Davete icabet edenlere burun kıvrılmaz!..

Engin AKSÖZ 05 Şubat 2019 Salı, 06:00

Bursaspor-Semt 77 Yalova Belediyesi basketbol maçına seyirci gelsin diye sosyal medya hafta içinde resmen yıkıldı.

Biz de kendi payımıza yazı ve mesajlarımızla üzerimize ne düşüyorsa yerine getirmeye çalıştık; yeter ki küskün, dargınlarla, kıyıda köşede kimler kalmışsa yeniden salona koşup, çocuklara sahip çıksın diye...

Salon doldu mu?..

Aşağı yukarı sayılır...

Kusura bakmayın ama sizler de bu davete icabet edenlere burun kıvıramazsanız! Kazandınız kazanmasına da ortaya konulan oyunla; sergilenen mücadele kimseyi tatmin etmedi, içimde kalmasın diye en başından söylemek istedim!..

Girizgâhı seyirciyle yaptık, bu minval üzerinden devam edelim...

Bırakın TBL'yi, Süper Lig'de bir iki istisna dışında kalan takımların tribünleri sinek avlarken, sizin maçlar kapalı gişe oynanıyor; bu büyük bir ayrıcalık, büyük bir nimettir, elinin tersiyle iteni Allah taş yapar sonra...

Sözün özü bu taraftarın kıymetini bilin ki sonraki haftalar için desteklerini istemeye yeniden yüzünüz olsun...

Maç seçmek, bu sporda en kötü alışkanlık.

Yoksa Yalova maçındaki kötü performansın başka bir izahı olamaz.

Bu boş vermişlikle bir başka rakip çıksaydı karşınıza; samimi olarak söylüyorum tokadı basar giderdi, yine de verilmiş sadakanız varmış.

Gelelim maça...

Bir kere bu ligin açık ara en iyi kadrosu sizde, yedeği, asıyla bileği bükülmez bir takım kimyanız olsa da gereği kadar bunu parkeye yansıtamıyorsunuz.

'Kaytarsam da kazanıyorum' havalarına girmeden, her rakibi ciddiye alarak ve sonuna kadar mücadele ederek oynamak asli göreviniz olmalı. Ne var ki daha sizlerden Karesi Basket dışında adam gibi bir basketbol izleyemedik.

Geniş rotasyonun getirdiği saha içi değişiklikler antrenörün tercihi olduğu kadar, bu sporun da gereğidir. Yorulan ya da kötü oynayan çıkar, kenardan taze güç girer, kim iyi oynarsa onunla devam edilir.

Girenle çıkanların da bu rotasyona saygı göstererek, kendilerine verilmiş dakikaların hakkını en iyi şekilde değerlendirme çabası; önce spor ahlâkının, sonra da takım ruhunun bir gereğidir.

An itibarıyla en büyük zaaf, takımın kırılgan bir yapıya sahip olması. Bir türlü standardını bulamayan takım oyununda, savunmanın gereği kadar direnç gösterememesi,rakiplerin geri dönüşlerindeki avantajı.

Skor üstünlüğüyle yakalanan psikolojik momentumu maç içinde koruyamamak bir diğer handikap. Oysa bu kadro maç içinde öne geçince bir daha gerisine dönüp bakmayacak kadar derin ve potansiyelli bir kimyaya sahip.

Kısa rotasyonda forma giyenler; takımın en önemli silahları konumunda. 1, 2 ve 3 numaralarda bu ligin en potansiyelli oyuncuları Bursaspor'da. Yorulanı değiştirme, ya da kötü oynayanın kulağını bükme anlamında istediği kadar kenarda tutma; antrenör Arda Vekiloğlu'nun tercihine kalmış bir şey.

Üzerinde çalışılması gereken bir diğer önemli derste; 4 ve 5 numaraları gereği kadar efektif kullanamamak. Mehmet Özdoğan'ın bir türlü ivmelenemeyen performansının yanı sıra, Ali Işık ve Dejan Borovnjak'ın da bir günleri, bir günlerine uymuyor.

Dejan maçı double double yaparak tamamlasa da eskisi gibi istekli görünmedi. Yalova'ya karşı savunma faslında adamını kaçırırken, hücumda da imza atışı olan orta mesafeli şutlarını istenilen yüzdeyle sokamaması, dış adamların kötü oynadığı bir maçta rakibi oyunda tuttu diyebiliriz.

Yeni transfer İzzet Türkyılmaz'ı Bursa'daki ilk maçında henüz hazır göremedik. 4 ve 5 numaralara ilaç gibi gelecek oyuncunun maç eksikliği kendisini fazlasıyla hissettirdi. Oynadıkça ritmini bulması beklenen İzzet kadar, Evren Büker de henüz havaya girebilmiş değil.

Evren'le İzzet tam hazır olduklarında; Bursaspor'u bir tık daha yukarıya ivmeleyecek kapasitedeler.

Maçlar eksilmeye başladıkça, Bursaspor'un Süper Lig'e çıkacak yolu da bir o kadar kısalıyor.

Bir kez daha altını çizelim! Bu kadronun tek rakibi yine kendisidir. En yakın takipçilerinden 2 galibiyet önde giden Timsah, ayağına kurşun sıkmazsa bu yıl işi güle oynaya bitirir!

Futbolun durumu ortada. Milyon avro'ların harcandığı kadro sıra takımı olmanın ötesine geçemezken, mütevazı bütçeli basketbol şubesi şampiyonluğa koşuyor.

O zaman bir zahmet maçlara geliversin artık Sevgili Başkan Ali Ay'la,  yöneticilerimiz!..

'Sonra seyirci protesto eder' diye korkuyorlar besbelli!..

Yanı sıra profesyonel yöneticileri de göremiyoruz maçlarda. Yeni genel müdür Nihal Ferik dışındakilerin ilgisizliğine ben anlam veremiyorum.

Spor dergisi için de anlaşılan sadece futbol önemli.

Bursaspor'u filede (kalmadı ya), potada ve sahada takip etmek asli göreviniz olmalı.

Bekliyoruz efendim, basketbolu boşlamayın!..