Güldüren ve düşündüren tiyatro: BST

H. Gül KOLAYLI 11 Ocak 2018 Perşembe, 08:32

Geleneksel Türk tiyatrosunu yaşatan Bursa Sanat Tiyatrosu 500 seansta 15 bin seyirciye ulaşmayı başardı.

Geçen gün Bursa Sanat Tiyatrosu'nun oyununu izlemeye gittim... Dürüst olayım, o kadar iyi bir oyun izleyeceğimi hiç düşünmemiştim. Oyunculardan biri Bursa televizyon dünyasının duayenlerinden Serpil Aslantürk'tü. Serpil Aslantürk geçmişte Bursa'da tiyatro oyunlarında yer almış ve son iki yıldır da İstanbul Maltepe Şehir Tiyatrosu'nda oynuyor. Sevgili Serpil'in televizyonculuğunu biliyorduk da ilk kez sahnede nasıl devleştiğine tanık oldum. Oyuna dönecek olursak... Bursa Sanat Tiyatrosu'nun yeri Yeşil'de, hemen Yeşil Camii'nin yan sokağında... Küçük ama sıcacık bir cep sahnesi var. Ve başta da değindiğim gibi oyun muhteşemdi, çok ama çok güldüm. Son yıllarda beni bu kadar çok güldüren başka bir tiyatro oyunu ya da başka bir şey hatırlamıyorum... 

Sadberk Hanım'ın Konağı adlı oyundan sonra oyuncularla tanıştım... Bursa Sanat Tiyatrosu'nun kurucusu ve pek çok şeyi olan Ahmet Turunç ile tanıştım. Bazen şehirde tanımamız gereken insanlarla teğet geçeriz ya, Ahmet Turunç da onlardan biri. Tiyatroya gönül vermiş ve icrası oldukça zor bir dalda geleneksel Türk tiyatrosunda yetkinleşmiş.

Kendisi Kültür Bakanlığı Geleneksel Türk Sanatı Orta Oyunu Sanatçısı, aynı zamanda somut olmayan taşıyıcı kültürel miras sanatçısı olarak da tanımlanıyor. Aynı zamanda Hacivat ve Karagöz, orta oyunu ve meddah gibi unutulan sanatı da yaşatıyor.

Hatta Bursa Sanat Tiyatrosu'nda yetişen oyunculardan biri Şehriban Gürer Türkiye'deki ilk kadın Pişekâr... Yani çok özel bir tiyatro. Giderek unutulan Geleneksel Türk tiyatrosunu Bursa'da yaşatma işlevini üstlenmiş olan Bursa Sanat Tiyatrosu da Kültür Bakanlığı'nın desteklediği ödenekli tiyatrolar arasında yer alıyor. Bursa Sanat Tiyatrosu kurucusu, oyuncusu, oyun yazarı, oyun yönetmeni ve aynı zamanda Kültür Bakanlığı sanatçısı olan Ahmet Turunç ile tiyatro üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. İlgiyle okuyacağınızı umuyoruz.

Sayın Ahmet Turunç, Bursa Sanat Tiyatrosu ne zaman kuruldu?

Bursa Sanat Tiyatrosu'nu 2000 yılında kurduk, o günden bugüne oyunlarımızı sahneliyoruz. Yıldırım Belediyesi bünyesinde 2,5, 3 yıl kadar Şehir Tiyatrosu'nda oynadık. Biz yetişkin ve çocuk oyunlarını Bursa ve çevre illerde oynuyoruz. Yaz aylarında turnelerimiz oluyor. Ayrıca cumartesi günleri kurslarımız oluyor, yetişkinlere ve çocuklara yönelik...

Salonunuz küçük ama çok sıcak; oyunun enerjisi olduğu gibi seyirciye geçiyor. Kaç koltuğunuz var?

47 koltuğumuz var... Çocuklarla 70'e çıkıyor. Biz burada ve farklı sahnelerde oyunları sergiliyoruz. Sahnemizde sizin de dediğiniz gibi seyirciyle bire bir ilişki kurabiliyoruz.

'TAM BİR ABSÜRT TİYATRO'

Oyuncularınız kadrolu mu? Yani hep Bursa Sanat Tiyatrosu'nda mı oynuyorlar?

Oyuncularımız Bursa Sanat Tiyatrosu bünyesinde oyun oynayan kişiler. Biz burada Bursa'da tiyatro yapmak isteyenleri tiyatro izleyicisiyle buluşturuyoruz.

Peki, Bursa'da seyirciden destek alabiliyor musunuz?

Evet. İlgi güzel. Bursa'da seçkin bir tiyatro seyircisi var. Güzel işler sunduğunuzda sizi destekliyor, koruyor. Bursa Sanat Tiyatrosu tam bir absürt tiyatro...

Absürt tiyatroyu biraz açar mısınız?

Absürt tiyatro her şeyi; kara mizahı, normal mizahı içinde barındıran bir tiyatro türüdür. Yani tiyatro, mizah hepsi var...

Yalnız sizin oyununuzda bir şeye dikkat ettim. Güçlü bir mizah vardı, ama küfür ya da kötü diyebileceğimiz sözcükler yoktu. O yüzden çocuklar da rahatlıkla izleyebildi. Son yıllarda özellikle sinema komedilerinde ağır argo ve küfür yer alıyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Evet, mizah yapıyoruz. Aynı zamanda da ben sanatı ciddi yapıyorum. Küfür yok, kötü sözcük yok. Aileler çocuklarıyla izleyebilir. Şu da doğru, sanat özgür olduğu kadar gelişir.

'500 ÜZERİNDE SEANSTA 15 BİN KİŞİYE OYNADIK'

Bursa Sanat Tiyatrosu bugüne dek kaç kişiyle buluştu?

15 bin kişiye oynadık. 500'ün üzerinde seans yaptık...

Sadberk Hanım'ın Konağı adlı oyununuzu izledim ve çok da beğendim, oyundan söz eder misiniz?

Oyunu ben yazdım ve sahneledim. Oyuncularımız ben varım,  Serpil Aslantürk, Şehriban Gürer, Deniz Canıtez, İsmail Efendioğlu, Caner Gürer, Ezgi Bora ve Mehmet Okur var.  Hepsi de Bursa Sanat Tiyatrosu'nda eğitim görüp oyuncu olan arkadaşlarımız. Oyunları genelde kendimiz yazıyoruz...

Kaç yıldır tiyatro yapıyorsunuz?

Elli yıldır sahnelerdeyim. Dedem de geleneksel Türk Tiyatro sanatçısıydı... Kol korçak denilirdi. Elle kukla oynatırdı... Sandığın içine girip elleriyle oynardı... Erzurum yöresinde köy seyirlik oyunlarımız vardı. Şu anda oynanmıyor. 8 yaşında başladım. Erzurum Devlet Tiyatrosu'nda oynadım. On yıl kadar da Almanya'da tiyatro yaptım. Sahne bizim işimiz...

YILDIRIM'DA TİYATRO YAPMAK

Kaç yıldır Bursa'dasınız?

1980 yılından beri Bursa'dayım. Neden Bursa derseniz... Sevdiğim için Bursa'ya geldim...

Bursa'yı tercih etmişsiniz de mesela Nilüfer de Bursa'dır ama orada tiyatro yapmak daha kolaydır. Neden Yıldırım'ı tercih ettiniz?

Haklısınız... Nilüfer'de tiyatro yapmak kolay. Ama bana göre, Yıldırım'ın bana çok daha fazla ihtiyacı var. Yıldırım'da tiyatro yapmak eftal ve makbuldür. Ayrıca biz seyircimizin ilgisinden de memnunuz. Okullara, anaokullarına, çocuklara, yetişkinlere oyun sahneliyoruz...

Kurslarınıza ilgi nasıl?

Çok iyi. Her yaştan kursiyerimiz var. Her yaştan kursiyere eğitim veriyoruz. Sadece Yıldırım ve Osmangazi'den değil uzak olmasına karşın Nilüfer'den hatta Özlüce'den gelen kursiyerlerimiz var. Ayrıca 'Güzel Sanatlar'a hazırlık kurslarımızın yanı sıra resim kursumuz da var.

'KÜFÜR VE KÖTÜ SÖZCÜK YOK!'

Son oyununuzdan söz eder misiniz? Tersine bir oyundu, kadının erkeğe şiddeti vardı... Ama oyun sonunda da şiddete karşı net bir mesaj verdiniz...

Evet... Son oyunumuzda kavga ve şiddeti mizahi bir dille anlattık. Kavgasız şiddetsiz barış içinde bir dünya düşünüyoruz. Bunun da toplumun en küçük yapı taşı olan aileden başlayabileceğini düşünüyoruz... Oyunumuzda kitle iletişim araçlarının bilinçsizce kullanımını da eleştiriyoruz. Oyunumuzda torun uyuşturucu bağımlısı, internetten onu arıyor. Anne baba kavga ederken çocuk tanımadığı tehlikeli kişilerle ilişki kuruyor... 2017 yılının son oyunuydu. 2018'de de aynı oyunun yanı sıra diğer oyunlarla da sahnede seyirciyle buluşacağız.

Ramazanda her yıl olduğu gibi geleneksel Türk tiyatrosunun tüm örnekleriyle Bursalıların karşısına çıkacağız. Hacivat-Karagöz, Meddah, Aşık ile Maşuk, Katip Katibe, orta oyunu, kukla gösterileriyle seyirci ile buluştuktan sonra bir aylık Karadeniz turnesine çıkacağız.

ORTA OYUNU

Geleneksel Türk tiyatrosunun Karagöz-Hacivat'a benzeyen gerçek oyuncuların oynadığı bir türü de orta oyunudur. Seyircilerin çevrelediği boş, meydanlık bir alanda oynandığı için bu ismi aldığı düşünülüyor. Orta oyununun da yazılı bir metni yoktur. Ana çizgileri bilinen bir konu ele alınarak oyuncuların doğaçlama, yani tuluat yoluyla geliştirdikleri olaylar dizisi, oyun kişileriyle sahneye getirilir.

Orta oyununda konu bir hikâyedir... Oyuncular söz söyleme ve mizah yetenekleriyle oyunu geliştirir. Oyunda kalıplaşmış tekerlemeler de sık kullanılmasına karşın oyuncuların en belirgin özelliği hazır cevap olmaları ve mizahı çok güçlü kullanmalarıdır.

Orta oyununda Karagöz'ün karşılığı Kavuklu, Hacivat'ın karşılığı ise Pişekâr'dır. Öbür oyun kişileri, gölge oyunundaki kişilerle büyük benzerlik gösteren kalıplaşmış tiplerdir. Orta oyunu da dört bölümden oluşur.

Cumhuriyet tarihinin en büyük orta oyunu sanatçısı ise 1973 yılında yitirdiğimiz İsmail Dümbüllü'ydü. "Türk Tiyatrosu"nun güldürü geleneğinin nişanesi sayılan kavuk, Kel İsmail'den İsmail Dümbüllü'ye geçmişti. Sonrasında ise Münir Özkul ve Ferhan Şensoy taşımıştı. Son olarak Rasim Öztekin'e devredildi... 5 Ocak 2017'de yitirdiğimiz usta oyuncu  Münir Özkul'u saygı ve rahmetle anıyoruz.

TEK KİŞİLİK TİYATRO: MEDDAHLIK

Meddahlık için tek kişilik tiyatro denebilir. Meddah, tiyatronun bütün kişilerini varlığında birleştiren oyuncudur. Yüksekçe bir yerde oturarak bir öyküyü başından sonuna kadar, canlandırdığı kişileri ağız özelliklerine göre konuşturarak anlatır. Perdesi, sahnesi, elbiseleri, dekoru, kişileri bulunmayan bu tiyatronun her şeyi meddah denilen o tek adamın zekâsına, bilgisine, söz söylemedeki başarısına bağlıdır.

Meddahların çoğu, klasikleşmiş beyitlerle öykülerine başlarlar. Meddah anlatacağı öyküye geçmeden önce: "Haak dostum Haak!" diyerek beyitlerle oyuna girer. Meddahlar insanların yanı sıra hayvanların, doğanın ve cansız nesnelerin seslerini de taklit eder.

Meddah mendili ve sopasıyla gösterisini sürdürür... Mendille çeşitli başlıklar yapar, terini siler. Sopayı da oyunu başlatmak, seyirciyi suskunluğa çağırmak, kapıyı vurmak için ya da saz, süpürge, tüfek, at yerine kullanır. Bitişte özür diler, oyundan çıkan sonucu yani kıssayı bildirir. Daha sonra anlatacağı öykü adını ve anlatacağı yeri söyler.