'Budapeşte madalyaları son yılların en büyük başarısı'

Engin AKSÖZ 08 Kasım 2018 Perşembe, 09:35

Ata sporumuzun Bursalı başkanı Musa Aydın'la Türk güreşi ve sorunlarını masaya yatırdık.

Musa Aydın rahmetli Recai Ustaoğlu'ndan sonra Güreş Federasyonu'na Bursa'dan seçilen ikinci başkan. Sadece sporcu olarak değil; hakem, antrenör il temsilcisi, asbaşkan, şimdi de iki dönemdir başkanı olarak ata sporuna hizmet vermenin çabasında.

Macaristan'da yapılan son dünya şampiyonasında kazanılan toplam 9 madalyanın güreş tarihinin en büyük başarılarından birisi olduğunu iddia eden Aydın, hayal kırıklığı yaşatan Taha Akgül'le, Rıza Kayaalp'in yanı sıra Yasemin Adar'la ilgili de çarpıcı saptamalarda bulundu.

"Rıza ve Taha'ya yurt içinde partner bulamıyoruz. Aynı durum Yasemin için de geçerli. Minderde idman verecek kimse olmayınca, bu durum performanslarına yansımaya başladı. Tokyo Olimpiyatları'na kadar dışarıdan para ile güreşçi getirerek bu açığı kapatacağız. Asıl sıkıntıysa Taha'yla Rıza'nın fazlaca magazinleşmeleri. Belediyeler sağ olsun nerede bir açılış var hemen ikisini çağırıyor."

"Onlarca kamera, onlarca mikrofon. 'Nereye geldik biz' deyip, aslından uzaklaşırsan bu sonucun günün birinde yaşanması kaçınılmazdı. Şimdi tedbirini alacağız. Nerede değişim, nerede değişiklik gerekiyorsa o yapılacak. Yeni hedef 2020 Tokyo Olimpiyatları'nda ata sporumuzu yeniden sporun birinci gündemine yerleştirmek olacak."

Musa Aydın, rahmetli Recai Ustaoğlu'ndan sonra Güreş Federasyonu'na Bursa'dan seçilen ikinci başkan. 1964 yılında İznik'te doğan Aydın için güreş deyim yerindeyse bir yaşam biçimi.

Kısaca özetlemek gerekirse; mindere yıllarını veren Aydın'ın aktif sporculuğunun yanı sıra antrenör ve hakem olarak da görevleri bulunuyor. Ardından Güreş İl Temsilciliği yapmış. Ustaoğlu Federasyonu'nda As Başkan olarak çalışmış. Süreç içinde kendine tevdi edilen Spor Bakanlığı danışmanlığının ardından; 2015 yılında Güreş Federasyonu'nun olağanüstü genel kurulunda ilk kez başkan seçilmiş. 2016 yılında gerçekleştirilen olağan mali genel kurulda ikinci kez ata sporumuzun patronluğuna getirilen Aydın'la Türk güreşinin dünüyle, bugününü masaya yatırdık.

Yanı sıra Macaristan'da yapılan son Dünya Şampiyonası'ndaki performanslarıyla tartışılan iki minder efsanesi Taha Akgül'le, Rıza Kayaalp'in başarısızlığının nedenlerini sorguladık.

Sayın Başkan, Türkiye Macaristan'da yapılan son dünya şampiyonasını 1 altın, 4 gümüş, 4 bronz olmak üzere toplam 9 madalyayla tamamladı. Bu tablo bizim için bir başarı mıdır yoksa daha iyisi olabilir miydi?

Tartışmaya bile gerek yok. Minderde son zamanların en iyi sonucu Elde edildi. Dökümünü yapacak olursak; bayanlarda Yasemin Adar, Elif Jale Yeşilırmak gümüş, Buse Tosun bronz, serbestte Fatih Erdin gümüş, Süleyman atlı bronz, grekoromende Metehan Başar altın, Emrah Kuş gümüş, Ekrem Öztürk'le Rahman Bilici de bronz madalya kazandılar. 2015 yılındaki ilk başkanlığım döneminde Las Vegas'ta yapılan dünya şampiyonasında 3 altın madalya kazanmıştık. Geçen yıl da Paris'te elde edilmiş 3 altın, 1 gümüş, 4 bronz madalyamız var. Güreşte 52 yıl aradan sonra ilk kez böylesine çarpıcı bir başarıya ulaşılıyor.

Başkanlığınızda şampiyonluklarla, madalyalar sıraya girmiş sanki Sayın Başkan. Genel bir değerlendirme yaparsanız nereden nereye gelindi güreşte?

Las Vegas, Paris ve Budapeşte Dünya şampiyonalarının yanı sıra, 2017 Avrupa Şampiyonası'ndan 5 şampiyon çıkarttık. Bundan önceki benzer başarı 1949'da İstanbul'da yapılan Avrupa Şampiyonası'nda 5 altın madalya ile elde edilmiş. Yurt dışında 68 yıl aradan sonra Avrupa Şampiyonluğu kazanılması bir başka kayda değer başarı. 2016 Rio Olimpiyatları'nda kazanılan toplam 8 altın madalyanın 5'i güreşten geldi. 2018 Dünya Şampiyonası'nda da çizgimizi koruduğumuzu iddia edebilirim. Başarı sadece federasyona yani bizlere ait değil. Asıl alkışlanması gerekenler başta güreşçilerimiz olmak üzere antrenörlerimiz, kulüp çalışanlarımızla, güreşe yatırım yapan belediyelerimizdir. Hepsine sizin huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum.

Peki, Türkiye dünya güreşinin neresinde duruyor?

Madalya sıralamasında dördüncüyüz. Ezeli rakiplerimizden Bulgarlar eski düzeyinde değiller. An itibarıyla dünya güreşine Rusya, Japonya, İran, ABD ve Türkiye egemen. Zaman zaman Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan şampiyonlar çıkartsalar da istikrar sorunları var. Grekoda da bireysel olarak Kübalılarla Ukraynalıların performansları dikkat çekici.  Son yıllarda Hindistan erkeklerde atak içinde. Görüldüğü gibi görev süremiz içinde Türk güreşine gözle görülür bir ivme kazandırdık.

Macaristan'da en şaşırtıcı sonuçlar; kesin altın madalya beklediğimiz tescilli şampiyonlarımız Rıza Kayaalp'le Taha Akgül'den geldi. Madalya alamadan elenmelerini doğrusu kimse beklemiyordu. Bir tv programında Yasemin, Rıza ve Taha için 'Dünyada rakipleri yok' demiştiniz ama umduğumuz gibi çıkmadı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Güzel bir soru. En çok da bunun üzüntüsünü yaşadık ülke olarak. Deyim yerindeyse şoke olduk. Onların kürsüden uzak kalmaları, hem madalya sayımızı, hem de takım sıralamamızı etkiledi. Kabul etmek gerekir ki üç güreşçimizin de Türkiye'de partnerleri yok. Böyle olunca minder idmanlarını istenilen düzeyde gerçekleştiremiyorlar. Bunun sıkıntısı da maçlara çıkınca yaşanıyor. Başarı için rekabetin olması gerekir. Buna bir çözüm bulabilmek için yurt dışından kendilerine partnerlik yapacak güreşçiler getireceğiz. Tokyo Olimpiyatları'na kadar getirdiklerimize ücret ödeyerek Türkiye'de kalmalarını sağlayacağız. Bir de rakipler hem Rıza'yı, hem Taha'yı, hem de Yasemin'i çözmüş durumda. Taha'nın daha önce çok rahat bir şekilde yendiği İranlıya bu kez direnememesinin nedeni bana göre bu. Ana sebep olmasa da Rıza ve Taha'nın magazinleşmelerinin de başarısızlıklarında katkısı yadsınamaz. Kim nerede bir açılış yapacak, kim birisine bir şey dağıtacak hemen ikisi çağrılıyor. Onlarca kamera, onlarca mikrofon. Böyle bir ambiyans karşısında 'Nereye geldik biz?' dememeleri mümkün değil. Bu konuda belediyelerimizin biraz daha hassas hareket etmelerini bekliyorum.

Tokyo Olimpiyatları'na 2 yıl kaldı. 2020'de de minderdeki bu başarılı çizgimiz devam edecek mi?

Her yenilgiden gereken dersleri çıkarttık. Önlemlerimizi alacağız. U 23 Dünya Şampiyonası biter bitmez teknik kadrolarımızla, kurmayları toplayıp geçmiş şampiyonalarla ilgili durum değerlendirmesi yapacağız. Tabii öz eleştiriler de olacak. Değişimle değişiklik gerekiyorsa yerine getirilir. 2020'de Türk güreşinin yeniden zirveye çıkması için federasyon olarak üzerimize düşen neyse yapılacaktır.

Bursa TOFAŞ'la 70'li yıllarda Türkiye güreşinin gündemini oluşturmuştu. Özel sektörün güreşe ilgisi güzel bir şeydi. Şimdi kulüpler ya da kurumlar arası turnuva pek kalmadı gibi. Sizce neden böyle oldu?

Doğru bir saptama. Kurumlarla özel sektör bu işten çok uzaklaştı. Eskiden şeker fabrikalarının her birisi güreş takımları kurardı, hepsi kapandı. Örnek vermek gerekirse MTA, Şekerspor çoktan mazi oldu. Yine TOFAŞ'ı kim unutabildi ki? O yıllarda Bursa'ya Şekerspor ya da MTA gelince seyirci salonun dışında kalır, içeri giremezdi. Bugün itibarıyla bütün yük belediyelerin üzerine binmiş durumda. Eskisi gibi minderler kurup güreştiremiyoruz.

Bu noktaya gelinmesinde medyanın ilgisizliğinin de katkısı var diyebilir miyiz?

Kesinlikle! Yazılı, sosyal ve görsel medya için günümüzde spor denince sadece futbol akla geliyor. Kimse diğer branşlara ilgi göstermiyor. Macaristan'dan döndük; ortada büyük bir başarı söz konusu olsa da bir tek siz ve YeniDönem gazetesi arayıp, görüşümüze başvurdu. Oysa bu görev yaygın medyanın işi olmalıydı. Medya bizi tanıtmayınca salonlara seyirci gelmiyor. Güreşi yeni kuşaklara sevdirmede zorlanıyoruz. Size bunun için ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Sevgili Başkan, kurallar ikide bir ve gereksiz bir şekilde değiştiriliyor. Söylemek gerekirse değişimin hızına yetişmek mümkün değil. Özellikle pasif güreşlere verilen puanlarla şampiyon belli oluyor ki bu çok saçma bir şey. Örnek istenirse 87 kiloda Metehan Başar'la Ukraynalı rakibinin final maçında, güreşçiler mindere bile oturmadan maç ayakta bitti.  Skorun yanı sıra puanlama şekli hiç adil değil. Sizin kurallarla ilgili eleştiriniz olacak mı?

Grekoromenle ilgili eleştirilerinizde haklısınız, size sonuna kadar katılıyorum. Seyirci kaybının bir nedeni de iki de bir değiştirilen bu kurallar zaten. Serbestteki değişimlerle güreş biraz daha aktif hale getirildi, orada sorun yok. Ama grekoda FILA'nın mutlaka keyif veren değişiklikler yapması gerekiyor. Örneğin partner pozisyonu yeniden ele alınabilir. Bir taraf pasif kalınca yere yatırmak eleştiri topluyor. Ayak güreşine alışan yer güreşinde başarılı olamıyor. Henüz buna adaptasyon da sağlanamadı. Sistem oturtulursa güreş ayakta bitmez. Seyircinin de kuralları bilmesi gerekiyor. Bu kadar sık aralıklarla yapılan değişikliklerin güreşte seyir zevki bırakmadığını FILA da artık idrak etmeli.

Sevgili başkan bu güzel söyleşi için size çok teşekkür ediyorum.