları karıştırdığı bir süreçten tereyağından kıl çeker gibi sıyrılan Bursaspor kurmaylarını en başından kutlamak gerekiyor.

Moral bozucu dedikoduları cesaretle göğüsleyebilmek, kabul edelim ki tecrübe gerektirir.

Ondan daha önemlisi irade ve sabır ister.

Bursaspor'un basketbolda ne kadar istekli olacağı; Sezer Sezgin başkanlığında oluşturulan özerk yönetimle anlaşıldı en önce.

Böylece şubenin; futbol kaynaklı mali istismarlarla, icra dosyalarının uzağında tutularak kendi hür iradesiyle yolunu çizmesinin önü açıldı.

Kafalar rahat olunca; işin parasal boyutunda radikal kararlar alabilmek fazla sıkıntı yaşatmadı.

Bu noktadan sonra da Başkan Sezer Sezgin'in sağ kolu ve danışmanı diyebileceğim menajer Nedim Yücel'in iş bitiriciliği devreye girdi.

Rakipler üçer, beşer transfer yaparken; her telefonuma 'Araştırıyoruz abi' yanıtı veren Yücel'in doğrusunu söylemek gerekirse; az zamanda bu kadar yol kat edebileceğini ben bile düşünmemiştim!

Hem teknik kadroyu sil baştan kurgulamak, hem de yabancısı bol lige uygun seçimler yapmak; dünyanın en zor işlerinden birisiydi kuşkusuz.

Şampiyon kadronun antrenörü Arda Vekiloğlu'nun yaşanan belirsizliğin ileride daha büyük sorunlar açabileceğini düşünerek bırakmasından sonra acilen yeni bir hoca gerekiyordu.

Olmayan paralarla, iyi birisini getirmekse dünyanın en zor işi gibiydi...

Sonunda antrenörünü; menajerliğini de yaptığı U 20'den (ümit milli takımı) mesai arkadaşı, eski TOFAŞ'lı Serkan Erdoğan'la asistanı Tutku Açık'ı getirerek çözüme bağlaması; gülümseten ilk müjde oldu.

En dandik hocanın 400 bin liradan kapı açtığı piyasada, Serkan Erdoğan'ın 'Takdir sizin. Ne verirseniz razıyım' jesti üzerine ne kadara ikna edebildi Yücel inanın bilmiyorum, baktıkça şaşıp, kalıyorum.

Serkan Erdoğan antrenör olarak piyasada çok yeni olsa da oyunculuk kariyerini zirvede tamamlamış birisiydi. Formasını giydiği TOFAŞ ve Ülker'de şampiyonluklar yaşadıktan sonra; Euroleauge'e (o zamanki adıyla Şampiyonlar Ligi) transfer olmuş ve İspanya'ya Baskonia Gasteiz'e gitmişti. (eski adıyla Taugres Ceramica).

Ardından Banvit ve TOFAŞ'ta çalışarak kariyerine teknik adam sayfasını ekleyecekti.

Serkan'la birlikte bayağı gecikilen transfer mevsiminin olumlu yönde ivmelenmesi adına; çok çabuk hareket edilerek gerçekleştirilen transferlerle yerli, yabancı bir kadro çıkmıştı sonunda ortaya.

Geldikleri kulüplerle, oynadıkları ülkelere bakılınca; birçok yabancıya şüpheyle bakmamak elde değil.

'Belçika'yla, Macaristan'da basketbol ne kadar popüler ki oradan adam alınıyor' diyenler an itibarıyla iki maçın sonunda yanıldıklarını anladılar mı bilemeyeceğim ama bana 'tam isabet' gibi duruyor getirilenler.

Kısa pozisyonun iki önemli ismi; oyun kurucu ve şutör guard Chris Jones Belçika'dan, Allerik Freeman Macaristan'dan gelecekti Bursaspor'a. Ne yalan söylemeli; futbolun adeta yaşam biçimi kabul edildiği bir ülke olan Büyük Britanya'dan gelme (İngiltere)uzun Gabriel Olaseni bile bu statüye giderdi.

Olsa olsa Fransa'da geçirdiği sezonlarda kariyerini pekiştiren 3 numara oyuncusu Mykal Riley 'eh işte' dedirtebilirdi; Allah'ı var, tahminleri boşa çıkartmadı; iyi de oynuyor ABD'li.

Son tahlilde son nokta atışı; kefili olduğu menajeri Yücel Platin'in 'Geçen yılı sakat geçirdi. Bursaspor'da kendini bulursa Avrupa'dan havada kaparlar' sözleriyle göklere çıkardığı 2.11'lik NBA orijinli 3-4 numara Perry Jones aynen öyle birisi çıktı; sezon ortasında gitmeye kalkarsa hiç şaşırmam!

Ve yerli malı oyuncular... Normalde Süper Lig düzeyinde kulüplerden teklif almaları zor gözüken Evren Büker, İzzet Türkyılmaz, Tevfik Akdamar, Tuğberk Gedikli ile Erbil Eroğlu...

Serkan Erdoğan'la Nedim Yücel'in kafa kafaya vererek, az zamana çok işler sığdıran kadrosunun doğuş hikâyesi böyle...

Para az, vakit dar olunca; kılı kırk yaramıyorsunuz bir yerden sonra...

'Yine de iyileri bulunabilir' titizliği, dini imanı para olmayan menajer seçimiyle harmanlanınca; ortaya Bursaspor Basketbol gibi 'bu takımdan korkulur' imajını çok erkenden veren, kimyası tutmuş, adam gibi basketbol oynamaya çalışırken aynı zamanda odağına doğrularını yerleştirmiş, düzgün karakterli bir yapı çıkıyor karşınıza...

'Daha çok erken, o kadar büyütme' diyenler çıkacaktır...

Ama siz kalkar; basketbol piyasasının iki kaliteli ve kariyerli takımını peş peşe ve tereddüde mahal bırakmayacak bir performansla devirirseniz; herkesin bir anda dikkati sizin üzerinize toplanır.

Bilmeyenlere; bildiklerim ölçüsünde Bursaspor Basketbol'un nasıl kurulduğunu anlatmaya çalıştım.

Uzun sezon boyunca da artık hikâye yerine, maçların analizini yapacağım...

Önceliğimi buna ayırdığım için de kusuruma bakmayın...

TOFAŞ ve Darüşşafaka TEKFEN'den sonra pazar günü saat 15.15'te de P.Karşıyaka ile randevusu var Bursaspor'un.

Karşıyaka, basketbol geleneği olan köklü bir camia. O da diğer ikisi gibi EuroCup ve Euroleague tecrübesine sahip.

Mevcut kadroları zengin ve potansiyelli. Başlarında da Ufuk Sarıca gibi bu işin piri olan değerli bir hoca bulunuyor.

'Üçte üç' yapılırsa şahane olur, Bursaspor'un basketbolu; şehir efsanesi gibi kulaktan kulağa yayılmaya devam eder...

Ben yeni kadronun oynadığı basketbolunu çok beğenirken, bu ivmelenmenin bir iki maçla sınırlı kalmayıp, sezonun geneline yayılacağına inanıyorum.

Sponsor katkısının beklenenden çabuk gerçekleşmesi, şubenin geleceğiyle ilgili tereddütleri de ortadan kaldırmış durumda.

Ödemeler aksamaz, seyirci bir iki maç sonra bıkıp, bırakmazsa, Bursaspor, basketbolda bu sporun hatırı sayılır kulüplerinden birisi olmaya oldukça yakın.