Bir başkadır benim MEMLEKETİM -2

Fahrettin Beşli 02 Eylül 2019 Pazartesi, 06:00

Öyle farklıdır ki benim memleketim; beni hep şaşırtır. Çünkü bu memleket güzellikleri kadar etkili çelişkiler yurdudur.

Osmanlı Bankası isminden ötürü, ilk bankamız sandığımız "Bank-ı Osmanî-i Şahane"nin İngiliz Yahudilerinin sermayesiyle 1856 yılında kurulduğunu ve İsrail kurulmadan 26 yıl önce 1922'de Beytüllahim'de şube açtığını okuyunca şaşırmıştım mesela.

Atatürk, tarihi gerçeklerin ortaya çıkarılması ve korunması için, 1931'de Türk Tarih Kurumu'nu kurup ömrünce başkanlığını yaptı. Maddi sıkıntılar yaşamaması için de düzenli olarak İş Bankası'nın gelirlerinden TTK'ya para aktarılmasını vasiyet etti.

Şimdi bu kurumun, 2014 yılında 295.000 TL ödeyerek yaptırdığı "Vahdettin Ayrılış" adı verilmiş kısa belgeselde; Atatürk'e ve Kuva-ı Milliye'ye düşmanlığı nedeniyle, 1920'de TBMM'de hain ilan edilen, 1922'de İngilizlere sığınıp kaçan Vahdettin'i aklayıp, Milli Mücadele'nin başarılarına ortak etme çabası da şaşırtıyor beni!..

***

Yine Atatürk,1924'te İslâm dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek için Diyanet İşleri Başkanlığı kurdurdu. İlk başkanı da Kurtuluş Savaşı'nın kahraman hocalarından Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi oldu. Niyeti, toplumun dini inançlarının sömürülmemesi için bilinçlenmesini sağlamak; buna uygun aydın din adamları yetiştirmek, camilerde Allah'la kul arasına girilmesine engel olmak idi.

Bugün aynı kurumun, yerine kurulduğu "Şer'iye ve Evkaf Nazırı"nın da gerisine giderek, Şeyhülislamlığa özenmesi, hizmetini de bir tarikat bir cemaate olan sadakati ile yürütmesi şaşırtıcıdır. Bunun geldiği nokta olarak, kuruluş ruhundan uzaklaşmakla kalmayıp; kurucusu Atatürk'ü, sadece kurumun internet sitesinden değil, vaaz, hutbe ve dualarından çıkartması, aklı ve vicdanı hürbütün hakiki ve samimi Müslümanlar için hicap nedenidir. Günümüz Diyanet İşleri Başkanı'nın, yarın da kendi tabi olduğu tarikat ve cemaat önderlerini öven ve o fikriyatı öne çıkaran uygulamaları bütün cemaatleri benden daha fazla şaşırtacaktır eminim!

Bu yanlışa tepki gösterenlere tepki olarak; bir zat (Çorum'da Belediye Meclis üyesi Reşit Keleş) laiklere ve Atatürk'ü sevenlere, "Siz kimsiniz O... çocukları" demiş. O cahil bilmez ki, 26 Ağustos 1922 sabahı, "Ya Rabbi! Sen Türk Ordusu'nu muzaffer et! Türklüğün ve Müslümanlığın düşman ayakları altında, esaret zincirinde kalmasına müsaade etme!" diye dua eden Mustafa Kemal için Hz. Muhammed; esaret zincirlerini kıran bir semboldü. Yüzünü şeyhlere şıhlara çevirenlerin; kıblesi olmayanın, özgür de olamayacağının idrakindeki Atatürk ile husumetlerinin canlı tutulduğu yerdir benim memleketim.

***

Topraklarını Yahudilere para karşılığında satıyor diye tarihte Arapları eleştiririz, kendi mülklerimizi topraklarımızı parsel parsel Araplara satarız.

Bir karışının uğruna can veririm dediğimiz toprak üzerinden büyük pazarlıklar yapılır; yapanların kimini seyreder, kimine alkış tutarız.

Demokrasi diye diye ele geçirdikleri belediyeler yolu ile devlet ve kamu imkânlarını bölücü örgütlere akıtanlara susarız; devlet buna dur deyince "aman demokrasi" diye karşı dururuz.

Ormanlar yanarken neden ve nasıl yandığını bilir, feryat ederiz; kısa süre sonra yanan aynı yerlere yapılan tesislerde kalabilmek için kucak dolusu para veririz.

Yangın söndürmek için kamuya mal olmuş kurumun uçaklarını, muhalefetin kontrolünde iddiası ile reddederiz; işi çok daha pahalıya birilerine yaptırmayı tercih ederiz.

'Namusumdur yan gözle bakanı vururum!' diye celalleniriz; insan içinde erkekliğimizi ve namus için hassasiyetimizi ispat için eşimizi keseriz.

***

Güzelim tarlalarımızı, bağımızı, bahçemizi köylerde bırakırız; bırakamadığımız alışkanlıklarımızdan tarhana ve salça imalatı işini, apartman dairesi içinde yapıp, koltukların üzerinde veya balkonlarda kurutmaya çalışırız.

Faiz haram deriz, men ederiz; lakin birikmiş paramızın uykuda kalmasına razı olmayız; murabaha, kâr payı, katılım bankacılığı isimleri altında paramıza para katmaktan geri kalmayız.

Altın haramdır günahtır deriz; yerine beyaz altını takar takıştırır, günah işlemekten yırtarız.

İslam dininin akıl ve barış dini olduğunu, Allah ile kulun arasına kimsenin giremeyeceğini, Peygamberimizin dahi kendisinin şefaat sağlayamayacağını, sadece tebliğ vazifeli olduğunu bilmemize rağmen; tarikat ve cemaatlere maddi ve manevi güç verir, onların her kademesi ile devletin tepesinde yer alma çabalarının önünü açarız.

Bildiğimiz hastalıklarla baş ederiz; lakin yeniçağın yaygın hastalıkları obezite, stres, depresyon, alzaymır ve kanserin önünü açan tercihlerimiz ve hatalarımızla baş edemeyiz.

***

Hep de sevimsiz ve tatsız çelişkilerin değil, dillere destan olabilecek nitelikte güldüren hadiselerin gerçekleşmesi için de uygun iklime haizdir benim memleketim. Buyurun size haberlere konu olan gerçek vakalardan örnekler:

  • Kayseri'de 44 yaşında bir adam, tek başına Rus ruleti oynayıp, kaybetti.
  • Tekirdağ'da bir adam, "var mısın yok musun?" yarışmasında çocukları ile "falan kişinin kutusundan 500 bin lira çıkarsa pencereden atlarım" diye iddiaya girdi. Kutudan o para çıkınca, adam iddiayı kaybetti ve sözünü tutup ikinci kattan aşağı atladı.
  • Rize'de birisi tutması için kardeşine çatıdan buzdolabı attı. Kardeşi de tutmaya kalktı...
  • Elazığ'da birisi yuttuğu sineği öldürmek için böcek ilacı içip komaya girdi.
  • Tekirdağ'da biri Coca Cola tarafından üretilen Fanta'yı içerek Cola Cola'yı protesto etti.
  • Mersin'de intihar etmek için tren raylarının üzerine yatan adam; fark eden makinist treni durdurunca, intihar edemediğine kızıp, makinistin kafasını taşla yarıp kaçtı.
  • Trabzonsporlu Jarro, her gün duyduğu ezan için "Bu adam neden hep aynı şarkıyı söylüyor?" diye sorunca Hami'den dayak yedi.
  • Van'da uluslararası sanat sempozyumu kapsamında, bir heykeltıraşın yaptığı ve yapım tarihi ile sanatçının imzası olan heykel; müze müdürlüğü tarafından 3.200 yıl öncesine tarihlenip sergilendi.
  • Bursa'da iki kişi yol vermediği için ambulans şoförünü sopayla dövdü.
  • Kocaeli'nde düzenlenen Ford Otosan Ralli'sinde trafik polisi yarışa katılan arabaları durdurarak ehliyet, ruhsat sordu.
  • Marmaris'te bir kişi can sıkıntısından karakola gidip; polislere "ben dayak yemek istiyorum, beni dövün" dedi.
  • Star TV'de yemek programı sunan Ece Erken, kendi yaptığı ıspanaklı krepten zehirlenerek hastanelik oldu.
  • TÜBİTAK'ın Uzay Teknolojileri için "Uzay konusunda tecrübeli" personel araması üzerine memur adaylar Mustafa Topaloğlu'nu önerdi.
  • Dolandırıcılığı ile ünlenen "Sülün Osman;" cezaevinde, "Alın teri ile yaşamak" konulu bir konferans verdi.
  • Obama için gönderdiği 5 metrelik kebabı Bush'un yediğini öğrenen Adanalı kebapçı, Beyaz Saray'a 335 dolar fatura gönderdi.
  • Elinde kalanları satmak için "Kapatıyoruz" adlı mağaza açan mobilyacı, 4 ayda kara geçince Denizli ve Manisa'da da "Kapatıyoruz" mağazaları açtı.

Av köpeğinin avcıyı vurduğu, düğünde siz bizden daha fazla oynadınız diye veya yakaladıkları kapkaççıyı dövelim mi dövmeyelim mi diye kavgaların çıktığı, çakmakla tüpün kontrol edildiği, Trump'ın üzerinde adının yazıldığı turp yenerek protesto edildiği, uyuşturucu ile mücadele derneği başkanının "bonzai"den tutuklandığı, hayvanları koruma derneği açılışında kurban kesildiği memlekettir benimkisi. Çok renklidir benim memleketim.

***

Dini, ahlâkı, İslam'ı ve onun kitabını öğrensinler diye açılan (Ümraniye'de Fıkıh-Der isimli) bir yatılı Kuran kursunda; kurs sorumlusu üç kişinin, kursta yatılı olarak kalan 20'yi aşkın erkek öğrenciye cinsel istismarda bulundukları haberi de benim memleketimin utancıdır.

Topluma hizmet etmek üzere kurulmuş bir siyasi partinin 5 yöneticisinin (Düzce Merkez İlçe Başkanlığı'nda); kendisi de parti yönetim kurulu üyeliği yapan bir kadınla zorla cinsel ilişkiye girmeleri toplu ahlâksızlığı da benim memleketimin ayıbıdır.

Bunca zamandır ülkemizde koruyup konuk ettiğimiz Suriyeli misafirlerimizin akrabalarının, Hatay'ın Reyhanlı ilçesi karşısındaki fiili geçiş noktasında "Hain, hain, hain; Türk ordusu hain", sloganlarıyla yürüyüp, Türk Bayrağı ve Cumhurbaşkanımızın resmini yakarak protesto etmesi de benim memleketimin sorunudur.

Yurdumun her tarafındaki sokaklarda insan profilinin değişmesi, çocuk oyun alanlarında milli misafir çocuklarımızdan bizimkilere yer kalmaması, Türkçe konuşmaları Arapça bağrışmalarının ve şarkılarının bastırmaya başlaması da benim memleketimin derdidir.

Bütün bunlar içinde en önemlisi, yurdum insanlarının, vatanseverliği ve memleket için bir şeyler yapmayı; sosyal ağlarda mesaj yazıp, paylaşım yapmak seviyesine indirgeyerek; hareket, girişim, emek ve fedakârlık gerektiren her türden gayretten uzaklaşması ise benim memleketimin kapısında bekleyen asıl ve en büyük riskidir.

Benim memleketim gün gibidir, bir aydınlık, bir karanlık; yıl gibidir, bir yaz bir kış... Güzellikleri de çirkinlikleri de mutluluğu da hüznü de coşkusu da sükûneti de sevgisi de nefreti de koyun koyunadır benim memleketimde.

Bir başkadır benim memleketim. Gittikçe daha fazla başkalaşıyor benim memleketim!..