10 bin altınlık sermaye!

H. Gül KOLAYLI 03 Nisan 2016 Pazar, 08:10

Kendini "Marka Filozofu" olarak tanımlayan Muharrem Dere, 140. eğitimini Uludağ Üniversitesi'nde yaptı. Akademisyenlerin yanı sıra Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Grafik bölümü öğrencileri başta olmak üzere çok sayıda öğrencinin izlediği program iki aşamalı gerçekleşti.

İlk gün seminer şeklinde Uğur Mumcu Salonu'nda düzenlenen ve 3 saat süren etkinliğe Bursa Reklamcılar Derneği Başkanı Nail Özer de katıldı... İkinci gün Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu'nda 5 saat süren bir atölye çalışması gerçekleşti...

(Muharrem Dere, aslında çok yönlü bir insan... Yazar, şair, neyzen... Pek çok müzik aletini kullanıyor. Aynı zamanda son kıssahanlardan; cümbüşe benzer Orta Asya kökenli otantik bir çalgı da kullanıyor.

Ve senarist; oyun yönetmenliği var, tiyatrocu, televizyon programcısı... Sıranın çok dışında biri. Tüm bunların yanı sıra geçimini sağladığı uzmanlaştığı meslek grafiker, reklam ve halkla ilişkiler uzmanı ve marka danışmanlığı... Aslen Bursalı, İstanbul'da yaşıyor...)

Bursa da dahil 66 kentte marka seminerleri, onlarca yerleşim yerinde kıssahan söyleşileri yapan Muharrem Dere, üniversite öğrencilerine, sosyal katma değeri olan sivil toplum kuruluşlarına yönelik çalışmalarını sosyal sorumluluk projesi kapsamında ücretsiz gerçekleştiriyor.

 

MARKA ALANLARI

Uludağ Üniversitesi'ndeki seminer ve atölye çalışmaları da bunlardan biriydi.

Muharrem Dere, söze marka harcamalarının gider değil, yatırım kalemi olduğunu söyleyerek başladı ve nelerin marka olabileceğini anlattı:

"Ürünler, hizmetler, projeler, yerler ve bireyler! 5 temel mesele var... Ürünler en önemli marka kalemlerinden biridir. Gözlük, tablet, elle tutulan her şey dahildir. Bir şey marka olduğu zaman, marka patenti tescili olduğunda artık bir üründür.

İkincisi hizmettir. Hizmetler markalaşır. Danışmanlıklar, eğitim ve sağlık hizmetleri, reklamcılık gibi...

Üçüncü olarak bireyler markalaşır. Mesleğinin uzmanları, sanatçılar, siyasiler...

Projeler markalaşır. TÜBİTAK, Habitat, Green Peace, Baba Beni Okula Götür gibi kampanyalar... Sanat projeleri de markalaşır. Aykırı Kumpanya gibi... Broadway müzikalleri markalaşma projesidir. Hollywood projesi. Afişinden logosundan bilgisayar ara yüzleri, yatay, dikey görseller, televizyon reklamları gibi! Yerler yani coğrafya da markalaşır."

 

KADİM ÖĞRETİNİN IŞIĞINDA

Ardından kadim bir Kafkas öğretisine atıfta bulundu: "Kadim öğreti bir kişinin toplumda kabul görmesi için beş şart öngörüyor; sima, seda, kelam, marifet, hüsnühal! Bunlara sahipseniz, hüsnü kabul görürsünüz, aranır, sevilirsiniz... Bu aynı zamanda dünyanın en eski, en basit, en etkili marka yol haritasıdır. 10 bin altınlık sermayedir..."

Muharrem Dere, kadim, ezotorik öğretinin 5 maddesini günümüz marka kavramıyla bütünleştirerek anlattı...

Dere'nin aktardığı bilgiler özetle şöyle:

"SİMA / YÜZ:

Yüz güzelliği doğuştan. Lakin gülen yüz, tatlı bakış sonradan kazanılabilir. Kurumlardaki karşılığı kurumsal kimlik, marka kimliği... Logosu, tabelası her şey! Markalar hedeflerine pazarlarına en uygun görünümü işin başındayken profesyonellerin desteği ile tasarlayabilir.

Çin atasözü diyor ki: Dükkânın kepengini açarken, yüzününkini de aç!

SEDA / SES:

Kişide ses güzelliği, yüz güzelliğini tamamlar ve iletişimin başında olumlu tesir bırakıyor. Kişinin ses tonunu kullanış biçimi çok öne çıkıyor. 'Merhaba'nın bile azarlar tonda ya da sıcak bir sesle söylenmesi farklı. 

Kurumsal karşılığı iletişim dili. Hedef kitleyle etkili bir iletişim için gerekli dil planlanmalı, sürekli geliştirmek kaydıyla uygulanmalı...  

KELAM / SÖZ:

Kelam sözdür. İfadedir. Kişide sözün değeridir. Kişi sözüyle değerlidir. Söz değerini sahibinden alır. Kurumlardaki karşılığı ise vaattir.

Kurumlar, markalar vaatlerinin arkasında her zaman bedeli ne olursa olsun durmak zorundadır. Sözünü tutmayan kişi itibarını kaybeder. Kurumlar da öyle...

MARİFET / USTALIK

Marifet yani ustalık. Kişide mesleğinin erbabı olması. İşinin ustası olanlar her zaman saygı görür. Kurumda ise kurumsal kimlik, marka kimliğidir.

Kalite artık vaat değil, temel şarttır. Ürün hizmet kalitesinin yüzde 100 değil, artı 1 ile yüzde 101 olması markaların ömrünü uzatır.

HÜSNÜHAL / AHLAK

Hüsnühal (edep) yani ahlaktır. Kişide güvenilirlik anlamına gelir. Güzel huya sahip güvenilir insanlar her toplumda sevilir ve aranan insanlar arasına girer.

Kurumlarda ise itibar anlamına gelir.

Kurumlar ve markalar sağlıklı büyümek için gerek sosyal projelerle gerek diğer iletişim yöntemleriyle kurumsal kimliklerine yatırım yapmalıdır. Müşteri ilişkisi satışla bitmez. Satış sonrası şikayet süreçleriyle zorlu bir imtihandan geçerler...

Beş özelliğin hepsi önemlidir. Ama ahlak kötüyse diğerlerini boşa çıkarır."

 

HAYALLERİNİZİ ÇÖPE ATMAYIN!

Muharrem Dere, üniversite öğrencilerine hayallerinden vazgeçmemelerini, çok okuyup araştırmalarını ve kendilerine güvenmelerini önerdi ve dedi ki:

"Büyük marka yaratmanın en zorlu engelleri iyi eğitimli, zeki insanlardır. Sizin hayallerinizin asla gerçekleşmeyeceğini öyle akli delillerle ispat ederler ki ve o hayalin içine o denli çabuk ederler ki, ne olduğunu anlamadan hayatınızın fikrini çöpe atmış olursunuz..."