İzmir Marşı'yla basketbol izlemek!.. - Engin AKSÖZ - YeniDönem Gazetesi

İzmir Marşı'yla basketbol izlemek!..

Engin AKSÖZ 13 Haziran 2018 Çarşamba, 12:14

Normalde 4-0 bitecek seriyi en azından kazandığı bir maçla, 'acaba' moduna yönlendirmesiyle bile teşekkürü hak etti TOFAŞ.

Bırakın yenebilmeyi; Fenerbahçe Doğuş karşısında ayakta durabilmek bile başarı kriteridir.

Orhun Ene bile 4. maçın bitiminde iki takım arasındaki güç farkını anlatabilmek için bu cümleyi kurmak zorunda kaldı.

'Kazanmadığımız maçta kendimizi o kadar zorlamasak o maçı da kazanamayacaktık. Bu gece ise (pazartesi akşamını kastediyor) ayaklarımız gitmedi.'

Ayakların gitmesi için oyuncuların şöyle bir soluklanıp kendine gelmesi gerekmez mi?

NBA play-off finallerini bile bu yoğunlukta oynatmadılar.

Golden State Warriors-Cleveland Cavaliers final serisinde iki maçın arası üç gün.

Ya Türkiye'de?..

Federasyon sanki yangından mal kaçırıyor.

Şimdi söylenme de dur!..

Tabakhaneye yetiştirmeye çalıştığınız şeyin kokusu çıkmasın diye mi derdiniz?

Yoksa koskoca organizasyonun nazar boncuğu finalleri bir gün aralarla oynatıp, normalde bile bileği bükülmez olan Fenerbahçe Doğuş'a ufak ufak kıyak geçmek midir, anlatın öğrenelim.

Efendim milli takımın maçları için programı sıkıştırıyorlarmış.

Karşıdaki rakipler bir matah olsa anlarım...

Alt tarafı İsveç'le, Ukrayna...

Basketbol geleneği olmayan, uluslararası arenada statüsü sıradan iki ülkeden bu kadar çekiniliyorsa eğer, üzerimi ört ki ölem!

Mevcutlara gerek bile yok...

Tolga Öngören, Orhun Ene, Hidayet Türkoğlu, Ömer Onan, Haluk Yıldırım'la, Alper Yılmaz'ı iki üç idman yaptırıp parkeye çıkart, ikisini de silip süpürmezlerse ben bir şey bilmiyorum.(Olaya biraz ironi katalım istedim. Rakipler o kadar dandik olmasa da  fikstür sıkışıklığını milli maç trafiğine bağlamak son derece yanlış oldu)

Serinin üçüncü maçını mucizevi bir oyun sonucunda kazanan TOFAŞ'ın sonrası için gücü de kadrosu da enerjisi de yetmedi...

Bitip tükendiler resmen, enerji boşalması yaşandığı için ayaklar geri geri gitti pazartesi akşamı.

Bir tarafta 8 yabancı, diğerinde 5. (Morgan sakatlanınca sayı 5'e indi)

Bir taraf en az iki yabancısını tribünde tutup, sonrası için rotasyon yaparken, diğerinin böyle bir şansı yok.

Böyle uzun seriler fizik ve moral kondisyonun yanı sıra, mental olarak da dayanıklılık gerektirir.

Fenerbahçe Doğuş güçlü ve rotasyonu geniş kadrosunu, saha içi istikrarıyla birleştirince, TOFAŞ'ın sakatlıklar nedeniyle iyice daralan kadrosu, üçünce çeyrek itibarıyla parkeye havlu atıp, sonucu kabullenmek zorunda kaldı.

Bir uzun mesafe koşucusunu, 100 metreciyle yarıştırırsanız, daha 50. metrede kazanan belli olur.

Fenerbahçe sadece bu ligin değil; Avrupa'nın da en iyi sprinteri.

Takozdan startı alıp kulvarına geçtiğinde, rakipler yarışa yeni yeni ısınıyor.

Büyük bir güç, tarifi zor bir kaliteyle, olağanüstü takım kimyası ister istemez kapatılması zor bir başka farkındalık nedeni.

Otomatiğe bağlanmış kadro, kenardaki antrenörün (Zelimir Obradovic) düğmeye basmasıyla, anında bir tahrip kalıbına dönüşüp imha faaliyetine başlıyorlar ki ayakta durabilmek için ondan daha fazla dirençli olmak gerekiyor.

Barış Ermiş'le, Raymar Morgan'ın sakatlıkları yaşanmamış olsaydı; sonuç daha farklı olabilir miydi?

Hiç sanmıyorum...

Sadece daralan rotasyonu değil ki TOFAŞ'ın elini zorlaştıran...

İki günde bir maç oynamak kimyasını bozdu takımın. Gereğinden fazla yıpranıp, yoruldular.

Normalinden çok farklı bir rakip; her açıdan fark yaratınca bir yere kadar sürdürülen mücadelenin sonu getirilemedi.

Bursa'daki hikâyenin ikinci ayağı bu senaryoya uygun gelişti.

Fenerbahçe Doğuş özellikle birbirinden kaliteli kısa rotasyonunun avantajıyla parkede diri kalarak kendine avantaj sağlarken, TOFAŞ kısalarının Henry dışında devreye girememesi sonucu etkiledi.

Bobby Dixon, Brad Wanamaker, Kostas Sloukas'la 1 numara pozisyonunda telafisi zor bir derinlik yaratan Fenerbahçe, dış atıcılarının da çok ekstra oynamasıyla maçın momentumunu ikinci çeyrek itibarıyla eline geçirmesini bildi.

Gigi Datome'yle birlikte müthiş üçlük yüzdesi yakalayan Bobby Dixon TOFAŞ'ın savunma direncini sıfırlayan aykırı performanslarıyla ön plana çıkarken, topun boyalı alana indiği dakikalarda da Ahmet Düverioğlu ile  Jan Vesely'nin farkları ortaya çıktı.

Rakip kısaları bir türlü tutamayan, uzunlarına da yeteri kadar direnç gösteremeyen TOFAŞ geçiş hücumlarında da rakibin çabuk oyuncularına önlem alamayınca; fark son çeyrek itibarıyla bir daha kapanmamak üzere Fenerbahçe lehine açıldı.

Raymar Morgan'ın TOFAŞ için ne kadar önemli bir silah olduğu, forma giyemediği maçlarda biraz daha anlaşılıyor. Bu pozisyonun backup'u Kadji'nin bire birleri etkili olsa da dış şutlarda Morgan kadar istikrarlı değil.

Mümkün olduğunda elindeki gençleri değerlendirmeye çalışan Orhun Ene'nin bu maçta da şans verdiği Yiğit Arslan, Muhsin Yaşar'la Berkan Durmaz'ın sezon başlangıcına göre katettikleri mesafe sevindirici.

En azından sorumluluk alarak oynamaya başlamasını öğrenmelerinin, kariyerlerine katkısı büyük oldu. Yiğit şutunu geliştirirken, Berkan savunma direnciyle birlikte, ribaund ve blok sezgisiyle kendisini bir tık daha yukarılara taşıdı. Tanrı vergisi fiziğiyle boyalı alanı yakıp geçmesi beklenen Muhsin Yaşar'ın biraz daha özverili oynaması gerekiyor.

Sezon boyunca kendisine verilen dakikaları fırsata dönüştürdüğü pek söylenemez.

TOFAŞ; Banvit ve Anadolu Efes'le birlikte kendi altyapısından en çok katkı alan kulüplerin başında geliyor. Sırada efsane power forvet Murat Konuk'un oğlu Mert Konuk var.

Rotasyon doğrultusunda sezon içinde ısınma turlarına dâhil edilen 18 yaşındaki skorer guard; mevcut üçlüye ilave edilecek en güçlü aday pozisyonunda.

xxx

TOFAŞ'ın neredeyse birbirine eş değerdeki oyuncu repertuvarı içinden en keskin çıkışı oyun kurucu Pierria Henry gerçekleştirdi.

Orhun Ene ile yaşadığı sorun nedeniyle bir ara gönderilmesi bile gündeme gelen Henry kısa sürede kendini toparlayıp, antrenörünün istediği çizgiye oturunca, kendi kariyerini parlattığı gibi, bir düzen içinde kontrolüne aldığı arkadaşlarıyla TOFAŞ'ı zirveye taşıyan isimlerin başında geldi.

Final serisinde iz bırakan performanslara imza atan Henry, ihtiyaç duymadıkça şut silahına sarılmayan aykırı bir oyun kurucu.

Şutunu az kullansa da oyun sezgisi, liderlik nosyonu ve takımdaşlık ruhuyla fark yaratmayı başaran Henry, bire bir savunmasıyla da bu ligin en iyilerinden birisi. Oyun karakteriyle Ene'nin vazgeçilmezleri arasına girmeyi başaran Henry takipçiliğiyle rakip potada bir kısadan beklenmedik oranda hücum ribaundu yaparken, yaptığı sert savunma sonucu çaldığı toplarla da istatistik kağıdını doldurdu.

Anadolu Efes ve Fenerbahçe serilerinde resmen alev alan Henry çembere direkt gidebilen patlayıcı gücünü estetik zenginlik katan spektaküler smaçlarıyla da farklı bir gündemin sahibi.

Performansına oranla mütevazı bir kazancı olan siyahi oyun kurucu TOFAŞ'la daha bir yıl opsiyonlu sözleşmesi olmasına (Euroleauge çıkışlı) karşın şimdiden birçok büyük kulübün radarına girmiş durumda.

Sahadaki enerjisinin yanı sıra, hırsıyla da tribünlerin sevgilisi haline gelen Henry sezon bitince çekip gider mi bilemeyiz de biz basketbolseverler; yıllar sonra yaşayan efsane David Rivers'ın bir tık altında bir oyun kurucu izlediğimiz için doğrusu kendimizi çok şanslı hissediyoruz.

     Nilüfer'e İzmir Marşı çok yakıştı

Sık sık dillendirmeye çalışırım 'TOFAŞ, Nilüfer'deki salonunda futbol konseptinin çok dışında kendine özgübir seyirci profili yarattı' diye.

Sadece basketbol izlemiyor bu kitle; aynı zamanda çağdaş, modern, Atatürkçü. Toplumun isteklerine de son derecede duyarlı, adeta medeniyet göstergesi gibiler.

İlk provayı geride kalan cumartesi akşamı Fenerbahçe ile birlikte yapmışlardı, ikincisi ilkinden daha bir süper oldu.

Konuk seyircisiyle bir olup; hançerelerinden çıkan gür sesle öyle güzel bir 'İzmir Marşı' söylediler ki salonun tavanı yıkılıyor sandım!

'Mustafa Kemal'in askerleriydi' sanki hepsi; onu da çok güzel seslendirdiler.

Kim bu ortak duygunun korosuna katılmışsa eğer, onlar da çok yaşasınlar!

Nilüfer'deki bu güzel insanlar; inşallah bundan sonra da aynı oktavdan ve hiç susmadan Atatürk'ün ismini haykırmaya devam ederler.