24 Haziran seçimlerine doğru

H. Gül KOLAYLI 20 Haziran 2018 Çarşamba, 06:41

Hiçbir seçimde seçmenin aklı bu kadar karışmamıştı...

Seçime Cumhur ve Millet ittifakı ile herhangi bir ittifakta yer almayan partiler katılıyor...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, iktidar partisinin Cumhur İttifakı'nı hiç dile getirmediği yönünde eleştirilerini gündeme getirdi...

(Bu durum daha önce Bursa yerelindeki aday tanıtımları sırasında dikkatimi çekmişti ve köşemde de yazmıştım.)

Aslında ittifakların en önemli yanı barajı sıfırlaması...

İttifaklar sayesinde Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi gibi baraja takılan partiler, her hâlükârda TBMM'de temsil edilebilecekler...

Seçime ilk kez katılan İYİ Parti'nin baraj sorunu zaten yoktu. Zaten farklı çizgideki tüm firmaların yaptığı anketlerde de bu net görülüyor...

PARTİZANLAŞMIŞ SEÇMEN

Seçmenin aklını karıştıran mevzulardan biri de bu barajı sıfırlayan ittifaklar...

Bu da "partizanlaşmış seçmen" ile "Kararsız seçmen" ikilemini doğurdu...

A, B, C, D ya da E partisi fark etmiyor... Her partinin tabanında partizanlaşmış bir seçmen kitlesi oluştu...

Parti üyeleri bazında daha da keskinleşen bir partizan üye tablosuyla karşı karşıyayız...

Partizanlaşmış seçmen ya da üye, en masum tabirle oklarını atmaya hazır kirpi gibi!

Ortak noktalar azalırken, uçlar giderek açılıyor... Beni en çok rahatsız eden şey de bu!..

KARARSIZ SEÇMEN

Öte yandan sessiz çoğunluk içinde kararsızlar da var ve kaygıları ekonomi odaklı.
Fabrikada çalışan işçi işsiz kalmaktan; esnaf satışların düşmesinden, vergisini, borcunu ödeyememekten...

Beyaz yakalılar ev taksitlerini, çocuklarının özel okul taksilerini ödeyemez duruma gelmekten...

Ev kadınları pazar filelerini dolduramamaktan, tencereyi kaynatamamaktan korkuyor...

Köylünün, çiftçinin korkacak nesi kaldı işte orasını bilmiyorum!..

GENÇ SEÇMENLER

Bir de genç seçmenler var; onlarda da gelecek kaygısı ağır basıyor...

Gençler... 24 Haziran seçimlerinin anahtarı...  

Tüm cumhurbaşkanı adayları da bunun farkında... Bazısı son günlerde olmak üzere gençlere yönelik proje ve vaatlere hızla ağırlık verdiler...

Anketlerin çoğu, 18 ile 30 yaş arası genç seçmende kararsızların çok olduğunu gösteriyor...

Öte yandan bu seçimde; sosyal medya bugüne dek hiç olmadığı kadar etkin kullanılıyor...
Sosyal medya kullanıcıları arasında gençler önde yer alıyor.

Bunun farkında olan liderler de gençlerden oluşan sosyal medya ekipleri kurdular... Bazı ekipler lidere sadece sosyal medya malzemesi değil mizah da üretiyor.

SOSYAL MEDYADA SEÇİMLER

Liderler, adaylar, siyasiler, mitingleri, salon toplantılarını, basın açıklamalarını hatta seçmen ziyaretlerini sosyal medyada canlı olarak yayınlıyor ya da bol bol fotoğraf paylaşıyor.

SP lideri ve cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu e-miting bile düzenledi.

Yenilerde Kemal Kılıçdaroğlu ile Temel Karamollaoğlu'nun animasyonları öne çıktı...

Pek çok televizyon kanalında yer bulamayan muhalif adaylar sosyal medyayı etkin kullanmayı tercih ediyor.

(Ne yazık ki sosyal medya aynı zamanda insanları daha da keskinleştiren bir arenaya dönüştü. Partizan seçmen ve üyenin birbirlerini tehdit ettikleri, hakaretlerin, iftiraların, yalan haberlerin, üstünde oynanmış fotoğrafların havada uçuştuğu bu arena insanları daha da kutuplaştırıyor...)

OY GEÇİŞLERİ, KARARSIZLAR

İttifak süreci, seçmenin daha önce oy verdiği partiler ile seçim yarışında olan partiler arasındaki oy geçişini hızlandırdı...

1980 öncesi AP, sonrasında DYP ve Anavatan Partisi seçmeni olan vatandaşların bir kısmında, yeniden merkez sağ olarak konumlandırdığı İYİ Parti'ye yönelim var.

MHP'den bir kısım seçmen ayrıldı, ama hiçbir şekilde vazgeçmeyen bir kısım MHP oy vereni yine MHP'de kararlı, ancak cumhurbaşkanlığı seçiminde kararsız.

Bazı sosyal demokrat oy verenler, 'Barajı geçsin, Meclis'te iktidar partisi çoğunluk elde etmesin' diye milletvekili seçiminde HDP'ye oy vermeyi düşünüyor. Ama onlar da "Daha önce çözüm sürecinde olduğu gibi AK Parti ile anlaşırlarsa!" kararsızlığında.

Kararlı seçmene gelince çoğunluk AK Parti'de... Ancak bu çoğunluğun oranı cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci tura ve Meclis çoğunluğuna yetecek?

Bu soruyu bazı aktif siyasiler dışında son günlerde herkes birbirine sorduğuna göre; insanlarda netleşmiş bir fikir yok, yani kararsız bir hal söz konusu.

ANKETLER

Anketlere gelince... İktidarı belirleyen çoğunluğun profiline uyan bir mahallede yaşıyorum.

Benim mahallemde insanlar anketçilerden tırsıyor. Denk gelenler, 'Fişleneceğiz!' korkusuyla doğruyu söyleyemediklerini belirtiyor özellikle de oy verecekleri parti konusunda fikir değiştirenler!..

Uzun yıllar CHP oy vereni olanlar ile kararlı iktidar partisi seçmeni net...  Anketörler sorduklarında çekinmeden oy verecekleri partiyi belirteceklerini söylüyor...

ÖNCELİK DEMOKRASİ

Bir hatırlatma yapmak istiyorum...

Mustafa Kemal Atatürk İngiliz savaş gemilerini Boğaz'da gördüğünde "Geldikleri gibi giderler!" demişti... Geldikleri gibi göndermek, yani 'Milli Mücadele' adına Sivas ve Erzurum kongrelerini düzenlemişti.

Milletvekilleri seçilmiş, Ankara'da meclis açılmış ve hükümet seçilmişti. Mustafa Kemal Atatürk muhafazakârları, milliyetçileri, liberalleri, sosyalistleri, herkesi 'Milli Mücadele' ülküsünde bir araya getirmişti.
Mustafa Kemal Atatürk, İstikametini Cumhuriyet ve demokrasi olarak belirlemişti. Ankara hükümeti dünya kamuoyunda halklar nezdinde onay görmüştü. Bu da ülkelerin politik üstyapısına yansımıştı...

Bugüne gelirsek...
Emperyalizm bölgemizde bin bir çeşit oyun oynuyor. Demokrasiden uzaklaşmış ülkelere elini kolunu sallaya sallaya dalıyor, kan akıtıyor, bölüyor, parçalıyor... Irak fiili olarak üçe bölünmüş durumda; Suriye'nin mevcut hali de ondan farksız.
Hedefte sürekli şeytanlaştırılan İran var. Türkiye'nin de hedefte olduğunu anlamamak için aptal olmak lazım.  Son bariz delili 15 Temmuz FETÖ'cü darbe teşebbüsüdür.

Başa çıkabilmenin tek yolu; demokrasiye, Cumhuriyet'e, hukuka sahip çıkmaktan, birlik ve beraberlikten geçiyor!..