Kupasız şampiyon; Filenin Sultanları

Engin AKSÖZ 11 Eylül 2019 Çarşamba, 06:00

Nasıl zor karar verdim anlatamam, 'Futbola mı gideyim, yoksa evde oturup Sultanlar'ın şampiyonluk maçını mı izleyeyim' diye pazar akşamı...

Filede Avrupa'nın en büyüğünün belirleneceği böylesine tarihi bir maç kaç kez denk gelecek ki Türkiye adına bir daha...

Öte taraftaki ise altı üstü özel bir buluşma...

Rakibin adı Fenerbahçe bile olsa, pas geçmeye değerdi...

Nasılsa izlerdim, bu sene olmazsa, inşallah seneye hem de Süper Lig kalitesinde...

İnsanların yaşamlarında pişmanlık duyduğu tercihleri vardır...

Sonradan 'keşke yapmasaydım' deseniz de geriye dönüşü olamaz.

Filenin Sultanları'nın Sırbistan'la oynadığı Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası final maçını bırakıp futbola kaçmak, kendim adına bir pişmanlık, mesleğim adına bugüne kadar yazdıklarımın inkârı gibi oldu; 'Üzgün müsün?' derseniz, hem de çok...

Voleybola karınca kararınca yazı ve yorumlarıyla katkı koymaya çalışan bir gazeteci olarak, meşin yuvarlağın cazibesine kapılmak beni de getirip diğerleriyle aynı kefeye koyuverdi, aramızda fark kalmayınca ne yalan söyleyeyim kendime yakıştıramadım!..

                                                                xxx

Maç bitti, Ahmet Sevinç'in arabasıyla eve dönüyoruz. Carrefour'u geçip kavşağa yaklaşırken, yanımda oturan Sevgili Aslan Şahin cep telefonundan o meşum haberi verdi...

'Engin ağabey, son seti 2 sayıyla kaybettik. Şampiyonluk kaçtı...'

'Tüh ki ne tüh!'

Aslan bana ben Aslan'a baktım, yapacak bir şey yok...

xxx

Eve geldiğimde maç sonundaki ödül töreni henüz bitmemişti.

Bir tarafta Mihajlovic omuzunda Sırp bayrağı ile kazandıkları şampiyonluğu sevinç gözyaşlarıyla kutlarken; diğer köşede bizim kızlar üzüntüden bitap düşmüş bir halde birbirlerini teselli etmeye çabalıyorlardı...

İnat ettim uyumamaya, 'Bu maç nasılsa bir daha yayınlanır' diye, öyle de oldu...

Gözümden uyku aka aka, hiç kafayı yere düşürmeden sabahın ilk ışıklarına kadar izledim bu kelimelerle anlatılması imkânsız şahane finali...

Bittiğinde bir iki küçük nüansla kaçırılan; başarabilseydik anlamı büyük olacak şampiyonluğun üzüntüsü çöküverdi içime ağlamamak için kendimi zor tuttum...

                                                                xxx

Bayan voleybolu bu ülkenin en organize, en disiplinli, en üretken sporu olmaya devam ediyor...

Hem de açık ara...

Alt yaş kategorilerinde kürsüden inmiyor yeni sultan adayları...

Daha iki ay önce U 16 yaş grubu küçük kız takımı İtalya'dan yenilgisiz şampiyon dönmüştü...

Diğer yaş grupları da öyle...

Birinci olunamazsa ya ikinci, ya üçüncü, daha aşağısı yok...

Dünya şampiyonalarında da yerimiz hep ilk dördün içinde...

Hocalarımız birikimli, antrenman metotları günün koşullarıyla uyumlu; benzetme yerindeyse fazlamız var, eksiğimiz yok.

Tesisleşmede de Avrupa'nın en iyi ülkelerinden birisiyiz.

Voleybola özgü salonlar pıtrak gibi yükseliyor ülkenin dört bir köşesinde...

Beğenmeyenleri çıksa da Mehmet Akif Üstündağ mümkün olduğunda siyasetin uzağında kalmaya çalışarak icraat yapan başarılı bir federasyon başkanı...

Dürüst, iyi niyetli, saygılı, eleştirilere de sonuna kadar açık...

Başarılar çorak söküğü gibi gelip, standartlaşınca, ailelerin altyapılara gösterdiği inanılmaz ilgiyle muazzam bir oyuncu havuzu oluşmuş durumda.

Her yaştan, her pozisyona istenmediği kadar aday var, seçim yaparken zorlanılıyor...

İtalya gibi bir voleybol ülkesi, milli takımını Afrikalılarla devşirirken, Türkiye kendi öz kaynak oyuncularına duyduğu öz güvenle bu ritüeli elinin tersiyle iten bir organizasyonun sahibi olmayı başardı an itibarıyla...

Sözün özü; bayan voleybolunda safkan Türk kızlarıyla destan yazmaya devam ediyoruz...

Rüya gibi bir turnuva geride kalırken, akıllarımıza kazınanları da unutamayacağım kendi adıma...

Örneğin, pasörün arkasından dolanarak yaptığı tek ayaküstü smaçlarıyla adeta kendine özgü bir ritüel yaratan kaptanımız Eda Erdem Dündar'ı...

Çok genç bir yaşta çok olgun bir oyuncu karakteri sergileyen süper star adayı Hande Baladın'ı...

Her servisi, her smacı, her sayı olduğunda yaptığı kendine özgü sevinç jestleriyle bendini çiğneyip aşan deli dolu kızımız Ebrar Karakurt'u...

Doğum sonrası döndüğü voleybolundan deneyimi, oyuncu kalitesi ve saha içi zekasıyla harika pasajlar sunan pasör virtüözü Naz Aydemir Akyol'u...

Parkeye adımını attığı an itibarıyla aldığı dakikaların hakkını, hiç yüksünmeden yerine getirmeyi başaran blok ve servis canavarı Bursalı kızımız Kübra Akman'ı...

İkinciliğe uzanan yolu, kenardan oyuna girince ince bir nakış gibi işleyip, skora ve sonuca üst düzeyde katkı veren Meryem Boz, Fatma Yıldırım, Cansu Özbay, Meliha İsmailoğlu'yla, Zehra Güneş'i nasıl bir kenara atabiliriz, binlerce teşekkürler...

Ana kumanda merkezinde yıllardır özveriyle çalışarak bayan voleybolumuzu bugünkü seviyesine getiren, artık bizden birisi kabul ettiğimiz antrenörümüz Giovanni Guidetti ile arkadaşlarını da unutmadık.

Sağ olun, var olun, emeğinizle, ellerinize sağlık...

                                                       xxx

Sırbistan ikisi üst üste olmak üzere toplamda üçüncü kez Avrupa Şampiyonu oldu.

Hem parkenin içiyle, hem de sahanın kenarıyla bu şampiyonada da müthiş bir karakter ortaya koyarak kupaya uzandılar.

Bayan voleybolundan bir dünya karması yapmaya kalksanız, Sırplardan en az üç isimle, antrenör açık ara listeye girer.

İşte bu Sırbistan'dan yeni voleybol sezonunda üç önemli oyuncusuyla antrenörünü Sultanlar Ligi'nde izleme şansı bulacağız.

Antrenör Zoran Terzic Fenerbahçe'de ikinci sezonu için gün sayarken, takımın baş smaçörü Brankica Mihajlovic de 2 yıl aradan sonra yeniden sarı lacivertli kulübe döndü.

Dünyanın en iyi pasör çaprazı olarak kabul edilen Tijana Boskovic ise Eczacıbaşı Vitra'da 3. sezonunu geçirecek.

İlerlemiş yaşına karşın hala pasör pozisyonundaki maestroluğundan gram fire vermeyen kalite üstü Maja Ognjenovic de Eczacıbaşı Vitra'dan sonra şimdide de yeni takımı Vakıfbank'la Türk voleybolseverlerini selamlayacak.

Harika bir voleybol sezonu yaşamaya hazır olun.

Boskovic, Mihajlovic, Ognjenovic'in yanına, bizim kalite kızlarımızla iki usta Antrenör Zoran Terzic'le, Guidetti.

Yeme de yanında yat...