Söğüt; 738. defa Ertuğrul Gazi huzurunda...

Fahrettin Beşli 16 Eylül 2019 Pazartesi, 06:07

Yörük Türkmen yürüyüşünde tanıyıp, kazanç hanesine kaydettiğim değerli dostum Sebile Eke, geçenlerde söğüt ağacının hikmetlerini anlattı. Ayrıntısını merak edip araştırdım.

Söğüt ağacının ateşi düşürdüğünü, ishali kestiğini, kanamayı dindirdiğini, mikropları öldürdüğünü, romatizma ağrılarına da iyi geldiğini, mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olduğunu, iştah açtığını ve vücuda kuvvet verdiğini öğrendim.

Meğer her derde deva,en bilindik ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç, aspirinin etken maddesi "asetilsalisilik asit" (ASA); dünyanın her yerinde söğüt ağaçlarından elde edilirmiş de haberimiz yokmuş.

Söğüt ağacının tedavi edici özelliğinden üç bin beşyüz yıldır yararlanılıyormuş. Antik çağın ünlü hekimi Hipokrat, hastalıkların tedavisinde söğüt ağacının yaprak ve kabuklarından yararlanmış.1838'de İtalyan Profesör Rafaele Piria; söğütten bugünkü aspirinin temeli olacak maddeyi elde etmiş. 1897 yılında da kimyager Felix Hoffma, saf asetilsalisilik asit (ASA) üreterek, bugünkü aspirini bir ilaç olarak insanlığın istifadesine sunmuş.

Söğüt ağacının dal kabukları, yaprakları ve kökleri; zehirli olmaması sebebiyle iyi bir halk ilacı olarak kullanılır. Yaprağı; soğuk suyla içildiği zaman gebeliği önler, ezilip siğilin üzerine on dakika hafif bastırılınca iyileştirir. İki ila beş yaşındaki dallardan soyularak alınan kabuklar, güneşte kurutulur. Toz haline getirilerek veya suyla kaynatılarak kullanılır. Acı lezzetiyle iştah açıcı, kuvvet verici, hafif ateş düşürücü ve ağrı kesici faydalarından istifade edilir. Egzama gibi cilt hastalıkları için haricen kullanılabilir.

***

Söğütün etkili özelliklerinden biri de uykusuzluğu gidermesi ve sinirleri yatıştırmasıdır. Beş gram söğüt yaprağı kaynatılıp, yatmadan yarım saat önce içilirse uyku verir.

Söğüt ağacının uyku veren etkisi gibi; Söğüt şenliklerinin de biz Yörükler üzerinde bir uyku verici tesiri vardır sanki. Yılda bir kere şenlik zamanı hareketlenip, en geniş katılımlı akrabaları ve devlet protokolü ile bir araya gelirler. Kalan zamanın büyük kısmını uyuklayarak ve kendi kendine uykuda konuşarak geçirir.

Bu nedenle olsa gerek Yörükler; 624 yıllık Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş döneminde ve yıkılış döneminde sahnede görünmüşler. Kuruluş, bizatihi Yörüklerin kendisi, Oğuzların Kayı Boyu'nun Karakeçili Aşiretinin önderliğinde gerçekleşmiş. Yıkılış sarsıntılarının şiddetinin arttığı dönemde Sultan II. Abdülhamit; yakınlarında güvenebileceği kimsenin kalmadığını fark ettiğinde, Yörükleri yeniden keşfetti. Söğüt'ün evlatlarından başkasına sırtını dönemeyeceğini anladığı için Ertuğrul Alayı'nı kurup, güvenliğini onlara bıraktı.

Bugün hâlâ bu devletin ve milletin aspirini de Söğüt ruhu ve onun vücut bulduğu Yörük Türkmenlerdir. Tıpkı söğüt ağacının her hastalığa şifa olduğu, ağrı kestiği gibi; lüzum ettiğinde bu camia çok meselenin çaresi olacaktır. Oldukça iddialı bu tespiti, zerre tereddüt etmeden ifade ediyorum. Sorun, ecza dolabımızda nasıl her derde deva aspirinin yerini, her derdin kendi devası olacak farklı ilaçların aldığı gibi; benim memleketimde de her konunun uzmanlarından Yörüklere yer kalmadı. Bir gün yeniden aspirinin ve Yörüklerin hikmeti fark edilecek.

***

Her yıl Söğüt, kendi bayramları olarak Yörüklerin gündemine; siyasi mücadelelerin arenası olarak da kamuoyu gündemine gelir. Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin babası Ertuğrul Gazi'yi anmak üzere; Kayı Boyu Karakeçili Aşireti mensupları Yörükler tarafından düzenli olarak gerçekleştirilen şölen bu yıl da coşku ile kutlandı.

Şölenin geleneksel akış ve nizamı bozulmaz. Şölenden üç ay evvel esaslar, ayrıntılar, talepler gibi hususların; Yörük Türkmen Beyleri ile organizasyonu gerçekleştiren iradenin bir araya geldiği kurultay yapılır.

Her iki taraf için de faydalı olur bu istişare kurultayı. Mesela geçen yıllarda verdiğimiz öneri doğrultusunda Ertuğrul Alayı canlandırıldı. Bu yıl, Yörük çadırlarında konaklayanların artan tepkileri üzerine; gece yarısı çadırların köpeklerle aranması uygulaması kaldırıldı. Onun yerine yüzlerce polis, alanda sabaha kadar nöb et tutarak güvenlik tedbirlerini aldı.

Birkaç yıl aradan sonra, yeniden adı YörükBayramı olarak ilan edildi. Bu yıl Yörükler, kendi bayramlarını kendileri programlayıp, icra etsinler talebi kabul gördü. Lakin cumartesi günü, program devam ederken bir yanlış anlama, talihsizliğe dönüştü ve akış yarım kaldı.

Her kurultayda, mademki Söğüt Şöleni aynı zamanda Yörük Bayramıdır, pazar günkü protokol konuşmalarında "Bayramımız kutlu olsun, Atamız Ertuğrul Otağı'na hoşgeldiniz" konuşmasını bir Yörük beyi yapmalı talebi gündeme gelir. Ayrıca protokol tribününde değil A protokolün yanında Yörük beyleri de oturmalıdır. Bu beklentiler bu yıl da hayata geçirilemedi.

Söğüt şenliklerinin geleneğine uygun olarak; memleketimin her yanından gelen Yörük Türkmen uluları, beyleri, aksakallıları, başları, başkanları, bacı beyleri, delikanlıları, temsilcileri bir araya gelip Yörük toyu yaparlar. Toplantıda bir yıl boyunca biriken konular görüşülür, bilgilendirmeler yapılır, tartışılır, lüzumlu kararlar alınır. Memleket meseleleri müzakere edilerek, camia olarak müşterek kanaatler ve söylemler belirlenir. Bu yılki toplantımızda kendi iç meselelerimizi tamamlayamadığımızdan, memleket meselelerine zaman kalmadı.

Yörükler baharın gelmesi ile hareketli bir döneme girdiklerinden; düğün dernek gibi sosyal faaliyetlerini de ancak, işin gücün azaldığı güz döneminde yapabilirler. Söğüt bunun için de en ideal ortamdır. Biz de bu geleneğe uyup, bu yıl gerçek bir düğün yaptık. Beydili Aşireti'nden Karacakurt Türkmen Beyimize, Sarıkeçili bir gelin aldık.

***

Bu yıl Konya Yörük Derneği Başkanı Yusuf Yılmaz Beyimizin yerinde bir beyanı oldu. Orta Asya diye isimlendirilen, Türkistan coğrafyasından gelen Kayı Boyu'nun yiğitleri tarafından kurulmuş olsa da Osmanlı; gökten zembille düşmüş, topraktan çıkmış bir devlet değil. Kadim Türk devletleri altın zincirinin Selçuklu'dan sonraki halkasıdır. Her iki devlet, sadece kronolojik olarak değil; Türk devlet geleneğinin devamı açısından da birbirleri için halef seleftirler.

Kısacası Osmanlı; devlet kurmak için Selçuklu'dan el almıştır. O nedenle de Osmanlı'nın kuruluş merkezi Söğüt'te yapılan programda; Selçuklu ve başkenti konumundaki Konya etkili bir şekilde varlık göstermelidir. Gelecekte, bu da mutlaka hayata geçecektir.  Hatta zamanla buna Bursa ve Edirne de eklenecektir. Bununla da kalmayacak, bundan sonraki Söğüt şölenlerinde; Ertuğrul Alayı da resmigeçit töreninde en baştaki yerini alacaktır.

Bilecik'te, Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri gibi Bursa'da, Osman Gazi'yi Anma ve Fetih Şenlikleri'nin de devlet töreni olarak kutlanması öneriliyor, hatta talep ediliyor. Bunu en fazla dile getiren, birlikte aynı dönemde Osmangazi Belediyesi'nde meclis üyeliği yaptığımız Cemil Aydın gündeme getiriyor. Lakin bu değişimin getirisi ve götürüsü iyi hesaplanmalı.

Devlet töreni vasfı, organizasyona maddi manevi güç vermesi ve üst seviyede devlet protokolünün katılımını sağlaması açısından olumlu getirisi tartışılmaz. Bunun yanında, aşırı güvenlik tedbirleri, siyasetin gölgesinin düşmesi ve yerel inisiyatifin organizasyondaki rolünün azalması en baştan göze alınmalı. Yine de Ertuğrul Gazi'den sonra, devleti kuran oğlu Osman Gazi'nin de o devletin erkânı tarafından törenle anılması isabetli bir uygulama olacaktır.

Bu yılki 738. Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri ile Yörük Bayramı'nı, her zamankinden daha az sorun, daha fazla düzen ve huzur içinde planlayıp icra eden; "Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri Vakfı" paydaşları, Bilecik Valimiz Bilal Şentürk'e, Söğüt Kaymakamımız Murat Öztürk'e ve Söğüt Belediye Başkanımız İsmet Sever'e şahsım ve camiamız adına özellikle teşekkür ederim.