Reşit Karabacak'ı anarken; unutulanlara da saygı!..

Engin AKSÖZ 21 Kasım 2020 Cumartesi, 06:00

Sporun duayen ismi Yalçın ağabeyin hediyesiydi Türk güreşine iki gün önce kaybettiğimiz efsane Reşit Karabacak.

Yalçın ağabey; yani Yalçın İpbüken...

Ben yaştaki kuşağın öykünerek kendisinden çok şeyler öğrendiği isim.

TOFAŞ'ın ilk personel müdürü (Bugün ismi İnsan Kaynakları Sorumlusu oldu); TOFAŞ SAS Spor Kulübü'nün kurucularından, aynı zamanda da ilk başkanı...

Hizmet adamıydı, sporun her şekline ilgi duyar, yaşatmaya çalışırdı İpbüken.

'Bursa'ya basketbolu tanıtıp, sevdiren odur' dersem şaşırmayın.

70'li yıllarda Anadolu'da basketbolun 'B' si yokken; Bursa'TOFAŞ markası üzerinden bu ligin heyecanıyla tanıştırıp ufkunu genişleten ta kendisidir......

                                                                                 xxx

'Sporun geniş yelpazesine sığmakta zorlanan bir ufkun sonsuza açılan kapısı gibiydi'; aşağıdaki satırları dikkatle okuyun olur mu?

Basketbolla yetinmedi; patronu Vehbi Koç'un ricasıyla Türkiye'nin özel sektör eliyle kurulan ilk güreş kulübünü tanıştırdı Bursa'yla...

TOFAŞ SAS Serbest Güreş Takımı; sadece Bursa'nın değil, Türkiye'nin vizyonu oluverdi bir anda...

Sene 1976...

Bu satırları takip eden soysal medya paydaşlarımdan kaç tanesi hatırlar o günleri?..

Belki hayatta bile değildi çoğunuz...

Ama ben iyi biliyorum; bu mesleğe başladığımda kucağıma doğmuştu TOFAŞ. Pazar günleri Bursaspor'a koştururduk; cumartesileri de TOFAŞ'ın basketbol maçını izlemek için yıkılan Atatürk Spor Salonu'na...

                                                                                 xxx

Yalçın ağabey bu kadarla da yetinmedi; Bursa'nın ciddi anlamda ilk atletizm erkek takımını kurdu. Mehmet Timurlenk'i (800 metrede elinde bulundurduğu rekoru ancak 28 yıl sonra kırabildiler), Dr Murat Kaçar'ı (bizim gazetenin atletizm yazarıdır Murat ağabey), Balkan Şampiyonu yüksek atlamacı Ekrem Özdamar'ı (2.15 metre atlayarak Balkan Şampiyonu olmuştu) Yalçın ağabey aracılığıyla TOFAŞ üzerinden tanımıştı Bursalı sporseverler...

Bir futbol takımı kurdu, başına getirdiği Necmi Güzey'le yetiştirdiği yıldızlara sadece Bursaspor değil, İstanbul meftun oldu; say say bitmez...

Sadece Gürcan Aday (Galatasaray), Beyhan Çalışkan diyeyim de gerisini sağlıklı yazamazsam dostlar gönül koyar sonra!..

 Voleybolu bile unutmadı o büyük spor adamı...

Oyak Renault ile aralarındaki rekabet kısa süreli olsa da İbrahim Vuran'a, Abdullah Paşaoğlu'na, Atilla Arkan'a, Mehmet Akpınar'a TOFAŞ forması giydirip, parkede gözlerimizin pasını silmişti.

                                                                        xxx

Muhtemelen  'Ne alakası var şimdi rahmetli Karabacak'la İpbüken'in?' diye içinizden geçireniniz çok olmuştur...

Girizgahla, başlık Reşit Karabacak, yazının öznesi İpbüken!..

Öyle bir alakalı ki birbirleriyle; Yalçın ağabeyle TOFAŞ olmadan Reşit Karabacak asla olamazdı!

TOFAŞ'ın Türk güreşine hediyesidir rahmetli; nurlar içinde yatsın antrenörü Muharrem Atik kulübü kurarken Reşit'i önermiş, Yalçın İpbüken tereddütsüz 'evet' deyip, Bursa'ya transferini sağlamıştır.

TOFAŞ'a an itibarıyla bile üst yönetimin 2000'deki yanlış icraatı üzerinden gıcık kapanlar; (O tarihte 5 kupalı şampiyon basketbol şubesinin faaliyetleri askıya alınmıştı) bu kulübün Bursa  sporuna yaptığı unutulmaz katkıları da inkâr etmiş kadar olurlar; kusura bakmayın; bilmemek değil, öğrenmemek ayıp!..

                                                                                            xxx

Dün yerel ve ulusal gazetelerde Reşit Karabacak'la ilgili haberleri okurken; kariyerine zirve yaptırdığı TOFAŞ'ın isminin geçmemesine ne yalan söyleyeyim şaşırıp kaldım!

Araştırmacı gazetecilik bittiği için; editörlerle, spor müdürleri önlerine konan yazılı metinleri olduğu gibi sayfalarına aktarıp, yasak savmışlar!..

Dünyadan bi haber spor medyası, futboldan başkasını tanımayan servis sorumlularıyla, topyekûn editörler tayfası; tarihe not düşmüş bir efsaneyi okurlarına gereği gibi anlatamadıkları için sınıfta kalmışlardır.

Mesleğim adına utandım; başka da bir şey demiyorum?!..

                                                                                     xxx

Reşit Karabacak; Ahmet Ayık, Mahmut Atalay, Ali Rıza Alan, Hüseyin Akbaş gibi 'Son Mohikanlar'ın ardından doğduğu Türk güreşinde o yılların tartışmasız en fenomen ismiydi.

O günlerde bugünkü gibi ödül yönetmeliği üzerinden yağan 'mal, mülk para, altın yok', kulübü ne veriyorsa o kadar!

Bugün güreşiyor olsaydı dünyalığını yapardı muhtemelen, öldüğünde oturduğu evinden başkası var mıdır bilemem!

Kocaman yüreği ve pırıl pırıl insanlığıyla sadece minderde değil, minder dışında ve cemiyet yaşamında da takdir edilip sevildi.  Çok haberlerini yapmış, röportajlarıma konuk etmiştim kendisini o yıllarda çalıştığım gazeteme.

 En ilginç anım ise 1978 yılında Bursa'da yapılan Avrupa Serbest Güreş Şampiyonası'ndan sonra röportaj için evine gittiğimizde; apartman komşusunun ikram ettiği böreği tepsi içinde önümüze koyduktan sonra bizim tatmamıza fırsat bırakmadan silip süpürmesiydi!..

Böreğe olan aşırı tutkusu nefsini frenleyememiş, neden sonra olayın farkına vararak gönlümüzü almak için bize başka ikramlarda bulunmuştu.

                                                                     xxx

TOFAŞ SAS 18-19 Aralık 1976 tarihleri arasında Yugoslavya'nın Koçani kentinde yapılan Avrupa Serbest Güreş Kulüpler Şampiyonası'nda Avrupa Şampiyonu olurken, Reşit Karabacak da 74 kiloda kürsünün en üst basamağına çıkmıştı.

Yine 29-31 Mayıs 1977 tarihleri arasında Bursa'da yapılan Avrupa Büyükler Serbest Güreş Şampiyonası'nda mücadele eden milli takıma TOFAŞ SAS adına davet almış, finalde Bulgar rakibine kaybederek gümüş madalyada kalmıştı. Aynı şampiyonada TOFAŞ SAS'ın diğer güreşçileri 68 kiloda Mehmet Sarı ile 100 kiloda Mehmet Güçlü kürsüye ikinci olarak çıkarken; gümüş madalyayı boyunların geçireceklerdi.

Tarihi Atatürk Spor Salonu'nun ev sahipliği yaptığı bu organizasyon seyirci rekorları kırmış, salon kapıları maçlardan saatlerce önce 'izdiham yaşanmasın' diye kapatılmıştı.

Güreşçilerimizi destekleme adına mindere kim çıkarsa seyircilerin hep bir ağızdan 'blue (mavi) pasif, red (kırmızı) pasif' şeklinde tempo halinde bağırarak hakemleri etki altına alma ritüelleri; şampiyona sonrasında yaygın medyanın manşetlerini süslemişti; hâlâ unutamadım.

Seni hiç unutmayacağım yüreği insan sevgisiyle dolup taşan büyük şampiyon...

Mekânın cennet olur inşallah...

Bu vesileyle; iyi ki varsın Yalçın ağabey, iyi ki kurmuşsunuz TOFAŞ'ı!

Sizler olmasanız güreşi de sevemezdik, Reşit'i de tanıyamazdık!..