Düşenlerin türküsü...

Engin AKSÖZ 11 Ekim 2018 Perşembe, 10:57

Mersin İdman Yurdu, 55 yıl aradan sonra çıktığı amatör lig maçında Mersin Yolspor'u 1-0 yenmiş!..

Amatör Lig dediğimiz Türkiye 3. Ligi'nin bir alt basamağı olan Bölgesel Lig yani...

Düşe düşe iyice dibe vuran kulübün sitesinden kazanılan maçın 'bir başarı' olarak yorumlanması benzetme yerindeyse tam bir kara mizah örneği!

Geçmişlerini bilince, rakibiniz de olsa yüreğini sızlatıyor insanın...

Nereden nereye değil mi?

Daha 4 sezon önce yeni stadyumda 1-0 geriye düştükten sonra ite kaka 2-1 kazandığımız o maç geliverdi aklıma hemen...

Harun Tekin'i avlayan golü atan Burkina Fasolu açık Prejuce Nakoulma ile sambacı forvet Welliton Soares de Morais için 'Keşke bizde oynamış olsalardı' dedirten o karşılaşma, Bursalı spor severlerin Mersin'i Süper Lig'de seyrettiği son 90 dakika oldu.

Sonra bir daha ara ki bulasın!

Freni boşalmış bir kamyon gibi, yokuş aşağı giden güneyin futbol elçisi, her sezon bir küme düşerek sonunda Bölgesel Lig'e kadar geriledi.

4 yılda 4 farklı ligde mücadele ettikten sonra, her şeye yeniden ve sıfırdan başlıyor olmak, genlerinde az buçuk da olsa başarılarla kupalar bulunan camia için kuşkusuz ölümden beter.

1925'te kurulup, 1966-1967'de yeni Süper Lig sezonuna ismini veren Lefter Küçükandonyadis'in teknik yönetiminde 1. Lig' e yükselen (Bugünün Süper Lig'i) Mersin İdman Yurdu; bir daha bu seviyeleri görebilir mi hiç sanmıyorum!

Para olmayınca antrenör de getirememişler takımın başına uzun süre. Oyunculara da muhtemelen asgari ücret seviyelerinde bir şeyler ödeniyordur.

En nihayetinde çözüm olarak; kulübün eski oyuncularından ve altyapı antrenörlerinden Burhan Baygın uygun bulunmuş bu göreve.

Ne kadar devam eder; sezonun sonunu getirebilir mi kulüp yönetimi de kestiremiyordur sanırım.

Kent dinamiklerinin kulübe karşı ilgisinin an itibarıyla sıfır düzeyinde olduğu bilgisine ulaştık...

İş adamları, elitlerle; seçilmişler dirsek çevirince kurtarıcı meleği arama çalışmaları da şimdilik sonuçsuz kalmış.

'Bir düşmeye gör!' derler ya, aynen o durumdalar.

Maçtan bir fotoğraf gördüm sitede, bizim Merinos Stadı benzeri bir sahada oynamışlar; bilmiyorum ama belki de yeni olimpik stadı kulüp yönetimi istememiş olabilir.

Kimsenin gelmeyeceği boş tribünlerin yerine, hiç olmazsa taraftar baskısı yaratabilecekleri bu yer düşünülmüştür.

Akla hemen 'Mersin Büyükşehir Belediyesi ne güne duruyor?' sorusu geliyorsa da puan cetveline göz atınca, gruplarında Mersin BŞB'nin MESKİ sponsorluğunda kendi takımıyla mücadele ettiğini fark ettim.

Öyle anlaşılıyor ki belediyesinden de pek bir şey çıkmaz Mersin İdman Yurdu'na...

Bir futbol şehrinin maddi olanaksızlıklarla, ilgisizlik nedeniyle dip yapması, yıllardır bu meslekte dirsek çürüten bir spor gazetecisi olarak beni çok etkiledi.

Camia için daha aşağısı Mersin Bölgesel Ligi, artık oraya kadar düşülür mü insan ister istemez sorgulamadan edemiyor.

Artık orada oynayacağına vur kapısına kilidi kulübün olsun bitsin. Hiç olmazsa kalmışsa eğer taraftarı her hafta ölüp ölüp dirilmekten kurtulur.

xxx

TSYD Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri, meslektaşım Nazım Aydın ağabeyi Necip Aydın'ı kaybetti iki gün önce.

Baş sağlığı için aradım. Bisikletiyle yolda giderken kalp krizi geçirmiş rahmetli. Oracıkta da can vermiş. Mekânı cennet olur inşallah.
Telefonumu tam kapatacağım aklıma Eskişehirspor geldi. 'Ne olacak takımın hali?' demeye kalmadan, sonuna kadar dolmuş Sevgili Nazım, 'Engin abi durum sanıldığından da kötü' deyip sıralamaya başladı.

Kulübün eski yıllarda forma giyen oyuncularına olan borçları ödenemediği için, Futbol Federasyonu transfer tahtasını kapatmış Eskişehirspor'un.

Böyle olunca birçok yerli ve yabancı transferi yapılmış olsa da lisans çıkartıp oynatamıyormuş Eskişehirspor.

Öylece bekliyormuş hepsi, sabır taşına dönmüş takımın hocası Fuat Çapa gibi.

'Umut devre arası' dedi Aydın. Halil Ünal başkan para bulursa, borçları kapatıp tahtayı açtırmaya çalışacakmış. Yoksa kurtuluşu çok zormuş koca çınar Eskişehirspor'un.

Tesisin mutfağına kulübün borçları nedeniyle iaşe alınamadığı için arada yemek çıkmadığı günler bile oluyormuş. Oyunculara zaten ödeme hak getire. Günü gelince iki tas sıcak yemeği bile bulamayınca idmanlara aç biilaç çıktıkları bile iddia konusu ki işte burası sözün bittiği nokta...

Düşünebiliyor musunuz bir profesyonel kulüp, parasını veremediği yetmezmiş gibi, oyuncusunu açlığa mahkûm ediyor, olacak şey değil.

Diğerlerinden vaz geçtim, bu şehrin kendi marka değerleri olan Sarar, Firuz Kanatlı (Eti Bisküvileri) Kılıçoğlu Kiremit Sanayii de eskisi gibi yardım eli uzatmayınca iyice ortada kalmış kulüp.

Parasızlık neyse de boş mideler 'Burası Afrika mı?' dedirtiyor insana ki doymayan insandan ne beklersiniz?

Mersin İdman Yurdu'nu, hele hele Eskişehirspor'u yazdım diye birilerinin iştahı kabaracak sosyal medyada bugün yine.

'Bize ne onlardan kardeşim'den tutun da 'Heyy çuff çuff'lara, 'Ezeli ve ebedi düşmanımızla ne işin var. Beter olsunlar'a kadar içlerinde ne birikmiş ne kadar kin ve husumet varsa; bugün itibarıyla tek tek dökerler face üzerinden.

Bense olaya insanı ve vicdani gözle bakıyorum.

Fanatikler için Eskişehirspor rakipten öte düşman kabul edilse de kapı komşumuzun temsilcisi kendi payıma bizim gibi fanilerin bir araya gelip, forması altında ekmek kavgası verdiği 'bugün varsa, yarın toprak olacak' insanlardan oluşan bir spor elçisi kimliğinde.

Sonra...

Vurarak, kırarak, hakaret ederek birkaç günlüğüne egolarını tatmin edenler, yarın öbür gün Bursaspor'un o durumlara düşemeyeceğini taahhüt edebilir mi acaba?

Sanki çok daha iyi durumdayız; borç paçamızdan akıyor, personeline, oyuncusuna, piyasaya, federasyonuna takmış bir yönetim performansı söz konusu, Allah korusun küme düşülsün hiçbir farkımız kalmaz Mersin'le Eskişehir'den!

Genelde Bursa'nın gündemi üzerine yorum yapmaya öncelik tanısam da bir zamanlar aynı ligde oynadığımız rakiplerin durumuna üzülmeden edemiyorum.

Birazcık vicdanı, ruhu, insanlığı olanların da benden farklı düşünebileceğini sanmıyorum.

Sporun hangi departmanında olursa olursa olsun; rekabet ortamında tartışarak, mücadele etmek en güzeli.

Bel altı vurmalarla, seviyeyi düşürmekse kimseye bir şey kazandırmaz.

xxx

1970'li yıllarda Bursaspor'un en ciddi ve ezeli rakibiydi Eskişehirspor. İki takım arasında maçın oynanacağı günlerde şehirde yaşam durur, artık tarihe karışan Atatürk Stadı'nın kapıları önünde mahşeri kalabalıklar toplanırdı.

Bizde Mesut, Ersel, Müfit'le diğerleri neyse, Eskişehirspor için de Nihat, Fethi ve Ender o anlama gelirdi. Hatta bu üçlüye hitaben tribünlerin tezahürat ritminde tekrarladığı 'Nihat, Fethi, Ender filelere gönder' sloganı o günlerde çok moda olmuştu.

İki kulüp arasındaki tatlı rekabete çok yakından tanıklık etmiş bir sporsever ve gazeteci olarak, bugünün kuşağına 70'li yılların klasikleşmiş, bir o kadar da unutulmaz Eskişehirspor on birini sayayım da neyi anlatmak istediğim daha iyi anlaşılsın!...

Mümin Özkasap(Kaleci) /İlhan Çolak (Sağ bek) / Faik Şentaşlar (Solbek) (Bazen Necdet Yıldırım oynatılırdı) / Kamuran Yavuz(sağ haf) / İsmail Arca(libero) / Nuri Toygün(sol haf) / Nihat Atacan(sağ açık) / Vahap Özbayer( Merkez orta saha)/ Fethi Heper (santrfor) / Burhan İpek(Koko) (sol iç) / Ender Konca(sol açık)