Yörük Türkmenlerin Siyasi Geleceği Gençler-3

Fahrettin Beşli 15 Nisan 2019 Pazartesi, 06:00

Milliyeti olmayan kitleler de dâhil olmak üzere, bir toplumun parçası olan herkes; bir sisteme, onun kanun ve kurallarına tabi olarak yaşar. Kişisel tercihleri veya kaderin cilvesi olarak, bazıları başkalarının kurallarına tabi olurken; akıllı veya şanslı bir kesim ise kendi belirledikleri esaslarla yaşar.

Altın kural; altını olan kuralı koyar. Dünya üzerindeki bütün zamanlarda geçerliliğini korumuş, beynelmilel bir klasik gerçeğin şiirsel ifadesidir bu cümle. Altın, her dönemin güç ifadesidir. Gücü olan, kuralı koyar. Yakın ve uzak coğrafyada, bu gerçeğin örneklerini duyuyoruz, görüyoruz ve hatta yaşıyoruz.

Şimdilik bu kural koyma iradesinin, iç içe geçmiş halkalar şeklinde sınırları var. Örneğin uluslararası hukuk kuralları ve evrensel prensipler; devletlerin kanun belirlemedeki dış sınırlarını oluşturuyor. Yereldeki kaide ve uygulamaların dış sınırlarını da ulusal kanunlar ve yasal düzenlemeler belirliyor.

Ancak her nerde olursa olsun, toplumsal kural koymaya yetecek kadar altın, en fazla siyaset mekanizmasında var; o nedenle de oyunu, daima siyaset kuruyor.

Toplumsal yaşamın senaristi siyaset

Toplumları kimin yöneteceğini, karar verici heyetlerde kimlerin olacağını, yerelde ve ulusalda alınacak kararların neler olacağını, koyulacak kuralları, kanunları siyaset müessesesi belirliyor. Bu noktalara katkı sunmak isteyen de bu noktalardan katkı sağlamak isteyen de yine siyasetle ittifak kurmak zorunda. Çünkü her şey, siyasi merkezlerde şekillenip servis ediliyor.

Siyasetin yön verdiği mekanizmaların, toplumun yüksek çıkarına, ortak faydasına uygun çıktılar sağlaması beklenir. Genelde bu beklenti karşılanır. Bunun yanında bugünün siyaseti, suyun başında olmanın semeresinden de azami ölçüde istifade etmeye gayret eder. "Bal tutan parmağını yalar", "Devletin malı deniz, yemeyen domuz(!)", "Benim memurum işini bilir" söylemlerinden aldığı cesaretle, bunu kendinde hak olarak görür.

Siyaset yetkiyi ele alınca, ilk iş olarak akan pınarın başına büyük bir bakır kazan koyar. Başına da bir adamını oturtur; yanına da çay kaşığından sürahiye kadar muhtelif ebatlarda dağıtım ölçeği koyar. Artık orada o saatten itibaren yeni değerler ve kurallar hâkim olur. Kendisinden olanlar yorulmasın diye kapısının önüne kadar boru döşenirken; olmayanlar uzun zamandır bekledikleri sıra kendisine gelirse, bir fincan suya kırk yıl şükür eder!

Abartının bu benzetmede değil, uygulamaların bizzat kendisinde olduğunu herkes bilir ve kabul eder. O kadar ki suyun başındakilere 'kazan doğurdu!' dersen kırk çıkarmaya giderler ama 'kazan öldü!' dersen seni katil ilan ederler.

Hülasa, yaşamımızı etkileyen yerel ve ulusal idareye ilişkin bütün filmlerin senaristi siyasettir. Ne zaman, nerede, nasıl, ne kadar ve ne olacağını da o yazar, kimin hangi rolde oynayacağını da.

İşte o nedenlerle bizler de bu filmi sadece seyretmekle kalmamalıyız. Bizler bu filmde hemen başrol oynayamayabiliriz. Lakin sette genel hizmet görevlisi olarak başlayabiliriz. Sonra teknik ekipte, sonra sırası ile figüran ve yardımcı rollerde yer edindiğimizde sıra eninde sonunda mutlaka başrole de gelecektir.

Siyaset bugünü iyi yaşamak için değil, yarın iyi anılmak için yapılmalı.

 Günümüz siyasetinde, şöhret duygusu zirve yapmış durumda. Kişiler bunun büyüsüne kendini kaptırarak, heves ettikleri bu yola çıkabiliyor, hatta ilerleyebiliyorlar. Ancak menzile yaklaşıp, sorumluluklar artmaya başladıkça da kişinin hafifliği sırıtmaya başlıyor; siyaset ve siyasetçi kavramının içi boşalıyor. Oysa siyaset bugünü iyi yaşamak için değil, yarın iyi anılmak için yapılmalı.

Gözümüzü siyasete diktiysek; en iyisini hedeflemeliyiz. Bugünün yanlış uygulamalarını örnek almamalı, arzu edilen ve ihtiyaç duyulan ideal siyaset için kendi değerlerimizle model olmalıyız. Kendi gençlerimizin içinden, gönlünden geçiren ve yatkın olanlardan; siyasette parlak kariyerlere ulaşmaları için, uzun vadeli program yapmalıyız. Kısacası çıkaracaksak siyasetçinin en iyisini, hatta siyasi kahramanları çıkarmak üzere yola çıkmalıyız.

İyi bir siyasetçinin nasıl olması gerektiğine ilişkin sayfalarca kitap yazılabilir.  Yolsuzluk ve usulsüzlük olmaması için; siyaset getirim amaçlı değil, hizmet amaçlı olmalıdır. Adaletin, huzurun, güvenliğin ve verimliliğin daim olması için; siyasette hukuk ve yasalar hâkim olmalıdır. Siyaset kişinin kendisi, çevresi ve yandaşları için değil; bütün topluma fayda sağlamak için yapılmalıdır.

Bizim gençlerimiz siyasete rol model olmalı.

Bizim siyaset kahramanı namzetlerimiz meraklı, bilgili, görgülü, kültürlü, erdemli, ahlâklı, yüksek karakterli, hünerli, ilim irfan sahibi olmalı. Özüne ve sözüne güvenilir, kararlı, tutarlı, ölçülü, uzlaştırıcı donanımlı ve oturmuş karakterli olmalı. Dürüst, şeffaf, adaletli, vicdanlı, başkalarını taklit etmeden kendi olmalı. Mutlaka her açıdan hayat disiplini olmalı.

Halkın gücünü kendi çıkarları için kullanmadan, halkla ilişkileri güçlü olmalı. Güçlü algılaması, kuvvetli adaptasyonu, hızlı ve analitik düşünme yetisi olmalı. Stres altında karar verebilmeli, sükûnetle düşünüp konuşabilmeli. Topluma hizmet edeceğinden, topluma hakkıyla hitap edebilmeli. Konuşma ve hitabet sanatını geliştirmeli ve kitleleri etkileyebilmeli. Söyleyecek en az bir doğru ve etkili cümlesi olmalı.

Okuma, öğrenme, araştırma, düşünme, dinleme ve kulak verme bilinci yerleşmiş; kültürünü ve değerlerini içselleştirmiş olmalı. Teknolojinin imkânlarından azami yararlanmalı. Muhalefetin karşıt görüşlerini anlama ve empati kurma gayreti olmalı. Bunu geliştirmek için, tartışma ortamlarında duyumları ve duyguları değil; bilgileri ve fikirleri çarpıştırmayı başarmalı. Rakiplerini bilip, o rekabete uygun hazırlanmalı.

Gücün ve paranın kendisini zehirlemesine izin vermemeli; her zaman temiz kalacak şekilde kendini korumalı. Mensubu olduğu kesim ile millet menfaatleri arasında denge kurabilmeli. Takım çalışmasına rol ve görev dağılımına yatkın olmalı. Güzel sanatlara, en azından keyif alacak kadar ilgisi olmalı. Tüm siyasal akımların ve ideolojilerin alfabesinden anlayacak kadar bilgili; uluslararası ilişkiler, milli güvenlik, makroekonomi, sosyoloji esaslarına ve kamu diplomasine vakıf olmalı.

Ortalamanın dışında hayalleri, hedefleri ve projeleri olmalı. Bunun için de ufku geniş ve donanımlı olmalı. Güçlü olmalı ama ayakları yere basmalı. Dünden ibret almalı, bugüne vakıf olmalı, yarına hâkim olabilmek için hazır olmalı.

İhtiyacımız olan kahramanları gençler çıkaracak.

Nasıl bir geleceğe ihtiyacımız varsa ona uygun gençlik yetiştirmeliyiz. Toplumsal yükseliş için yetişmiş bireyler gerek. Siyaset bu gelişme çabalarının sadece bir ders konusu, bir faslı, en fazla görünen yüzü ve başarı ölçeği. İçinde bulunduğumuz koşullarda siyasette başarılı olmak dahi yeterli gelmeyebilir. Çünkü bizim, yeni kahramanlara ihtiyacımız var.

Oğuz Balaları ile biz işte bunu yapacağız. Önce yörede, sonra yerelde, sonra da genel siyasette gençleri yetiştireceğiz. Kendi kahramanlarımızı çıkaracağız. Sonrasını onlar yapacaklar.

Ya üzerindeki hantal, gevşek ve statik yapıyı kenara koyarak yolumuzu açacağız ya da kendimize bu istikamette yepyeni bir yol açacağız. Bu gençlerin değerli hayatları, boşa harcanmamalı.

Dün yorgun ve kocamış; bugün olgun ve yavaş, yarın ise hâlâ dinamik ve genç. Umut yalnızca yarında...