26 Ağustos zaferleri

H. Gül KOLAYLI 27 Ağustos 2017 Pazar, 08:43

Dün 26 Ağustos'tu. Hem 1922'de Kocatepe'de başlayan Büyük Taarruzun, hem de 1071 Malazgirt zaferinin  yıldönümüydü...

Malazgirt Zaferi  Türklere Anadolu'nun kapısını açmıştı.

26 Ağustos 1922 ise  Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde Anadolu'nun düşman işgalinden kurtuluşu için başlatılan ve 30 Ağustos Zaferi ile taçlanan Büyük Taarruz'un başladığı gündü...

Dün Muş il dernek temsilcileri, yöneticileri ve üyelerinden oluşan bir heyet Atatürk Anıtı önünde Malazgirt Zaferi'nin yıldönümü nedeniyle basın açıklaması gerçekleştirdi.

Etkinlikte Akçanlılar  Derneği Başkanı Zekeriya Kutlucan, Bursa Muşlular Eğitim, Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Cahit Ozan ile Muş İli Kültür Eğitim Kalkındırma Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Mehmet Veysi Tutkun'un da hazır bulundu.

Dernek temsilcilerinden bazılarının  ay yıldızlı tişört giyerek katıldığı etkinlikte basın açıklaması ise Zekeriya Kutlucan tarafından gerçekleştirildi.
Zekeriya Kutlucan konuşmasına Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu tarafından yazılan Malazgirt Marşı şiirinden dizeler okuyarak başladı:

"Aylardan Ağustos, günlerden Cuma
Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum'a
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma

Yeni bir şevk ile gürledi gökler
Ya Allah, Bismillah,  Allahuekber

Nağramızdır bugün gök gürültüsü,
Kanımızdır bugün yerin örtüsü
Gazi atlarımın nal parıltısı

Kılıçlarımızdır çakan şimşekler
Ya Allah, Bismillah,  Allahuekber!"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun zaferin yıldönümünü kutlamak için Malazgirt'e gittiğine vurgu yapan Başkan Kutlucan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Günlerden 26 Ağustos, yıllardan 1071, yer Malazgirt Ovası. Bir yandan 130 bin askeriyle Romen Diyojen diğer tarafta da 20 bin kişilik askeriyle Sultan Alparslan. Diyojen batarya batarya güllelerle saldırıyor, onun karşısında Sultan Alparslan'ın askerleri ise Allah Allah nidalarıyla vatan aşkıyla saldırıyordu. Olmaz denilen oluyor. İnanılmazı, imkansız deneni başarıyorlar. Mağlubiyet denilen galibiyetle neticeleniyor. Bizans hüsrana uğruyor. Çünkü inananlar zafere odaklanmışlardı."

Malazgirt zaferinin sonuçların dikkat çekerek şunları söyledi:

"Siyasi askeri sonuçlarıyla Malazgirt zaferi Türk ve dünya tarihine şerefle damga vurmuş, farklı kültürlerin, dillerin, inançların, ırkların bir hoşgörü ikliminde yaşadığı bir medeniyetin ilk adımı olmuştur. O başarılı komutan adaletiyle, merhametiyle tarih yazdı..."

Günümüze de atıfta bulunan Zekeriya Kutlucan şu mesajı verdi:
"Bugün de bizleri güçlü kılan, önümüze çıkan her güçlüğe rağmen azmimizi artıran, farklılıklarımıza rağmen mesele vatan olunca Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i hep  birlikte 'ya Allah Bismillah, Allahu Ekber' diyerek vatanını namus bilerek saldırmışlardır.

Bu duygu ve düşünceyle buradan tüm dünyaya haykırıyoruz. Herkes haddini bilsin. Türk'e kefen biçilmeyeceğini Malazgirt'ten, İstanbul'dan, Kurtuluş Savaşı'ndan Çanakkale'den öğrenmediyseniz, tekrar öğretmesini de biliriz. "

 

 

 

26 AĞUSTOS BÜYÜK TAARRUZ

26 Ağustos 1922 günü Kocatepe'de bir destan yazıldı.

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk Kocatepe'deki Fevzi Çakmak ve İsmet Paşalarla birlikte Kocatepe'deki yerini aldı ve ordugah çadırında taarruz emri verdi... 

4 gün süren Büyük Taarruz, 30 Ağustos'ta Başkomutanlık Muhaberesi de denilen zaferle taçlandı.

 Topçuların 04.30'da taciz ateşiyle başlayan harekat 05.00'te yoğun topçu ateşiyle devam etti... 06.00'da Tınaztepe'yi aldı...

Günün ilerleyen saatlerinde sırasıyla Belentepe, Kalecik, Sivsiri düşman işgalinden kurtuldu. 1. Ordu birlikleri büyük kaleciktepe'den Çiğiltepe'ye kadar düşman mevzilerini ele geçirdi...

Mustafa Kemal Atatürk Nutuk'ta 26 Ağustos'u şöyle anlatır:

 "20/21 Ağustos 1922 gecesi 1'inci ve 2'nci Ordu Komutanlarını da Cephe Karargâhına çağırdım. Genelkurmay Başkanı ile Cephe Komutanını da yanımda bulundurarak, taarruzun nasıl yapılacağını harita üzerinde kısa bir savaş oyunu şeklinde açıkladıktan sonra, Cephe Komutanı'na o gün vermiş olduğum emri tekrarladım.
Komutanlar harekete geçtiler. Taarruzumuz, strateji ve aynı zamanda bir taktik baskın halinde yürütülecekti. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de kuvvetlerin yığınak ve hazırlıklarının gizli kalmasına önem vermek gerekiyordu.
Bu sebeple bütün yürüyüşler gece yapılacak, birlikler gündüzleri köylerde ve ağaçlıklar altında dinleneceklerdi. Taarruz bölgesinde, yolların düzeltilmesi vb. çalışmalarla düşmanın dikkatini çekmemek için diğer bazı bölgelerde de benzeri yanıltıcı hareketlerde bulunulacaktı.
24 Ağustos 1922'de karargâhımızı Akşehir'den, taarruz cephesi gerisindeki Şuhut kasabasına getirttik, 25 Ağustos 1922 sabahı da Şuhut'tan savaşı idare ettiğimiz Kocatepe'nin güneybatısındaki çadırlı ordugâha naklettik. 26 Ağustos sabahı Kocatepe'de hazır bulunuyorduk. Sabah saat 5.30'da topçu ateşimizle taarruz başladı."